24 Kasım 2009 Salı

İnsanlığın Bilinen Geçmişi

Teknoloji ve İnsan
İnsanlığın Bilinen Geçmişi



İnsan olarak anılan canlı varlık, üzerinde yaşadığımız Dünya gezegeninin ve güneş sistemimizi oluşturan tüm gezegenlerin en akıllı canlısıdır. İnsanı diğer canlılardan farklı kılan en önemli özelliği aklı ve yetenekleridir.

İnsan, bilinen geçmişi süresince çevresinde oluşan hareketle­ri ve bunların nedenlerini, üzerinde yaşadığı dünyayı, güneş sis­temini, kendi galaksisini ve tüm evreni algılama yolunda sürek­li çaba sarf etmiştir. Et ve kemikten oluşan vücudu ile yapama­yacağı işleri, yarattığı âletlerle yapabilmek için çalışmıştır. Bir bakış açısı ile sanki yapısının derinliklerinde, yani genetik enfor­masyonunda, "Varoluşunun Keşfedilmesi" görevi yatmaktadır.

Bilinen ya da tahmin edilen insanlık tarihi MÖ 50.000 yılı­na kadar uzanır. Bu döneme ilişkin fosil kalıntılar, yazılı yapıt­lar ve efsaneler günümüze kadar gelmiştir. Bilindiği gibi can­lıların ve insanların yeryüzünde varoluşlarına ilişkin çeşitli yaklaşımlar ve dogmatik inanışlar vardır. Skolâstik yaklaşıma göre tüm canlılar sembolik bir anlatımla ilâhi bir güçle bir günde yaratılmışlardır. Evrim teorisine ve genel bulgulara gö­re ise Homo Erectus günümüzden 200 ile 500 bin yıl önce de­nizlerden karalara çıkarak iki ayağı üzerinde dikilmiş, sürecin devamında ise düşünebilen insan yani Homo Sapiens oluşmuş­tur. Günümüzden 200 bin yıl önce düşünebildiği varsayılan in­san, günümüzden sadece 6.000 yıl önce dev adımlar atmaya başlamış ve yeryüzünde geçmişi bilinen bir insanlık tarihi oluşmuştur. İnsanlığın son 6.000 yıllık geçmişinden önceki dö­neme ilişkin ise çeşitli düşünceler vardır. Bu düşüncelerin te­melinde, tüm kutsal kitaplarda ve semavî dinlerin ortaya çıkı­şından önceki dönemlere ilişkin tarih kitapları ve sanatsal ya­pıtlarda anlatılan olaylar yatmaktadır. Bunlardan "Büyük Tufan Efsânesi", "Kıyamet Tanımlanışı" geçmişe yönelik düşün­celerin ve insanlığın varoluşu olgusunun büyük bir merakla araştırılmasına neden olmaktadırlar. Bir diğer yaklaşıma göre tüm canlıların yeryüzüne içinde yaşadığımız galaksinin kıyamet sonucu yok olan bir gezegenin­den gelmiş oldukları da düşünülmektedir.

Bilindiği gibi dünya gezegeni Samanyolu olarak adlandırı­lan gezegenler topluluğu içinde bulunmaktadır. Samanyolu ga­laksisi Evrende bulunan milyarlarca galaksiden sadece biridir. Samanyolu galaksisi de kendi içinde milyarlarca güneş siste­minden oluşmaktadır. İçinde bulunduğumuz güneş sistemi bel­ki de Samanyolu galaksisinin en ücra köşesinde kalmış, belki de en unutulmuş parçalarından biridir.

İnsan, bizim bildiğimiz kendini tanıma ve bilme zamanından bu yana sürekli olarak varoluşunu irdelemiş, yaşadığı günün ga­ilelerinden bir an uzaklaşıp tefekküre dalarak "nereden gelip ne­reye gidiyoruz" sorusunu kendi kendine sürekli sormuştur. Du­varları ve sınırları olmayan bir uzayda ara sıra sanki bir tefek­kür hücresine girmiştir. Bu sorgulamayı aklını bildiğimiz anlam­da kullanmaya başladığı dönemlerde sembolik anlamda da ger­çekleştirmeye devam etmiştir. Naacal tabletlerinden öğrendiği­miz kadarı ile Mu uygarlığında bu sorgulamayı tefekkür hücre­lerinde kendi kendine yapmıştır. Mu uygarlığının devamı olarak kabul edilen Mısır uygarlığının yarattığı Keops, Kefren ve Mikerinos piramitlerinin (MÖ 3000) altında bulunan hücrelerde de ara sıra tefekküre dalarak çözemediği bu soruya cevap bulmak için çaba sarf etmiştir. Binlerce yıl sonra da keşfedilen onca bi­linmeyen olmasına rağmen halâ aynı soruyu kendi kendine sor­makta ve sembolik anlamda tefekkür hücresine girmektedir.

İnsan bu araştırma sürecinde, hedefine ulaşabilmek için ya­şamını kolaylaştıracak âletleri yaratma, icat etme yolunda iler­lemektedir. Geçen binlerce yıllık süre içinde sarf edilen sürekli çabalar nicel birikimler oluşturmuş, bu birikimler bazı zaman­larda parlatılan kıvılcımlarda nitel dönüşümler yaratmışlardır.

Yeryüzündeki insan yaşamını tümü ile etkileyen bu büyük dönüşümler çağ olarak adlandırılmışlardır. Çağ kavramı insan­lık tarihinde yaşanan kültürel gelişmelerde elde edilen büyük aşamaları belirlemektedir. İlkçağ, Ortaçağ, Yeniçağ derken, "çağ" kavramı bu anlamda kullanılmaktadır.

Yaşamın bilinen ilk çağında insan dünyanın zor doğal koşul­ları içinde yaşam mücadelesi vermekteydi. Bu döneme ilişkin bulgular yaşanılan dönemleri Taş ve Maden devirleri olarak adlandırmamıza neden olmaktadır. Yontma Taş ve Cilâlı Taş dönemlerinde insan dünya üzerindeki yaşam mücadelesini sürdürebilmek için yararlanabileceği diğer canlıları öldürebilmek amacı ile taştan silâhlar yapmıştır. Sürecin devamında ateşi kullanarak madenleri işlemiş, gelişimini ve doğa ile mücadele­sini sürdürmüştür.

Âlet yapma yeteneği, insanı diğer canlılardan ayıran en önemli özelliklerinden biridir. İnsan, bildiğimiz başlangıç döne­minden bu yana teknoloji üreten bir varlıktır. Bu bakış açısı ile de teknolojinin tarihi insanlığın tüm evrimini içerir. Teknoloji insanlığın ilk dönemlerinde zanaatkarlar tarafından üretilmek­tedir. Eski Yunanlılar teknoloji kavramım "Techno" yani "zanaat" ve "logos" yani "söz" sözcüklerinden oluşan bir tanımlama ile ifade etmekteydiler.

İnsanlık tarihi içinde doğanın zor koşullarına karşı verilen yaşam mücadelesi binlerce yıl sürmüştür. Yapılan âletlerin ya­şamı kolaylaştırıcı özelliklerinin kullanılması ve bu sürecin ar­tarak hızlanması ile teknolojik ilerlemeler yaşamı belirlemeye başlamıştır.

İnsanın evrim süreci içinde, bilginin, bunu değerlendirerek ve yargılayarak sonuç elde eden aklın, akıl ve mantığın sonucu ortaya çıkan teknolojinin, birbirini etkileyen ve ilerleme kayde­den bir süreç olduğu görülür. Bilgi bir süreç ve birikim ile elde edilmiş,akıl ile değerlendirilmiş, elde edilen sonuç yeni keşif ve icatların yani yeni âletlerin yapılmasını sağlamıştır. Bunların kullanımı ile yeni güzellikler ve yeni bilgiler elde edilmiştir.



RÖNESANS

Bilinen tarihte ilkçağ, insanın doğa ile yoğun mücadelesi ile geçmiştir. Bu çağın devamındaki antik çağ olarak adlandırılan MÖ 700 - MS 500 yılları arasında araştırıcılık, felsefe, keşifler ve icatlar ön plândadır.

Tarih boyunca insanların sürekli sorguladığı "Varoluş" olgu­su antik çağda da yoğun bir şekilde araştırılmıştır. Gerçek bili­min henüz varolmadığı bu dönemde düşsel tasarımlara bilim denilmektedir. Tanrıların, Evrenin ve insanın yaratılışı üzerinde felsefî anlamda düşünce üretilmektedir. Yunan filozofları Evre­nin oluşumunu tabiat olayları ile araştırmışlardır. Evreni oluş­turan ana maddeyi Thales "Su" olarak tanımlamıştır. Anaximenes buna "Hava", Herakleitos "Ateş" Anaximandros "Sınırsız ve Vasıfsız Bir Madde" demiştir. Demokritos ise Evreni "Boş Uzaydaki Atomlar" olarak tanımlamıştır. Antik çağ boyunca araştırılan "Nereden Geliyoruz" sorusuna tek tanrılı dinlerin or­taya çıkması ile bir cevap bulunmuştur. Bu olgu belki de araş­tırmaktan yorgun düşen insanın bir teslimiyeti olmuş ve ortaçağ boyunca düşünce, yerini inanışa bırakmıştır.

Ortaçağ, bireysellik bilincinin bastırıldığı, insanların din bir­liği içinde toplumsal bir kimlikle yaşadığı bir dönemdir. Özel­likle batı ülkelerinde yaşamın ve devlet yönetiminin temel un­suru kilise teşkilâtıdır. Kilisenin dogmalarına dayalı yönetimi altındaki halk, yaratma özgürlüğünün tanrılara özgü bir etkin­lik olduğuna inanmakta ve bu dünyadaki yaşamını öteki dünya­ya hazırlık için sürdürmektedir. Dogmalara dayalı bu karanlık yaşam uzun sürmemiştir. Kilise dışında etkin bir güç olan derebeyleri barutun Çin'de icadı, batıya gelmesi ve teknolojinin ge­lişmesi sonucu etkinliklerini kaybetmeye başlamışlardır. Tek­nolojik gelişme ile batı toplumunda bireysellik bilinci de uyan­maya başlamış, atölyeler bazında yapılmaya başlayan üretim, zamanla, sermaye birikiminin oluşmasını da beraberinde getirmiştir. 15. yy'ın sonlarında yani Dünyada büyük coğrafya keşif­lerinin yapılmaya başlandığı sırada önce İtalya'da başlayan sonra da diğer Avrupa ülkelerine yayılan edebiyat ve sanat ala­nındaki yeniliklere Rönesans denilmektedir. Ortaçağın din top­lumuna dayanan toplumsallık bilincinden bireysellik bilincinin filizlenmesi Rönesans'la birlikte olmuştur. Bilindiği gibi bu dö­nemde özellikle sanatçıların bireysel çabaları ile dogmalara dayalı düzen çökmüş ve dünya bugünkü medeniyetin başlangıcı olan aydınlanma çağını yaşamaya başlamıştır.



Ortaçağ araştırmaktan yorgun düşen insanın batıl inançlara teslim olduğu bir dönemdir. Teslimiyetin sorunları çözeme­yeceği zamanla anlaşılmış ve insanı karanlığa iten bu teslimi­yetçi anlayış ile mücadele başlamıştır. Rönesans la birlikte doğayla ilgili her türlü araştırmanın gözlem ve deneye bağlı olması gerektiği savunulmaya başlanmıştır. Yani olaylara bilim­sel yöntemle bakılmaya başlanmıştır. Bu olgu teknolojik dev­rime, teknolojik ilerleme de yeni buluşlara yol açmıştır. İnsan­lık hızla kendini doğanın sınırlamalarından soyutlamaya baş­lamıştır. Doğa artık insanın, sadece parçası olduğu bir şey ol­muş, insan doğayı kullanmaya, ondan faydalanmaya başlamış­tır. Bu bağlamda Rönesans insanlık tarihi için çok önemli bir dönüm noktasıdır.

Batı toplumunda bilimsel düşüncenin alabildiğine gelişmeye başladığı, serbest girişimciliğin gelişmeye açık ortamında bir sü­re sonra sermaye birikimi de oluşmuştur. Ortaçağın sonlarına doğru para ekonomisine ve banka sistemine dayalı, el sanatları ve ticaretin canlı bir şekilde var olduğu kentler oluşmaya başlamıştır. Böylece o zamana kadar sadece kilise ve derebeylerinin elinde bulunan servet ve sermayenin yanında, kendi birikimlerini oluşturmaya başlayan bir burjuva sınıfı ortaya çıkmıştır. Bu du­rum yaşam için gerekli olan maddelerin parayla satın alınabilme­sini sağlamıştır. Yaşanan gelişme, bireylerin çabalarını, hayal gücü ve yaratıcılıklarını destekleyen bir gelişmedir. Böylece insan yepyeni şeyler üretmeye başlamıştır.

Bu sürecin devamında atölyeler bazında yapılmakta olan bir üretimden yavaş, yavaş fabrikalara doğru geçilmiştir. Teknolojik gelişim dev adımlarla ilerlemiş, kurulan büyük işletmelerde kısa zamanda büyük sayılarda ürünün standart ve düşük maliyetlerle üretimi sağlanmıştır. Büyük işletmelerde bir araya gelen insanlar kendi dallarında uzmanlaşmaya başlamış ve büyük bir iş bölümü ortaya çıkmıştır. Endüstri devrimi olarak isimlendirilen bu oluşum ile batı toplumu bilinçlenmeye başladığı bir çağı da yakalamıştır. Bu çağın insanı, orta çağ insanından farklı olarak öte dünya yerine bu dünya için yaşamakta, din kardeşi olarak değil insanca yaşama hakkını arayan bir birey olarak topluma katılmaktadır.



ENDÜSTRİ DEVRİMİ

İnsanlık tarihinde iki büyük aşama vardır:
Bunlardan birincisi insanın göçebelikten kurtulup yerleşik dü­zene geçmesi, avcılıktan, tarıma ve hayvancılığa yönelmesidir.
İkinci aşama ise topraktan koparak teknik dünyanın yaratıl­ması olmuştur.

İnsanın tüketicilikten üreticiliğe geçişi binlerce yıl sürmüştür. Yerleşik düzene geçiş kalıcı eserlerin oluşmasını sağlamış ve sosyal, kültürel ve teknik alanlarda birikimler elde edilmiş­tir. Bu süreç endüstri devrimine kadar devam etmiştir.

Teknik dünyanın yaratılmaya başlandığı 18. yüzyıl "Endüstri Çağı" olarak tanımlanıyor. "Endüstri Çağı" batı kültüründe teknolojinin gelişmesi ile başlayan bir süreçtir. Ancak bu süreç sadece batı toplumu ile sınırlı kalmamış, tüm insanlık tarihinin büyük sonuçlar getiren bir aşaması olmuştur.

Batı' da doğan ve dünyanın her bir yanını sarmaya başlayan endüstri dünyasının kuruluşunda, işveren, işçi, iktisatçı, işletme­ci, mimar, mühendis, teknisyen, sanatçı, bilim adamı, düşünür vb. çeşitli uzmanlık dalından gelen sayısız insanın emeği yatmaktadır. Yeni bir düşünce bu toplulukları bir araya getirmiş ve tarihte görülmemiş olan bir işbirliği ve buna bağlı bir işgücü ortaya çıkmıştır.

Yaşam 19. yy başında Avrupa'da yaşanan endüstri devrimin­den bu yana olağanüstü hızlı gelişen değişimlere uğramıştır.

İnsan kaynağına dayalı, ağırlıklı olarak elle yapılan ve dar kapsamlı bir kitleye ulaşan bir üretimden, makinelerle milyon­larca ürünü çok kısa zamanda üreterek geniş kitlelere yayılma­yı sağlayan bir üretim tarzına dönüşülmüştür.

19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başında gelinen bu noktada sa­natsal alanda da büyük gelişmeler yaşanmaktadır. Batının ka­fasında altı yüzyıl kök salan bireysellik bilinci yerini, yavaş ya­vaş, endüstri dünyasının eşitliği ön plâna çıkartan yaşam üslu­buna bırakmaya başlamıştır. Endüstri dünyasının en önemli özelliği olan standartlaşmaya doğru gidiş sonucu oturulan ev­ler, kullanılan eşyalar giderek standart ölçü ve örneklere dayan­dırılmaya başlanmıştır. Bu dünyada dostluk, sevgi gibi en yüksek değerlerde bile sosyal normların etkisi hissedilir olmuştur.

Endüstrileşme ile birlikte toplumsal yaşamda da büyük de­ğişiklikler oluşmuştur. Büyük kitleler tarımsal alandan koparak kentlere göç etmişler, büyük yığınlar merkezlerde toplanmaya başlamıştır. Endüstrileşmiş yörelere kırsal kesimden göç yüzyıl­lar boyu devam etmiştir. Toprağa bağlı yaşamaya alışmış top­luluklar kentlerde yapay bir dünyada yaşamaya zorlanmışlar­dır. 19. yüzyıl sonlarına kadar süren tarımcılık kültürü yerini kent kültürüne bırakmaya başlamıştır. Sürekli toprağa basan insanlar artık asfalt, cam, taş ya da sunî malzemeden oluşan zeminler üzerinde yaşamlarını sürdürmektedirler.

TEKNOLOJİNİN İNSAN YAŞANTISINA ETKİLERİ

Teknolojinin oluşturulması ve kullanılması insan yaşamına olumlu ve olumsuz birçok etkiler yapmıştır.

İnsanın kendini tanıma yolunda dur durak bilmeyen çabala­rı ile birçok keşif ve icatlar gerçekleşmiştir. Elde edilen bu ye­ni değerler ilk aşamada lâboratuar ortamında kullanılırken da­ha sonra günlük hayatın da parçası olmuştur. Bu teknolojik ge­lişim tarih boyunca yaşanılan ölçekleri sürekli büyütmüştür. Bunlar insanlığın gelişimi için yararlı olmakla beraber bir kıs­mı da zarar anlamında kullanım bulmuşlardır.

Teknolojik gelişmelerle yaşam koşulları gittikçe iyileşirken diğer taraftan da dengeler değişmeye başlamıştır. Örneğin, in­sanlar küçük topluluklar halinde yaşarlarken, kullandıkları ba­sit silâhlarla ancak yerel boyutta kalan savaşlar yapabiliyorlar­dı. Bu savaşlarda da kayıplar az oluyordu. Teknoloji ile birlikte bölgesel ve hatta tüm dünyayı saran boyuta geldiler. Nükleer başlıkla yüklenmiş füzeler, bunlara enerji sağlayan atom sant­ralleri, füzelere kumanda olanağı tanıyan radyo frekansı, laser kontrol devreleri, bilgisayar kontrollü savaş sistemleri ve buna benzerleri ile artık savaşlarda yüzlerle ölçülen kayıplar milyon­larla ölçülmeye başlanmıştır.

M.Ö. 5000 yılında saatte 2 - 3 kilometre hızla gidebilen kı­zaklarla taşımacılık yapılmaktaydı. 20. yüzyılda jet motorunun yapılması ile saatte 1000 km’ lik hızın üzerine çıkılmıştır.

Teknolojinin gelişmesi ile doğadan ve dünya nimetlerinden daha çok yararlanılmış, ancak denetlenemeyen denge değişik­likleri sonucu aynı oranda da kirlilik ön plâna çıkmaya başla­mıştır. Yani doğal gelişim hızının aşılması ile doğal denge bozulmuş ve yaratılan atıkların kendi kendini temizleyemediği, mutlaka insan müdahalesinin gerektiği bir yapı oluşmuştur. Ekolojik denge kontrol dışı bir şekilde bozulmaya başlamıştır. Belirtildiği gibi Rönesans’la birlikte insanların aya kadar gi­debilmesini sağlayan bir süreç başlamıştır. Bu sürecin, teknolo­jinin kötü ve kötüye kullanımları sonucu içinde yaşadığımız dönemde Hiroşima ve Çernobil'e de vardığı düşünülmektedir.

Teknolojik gelişme, çıkrık makinesi ile beraber işsizliğe, ilâç­larla beraber yeni hastalıklara, tarımın modernleşmesi ile bera­ber toprağın fakirleşmesine, çamaşır - bulaşık makinesi, buzdo­labı gibi yaşamı kolaylaştıran cihazlarla beraber çevre kirliliği ve endüstriyel atıkların oluşmasına yol açmıştır.Teknolojik iler­leme sonucu doğal bir dünya ve yaşamdan, yapay bir yaşama ve sanal bir dünyaya geçiş olmaya başlanmıştır.
Endüstri devrimi ile bilimin tüm alanlarındaki gelişmeler de ivmelenmiştir.

Canlı varlıkların denizlerden karalara, sürünmekten ayağa kalkışa geçirdiği evrim, yazının bulunuşundan endüstri devri­mine kadar geçen süredeki gelişmeler ile son yüzyıldaki, hatta 1950 yılında elektronik ve bilgisayar teknolojisinde transistö­rün bulunmasından bu yana geçen süre içinde insanlığın elde ettiği gelişmeler karşılaştırıldığında eksponensiyal bir hızdaki gelişme görülmektedir.

Günümüz insanı teknolojinin bu baş döndürücü gelişmesi içinde iletişim olanaklarım sonuna kadar kullanabilmekte ve üzerinde yaşadığımız gezegenin tüm yerleşim noktalarına evinde kurulu bir bilgisayar aracılığı ile gidebilmekte, yerkürenin öbür ucundaki bir olayı canlı olarak izleyebilmektedir. Bu hızlı gelişme ve Evrenin gizemlerinin keşfedilmesi yönündeki bu olağanüstü yarış, insanları belirli kalıplar içinde kalmaya ve bu hızlı akışa ayak uydurmaları için de hızlı yaşamaya zorlamaktadır. Endüstri toplumunun insanı önceki yüzyılların insanı ile karşılaştırıldığında, yaşam biçimi, sanat ve kültür anlayışı, dış görü­nüşü ve alışkanlıkları ile farklılıklar gösterir. Duyguya hitap eden bir klâsik müzik ya da halk müziği, yerini yaşamın hızlı akışını ifade eden pop müziğe, underground, rock vb. müzik akımlarına bırakmıştır. Giyimde renk ve estetik kavramları, yerini marka kavramına bırakmaktadır.

Fotoğraf tekniğinin bulunmasıyla gözleme dayalı bir sanat anlayışı yerini düşünmeye, gözlem ötesindeki hayal gücünü ön plâna çıkartan bir sanat anlayışına terk etmiştir. Empresyonizm yerini ekspresyonizme, o da soyut sanat anlayışına ve daha sonra da per­formansa bırakmaya başlamıştır. Güneşin batması ile uykuya yatan insan elektrikli aydınlatma düzeninin kuruluşu ile artık 24 saat yaşamakta, üretmekte ve var olan tüm sınırları hızla aşmaktadır.

Üretimin hızlı temposu ile teknolojinin insan üstü yeteneklerini kullanan insan, günlük yaşamın kısır döngüsü içinde duygularından uzaklaşmış, daha çok başarı, daha hızlı yaşam, daha çok üretim gi­bi bir yarışa girmiştir. İnsanın hızlı yaşamı teknolojideki gelişme hı­zını arttırmakta, teknolojik gelişmeler de yaşamı daha da hızlandırmaktadır. İnsan ve makine yarış halindedir. İnsan makineleşmekte, duygusallığından uzaklaşmaktadır. Duygusal, dünyanın değerlerini, yani insanî değerleri doyasıya yaşayamayan insan, yerini robotlaşmış bir nesneye bırakmaktadır.

Endüstriyel üretim monoton bir düzende olup, disiplinsizlik ve sistemsizliği kabul etmemektedir. İşlerin otomatik olarak ya­pılması, kişileri monoton bir yaşamın içine itmektedir. Endüstri­leşmenin dayattığı robotlaşmış yaşam insanların bireyselleşmesine de neden olmuştur. Bu yaşam insanların duygusal iç yaşamlarını da etkilemiş, onları kullandıkları makinelere benzeterek, günden güne yetkinleşmesine, ancak aynı oranda da sosyal yaşamdan uzaklaşmasına neden olmuştur. Toplumsal ve bireysel değişimler hızlı iletişim ile geniş kitlelere anında ulaşmaktadır. Toplumun değer verdiği çoğu şey önemini yitirmeye başlamıştır. İdealizm yavaş, yavaş misyonunu tamamlamakta, rasyonalizm hızla ön plâna çıkmaktadır. Günümüz endüstri toplumu in­sanı, içinde yaşadığı bilimsel ve teknolojik yaşam düzenini tüm başkaldırmalarına karşın benimsemek zorunda kalmıştır.



SONUÇ

21. yüzyıla girerken teknoloji inanılmaz hızla gelişerek ilerliyor. İnsanın kendi “Beni” ni keşfetmesi ve bireysel yaratıcılığının önündeki sınırları yıkması ile artık önü kesilemez gelişmeler başladı. 1950 yılında transistorun bulunması ile endüstri devriminden bu yana oluşan nicel birikimler bir nitelik dönüşümü yarattı. Yaşam çizgisi hızla değişmeye başladı. O döneme kadar kol gücünün yerine geçerek yaşamı kolaylaştıracak âletler yapan insan, bu tarihten sonra beyin emeğinin yerine geçen akıllı âletler üretmeye başladı. Elektronik teknolojisinin hızlı gelişimi ve lâboratuar ortamından günlük yaşantıya inmesi ile de hayal gücünü zorlayan gelişmeler elde edilmeye başlandı. Teknolojik ürünlerin çok ucuzlaması sonucu, teknolojinin sade­ce onu kullanma şansını elde eden insanlara verildiği bir yapıdan, onun herkesin kullanımına sunulduğu bir düzene geçildi. İletişim olanakları olağanüstü arttı. Böylece, elinde, bireysel yeteneklerini aklı ile ön plâna çıkartabileceği âletleri olan mil­yonlarca yaratıcı insan, her alanda üretmeye başladı. Dünya üzerine kurulan geniş iletişim ağları ile de bilgi paylaşılmaya başlandı. İnsanlığı 21. yüzyılda olağanüstü etkileyecek olan bir büyük sinerji sistemi olan INTERNET hızla yaşamın önemli bir parçası oldu. 20. yüzyılın son elli yıllık döneminde elde edilen gelişmeler aslında 21. yüzyıl ve sonrası için sadece bir işaret veriyor. 1950 yılından bu yana elde edilen gelişmelerin insanlığın bilinen tarihinden bu yana elde edilen gelişmelerin yüzlerce kat ötesinde olduğu düşünülürse geleceğin çok farklı olacağı anlaşılmaktadır.

21. yüzyılda bir siber çağın yaşanacağı görülmektedir. İletişim teknolojisindeki gelişmeler ve teknolojinin bu alanda sunduğu olanakların geniş kitlelere yayılması ile dünyada, ortak bir dilin kullanıldığı, aynı kültürün yaşandığı ve millî sınırların kalktığı global bir düzene doğru hızla ilerlenmektedir. Bugün bile eldeki olanaklarla bir bilgisayar aracılığı ile dünyadaki bil­gi kaynaklarına erişerek hızla işlem yapmak mümkündür. Bu olanağı kullanarak yetişen yeni gençlikten sahip oldukları yeni değer yargıları nedeni ile "Global Gençlik" olarak bahsedilmeye başlanmıştır.

Elektronik ve bilgisayar teknolojisindeki olağanüstü geliş­meler diğer bilim dallarına da hızla erişmektedir. Bu teknoloji­lerin tıp alanında kullanılmaya başlanması ile yüzyıllarca am­pirik ve yüzeysel yöntemlere dayanarak çözümler sunan tıp bi­limi insanın temel öğesi olan genetik programına erişmeye ve onu etkilemeye başlamıştır. 21. yüzyıl ve sonrasında yeni tek­nolojilerin kullanımı ile yaşamın sırları da hızla çözümlenmeye başlanacaktır. İlk çağda 25 yıl olan insan yaşamı, 20. yy' da 80 yıla ulaşmıştır. 21. yy.da 100 yıl civarındaki bir yaşam süresi­nin normal olarak kabul edilebileceği görülmektedir. Bugün elektro mekanik robotları yaratan insan, bilginin hızla değerlen­dirildiği makineleri kullanarak yavaş, yavaş canlı varlıkların da yaratıcısı olma yoluna gitmektedir. Bugünden sinyallerini al­makta olduğumuz bu gelişme önümüzdeki yüzyılda varolan de­ğer yargılarının önemli oranda sarsılacağını ve değişeceğini göstermektedir. Bu anlamda kökeni­ni Rönesans’tan alan tüm aydınlanma hareketleri 21. yy'a dam­gasını vuracaklardır.

1500'lü yıllarda 500 milyon olan dünyadaki insan nüfusu 20. yy'da 5 milyarı aşmıştır. Buna karşılık dünya üzerindeki birçok canlı türü de kaybolmaktadır. 21. yy ve sonrasında üzerin­de yaşadığımız dünyada az sayıdaki canlı türünden biri insan olacaktır.

20. yy.'ın son elli yıllık dönemi insanlık tarihi için bir ivmelenme sürecinin başlangıcıdır. Milyonlarca yıllık birikim sonucu insanlık Bilgi Çağına girmiştir. Bu çağda insan içinde yaşadığımız güneş sisteminin tüm gezegenlerine egemen olma yolunda dev adımlar atacaktır.

Aklı ile nereden geldiğini ve nereye gitmekte olduğunu keşfetme yolundaki insan, kâmil insan olma yolunda ilerlemektedir. Evrendeki her şeyin Yaratanın bir parçası olduğunu bilmekte, kendi de eriştiği mertebe ile onun bir parçası olmaktadır.

Nadir olarak bulduğum boş zamanlarımda geçmişi düşündüğüm de oluyor. Babamla yaptığım sohbetlerde bana hep ne kadar çok çalışmam gerektiğini anlatırdı. Arada sırada da çocukluk ve gençlik yıllarından bahsederdi. İçinde bulunduğumuz gün ile Cumhuriyetin ilk yıllarında kendi çocukluğunu karşılaştırarak örnekler verirdi. Aklımda kalanları bugün topar­lamaya çalışıyorum. Ancak bir elin parmağı kadar farklı konuyu konuştuğumuzu düşünüyorum. Sonra kendimi babamın yerine koyuyorum ve ben de oğlumu bir gün karşıma aldığımda kendi gençliğimde yaşadığım konuları anlatmaya başladığımda son yirmi yıldaki teknolojik gelişmeleri sıraladığımda, konuların çokluğundan bu sohbetin saatler süreceğini görüyorum.

İnsan denen bu akıllı yaratık, yarattığı teknoloji ile Evrenin sırlarını algılama yolunda önemli adımlar atmaktadır. İçinde yaşadığı sonsuz büyük Evrenden, tutarak hissettiği maddenin sonsuz küçük atomlarına kadar her şeyin varlığının bilincindedir. Büyük emeklerle geldiği bu noktada elde ettiği bilgilerin daha bir başlangıç olduğunu bilmekte, bilinmeyenlerin sonsuz kadar çok olduğunu algılamakta, ancak bilinmeyeni keşfetme azmini koruyarak araştırmasına devam etmektedir.
akhilleus fransizcada achille şeklindedir.
Dünyada insanlar varolmadan hayvanların yaşadığının tarihi belgesini siz değerli okuyanlarıma buradan duyurmak istiyorum .

Belki hayalmi gerçekmi diyenler olabilir ben iki binli yıllarda Karaburun ve Mordoğanda fil, ceylan, gergedan ve zürefa fosillerini ilk buldum, bilim adamlarının yaşlarını belirlemesiyle dünya gündemine gelen bir jeolojik olaydır. Sizlere sunmak istedim.

Önce ilk insan ve uygarlığından bahsetmeden geçemedim.

İlk insan ve uygarlıklar

Nasıl başlamış :

Ön yaşam biçimleriyle ayrılan ve sayıları pek çok olan insan toplumları insan öncesi canlılı’nın ve ön canlının yaşadığı zamanlardan beri insanlık tarihi boyunca varola gelmiştir. Uygarlıklar yüzlerce dahası binlerce kilometrelik bölgeleri içine alan ve birey yaşamanın süresiyle öldüğünde çok uzun dönemleri kapsayan milyonlarca kişinin yaşamını gevşek yinede tutarlı bir yaşam biçimi içinde eren son derece büyük toplumlardır .Hem çok büyük hemde çok uzun yaşamlı toplumlar olarak tanımlanmaları uygarlıkların sayılarının pek çok olamayacağı sonucunu içerir gerçektende tarihte uygar toplumun ortaya çıktığı zamandan günümüze dek dörtten çok birbirinden farklı uygarlığın bir arada var olduğu görülmemiştir. Amerikan yerlilerinin yaşadığı yeni dünyada görülen bir birinden farklı uygarlıkların sayısı ise üçü geçmez. Benim ilk yazdığım 1-2-3’cü kitaplarımla beğeni ile başarı beni daha kısa bir yapıtın tüm insanlığın tarihi hakkında kişisel görüşümü etkin olmamakla birlikte genede kavranabilir, anımsanabilir ve daha sonra üzerinde düşünülebilir birleştirici olarak ve akla yatkın olma erdemini taşıyan görüşümü benden bizzat gelerek alan kişilere, tez yazamak isteyen öğrencilere ve öteki okuyanlara, buradan bloglarımı okuyanlara ulaştırabileceğime inandırdı.

Benim dünya görüşümü değiştiren Dünya tarihinin dengesini değiştiren etki merkezlerini araştırarak sonrada yer yüzünün halkalarının ortaya çıkan yeni ve eski bilgileri birleştiren olumlu bilgilerini inceleme olanağı ile böyle bir bakış açısı içinde farklı uygarlıklar yeryüzündeki konumlarını arkeolojik teknoloji ve sanat tarihi içinde bazen gizlendiğini gördüm. Jeoloji dünyasında gün ışığına çıkmamış kapalı kalmış birçok ipuçları buldum derinliğine giderek ege Ünüversitesi tabiat tarihi hocaları bana daha çok araştırma imkanları cesareti sağladılar beni dünya tarihinin derinliklerine ulaşmama ışık tutarak insanların yaşamadığı yıllarda evrende hayvanların atalarının yaşadığı dünyalara kadar ulaşmamı sağlayan bir güçle ceylan, gergedan, zürefe , atların ve fillerin atalarını Karaburun ve Mordoğanda on milyon yıl öncesi yaşadığının delilleri fosilleri ilk benim bulmamla, Yunan Türk arasında deniz olmadığının dünya gündemine gelmesi bilim adamlarını hayrete düşürdü.

Karaburun ve Mordağanda jeolojik bilgileri içeren kitaplarımı yazmaya devam ettim. Fazlası ile ilgimi çeken insanlardan önce hayvanların varoluşunu bulduktan sonra ya insanlık tarihi ne zamana rastlar insanlık tarihini araştırma zamanı , geldiğine inandım araştırmalarımın ilk dikkati çeken yönünden başladım işe Karaburun yarımadası sahillerine uzanan girdili çıktılı dağ eteklerinde farklı bir görünüm beyazlaşmış şeklenmiş kıreterler sarkıtlarla uçurumlar oluşmuş ama bu gördüklerim taş değil çamurlardan oluşan lavlardan oluşmuş sarkıtları araştırmaya başladım önce Mordoğan ayıbalığı (fok balıklarının) yuvalarının olduğu yamaçta gençlerin bulunduğu yerlerde ellerinde kemik görünümünde bir çisimlerle oynadıkları yerlere yöneldim. Oralarda bulduğum parçaların ne olduğunu öğrenmek için tabiat tarihi müzesine giderek doçent doktor Tanju Kaya ve Vahdet Tunaya götürdüm. Bunların olduğu yere gidelim dediler ve gittik birkaç fosildaha bularak yaşlarının on milyon yıl öncesine ait olduğunu söyleyince kıyıları tarayarak beş kilometre Karaburuna yakın yerde Eşendere mevkiinde denizden 40 metre yüksek uçurumlarda aramaya başladım ve bu alanda fil, ceylan, gergedan, zürefa, arslan, kaplan fosilleri ile dolu bir fosil mezarlığı ile karşılaştım, bir bacak kemiğini alarak Ege Ünüversite’si tabiat tarihi müzesine götürdüğümde hemen harekete geçildi olay mahalline T.R.T. televizyon ekibide bize katıldı. Öğrencilerinde iştirakı ile yapılan kazılarda önemli fosiller çıkarıldı ve yaşlarının on milyon yıl öncesine ait olduğu belirlendi olay medyada yayınlanınca Fransa bilim adamları Profesörler de araştırmaya geldiler.

Böylece insanlık tarihi öncesine ulaşmanın heyecanı ile Dünyada insanlardan önce hayvanlar varolduğunu belgeleri ile daha çok araştıma gerektiğini anladım ve dünya tarihi bilimlerine ulaşmak için önce bir ay İstanbulda kalarak bilgiler araştırdım daha sonra onbeşgün daha Kalarak araştırmalarımı kaleme alarak dördüncü kitabımı hazırlama heyecanı yaşadım. Profesyonel çalışmam gerekti. Atalarımız hep dünyada birgün gelecek kıyamet kopacak sözlerini çocukken duyardım oysa dünyada kimbilir kaç defa kıyamet kopmuştur diyorum, işte on milyon yıl önce Karaburun yarım adasında belgelenen kıyamet kopması nasıl olmuş? Dünyayı parçalayan o ilahi güç nedir? Dili olsa da söylese benim anlayışım yanar dağların patlaması ile çamur lavları yayılmış kara parçaları açılmış denizlerin boyutu değişmiş bu lavların altında hayvanlar topluca bastırılıp ölmüşler buda bilinen bir gerçeği ispatlamış olması Yunan - Türk arasında deniz değil karaparçası olduğunun beldesi olarak ispatlanmış oldu. Dünya taihinde yeni bir sayfa açılmış oldu. Bilim adamlarına göre Dünya zaman zaman bu olaylara tanık olmuş.

İnsanlık tarihi:

İlk büyük Dünya uygarlıklarının İ.Ö. 500’e kadar ortaya çıkışları ve biçimlenişleri;

İnsanlık tarihinin ilk dönüm noktasına yiyecek üretimine geçilmesi ile ulaştı. Bu olay insanların sayısında büyük bir artış olanağı sağladı, avcılık yiyecek toplamaya nasıl ne zaman geçildiği en erken İ.Ö. 8500-7000 dolaylarında orta doğuda gerçekleştiği tahıl tarımı buradan göçler ve benimsemeler yolu ile Avrupaya Hindistana , Çine ve Afrikaya yayıldı tarım Kuzey Amerikada, Güney Amerikada, Dicle, Nil, Fırat kıyılarında İ.Ö. 3500-3000 dolaylarında gelişti Akdeniz sahillerinde meyveciliğin yapılabileceği yerler olarak bilindi Mezapotamya cıvarında savaş arabaları savaş tekniklerini öğrendiler, İ.Ö. 1700’den az sonra bozkırın çoban ve savaşçılarını ilk kez ön plana çıkardı. Atlarla savaşlar büyük başarı sağladı.Bu savaşçılar tüm Avrupayı batı Asyayı Çini istila ederek son derece başarılı bir uygarlık oldu .İ.Öİ 500’e gelindiğinde Yunanistan da kendine özgü bir uygarlık temelini atmasıyla güç kazandı bundan sonra Mısır, Orta Asyada, Mezapotamyada üç uygarlık oluşmasıyla orta doğu tarihi dahada karışmış oldu.Birden bire doruğa ulaşabilen imparatorluklar oluştu. Yahudiler İ.Ö. 800 - İ.Ö. 600 yüzyılları arasında yaşayan Peygamberlerce biçimlendirilen dinleri Hindistanın budizmi, Çinin kofüçyüs’çülüğü de Yunan felsefesi kadar canlı ve inandırıcı bir dindi .Avrasya uygarlığının İ.Ö. 500’de insanlık biçiminin ortaya çıkması ile Dünya tarihinini başlangıç süresi sona erdi.

Dünyada ön insan dönemi katılımi ile gelen becerilere dayanarak, yaşamlarını sürdürmekteydiler, tahta ve taş araç kullanımını öğrenenler ön insan topluluklarında olmuştur. Ön insan döneminde bebeklik çocukluk dönemi daha uzun tutulmuş anne ve babanın bilgilerini iyice kavramış olması başarıya ulaştırmıştır.İnsanlar taştan kesici aletler bıçaklar kamalar yaparak savaş yapmışlar ve soğuk iklimler karşısında hayvan derilerini birleştirip dikmek için deriden çıkardıkları sırımlarla dikerek vücutlarını soğuktan soğuktan vücutlarını korumayı öğrenmeleri ile sürüklenen yağmur bulutlarında yağan sularla bitki örtüsü artarak hayvanlara ve insanlara besin kaynağı olmuştur.

DİN TARİHİ

Rahiplerinin saygınlıklarınının bir başka dayanağı tanrılara nasıl hoşnut görüneceğini dinsel şarkıların nasıl okunacağını bilgilerin ilk olarak yazıya döküldüğünü İ.Ö. 1800 dolaylarında öğrenmişlerdir.

Yazı sanatı:

Duyduklarını bilgilerini yazmak için yazı sanatını öğrenmek zorunda kalmışlar.İ.Ö. 3000’den azsonra yazıların belgelerin kullanımı başlamıştır.

Sulama İ.Ö. 3000 yıllarında su muhendisliği gelişme düzeyine ulaşmıştır. Bunun sonucu olarak ta askeri güç İ.Ö. 3000 dolaylarında rahiplerin önderliklerine rakip olan kırallık başlangıçta tanrıların insanlar arasından birini kendi temsilcileri olarak atadıkları tanrılar adına baş rahiplik yapacak birini atadıklarını öne süren birinin rahip olacaktır.ancak savaş zamanlarında söz sahibi baş rahip olacaktır.

SABAN ‘ın icadı

İ.Ö.3000 den önce insanlar tarım gücünün tarım işlerine nasıl kullanılacağını öğrendi.

Yunan uygarlığı İ.Ö. 500-336 arasında gelişip serpilişi

İyonyanın yunan kentleri

Kyros’un küküçük Asyayı lidya kıralı Krezüsün elinden aldığı İ.Ö. 546’dan beri süregelen Pers yönetimine karşı İ.Ö. 499’da.Ayaklanma 5 bin yıl sonra bastırıldı kıyılarının önde gelen kenti Miletos yağmalandı. Yunalart ile Persler arasındaki savaşın bu birinci döneminde, zaferi kesin olarak Persler kazandı. Bununla birlikte, adları ozaman pek duyulmamıştı. Önemsiz iki Yunan kenti olan Atina ve Eritra ayaklananları desdeklemek üzere egenin karşı kıyılarına birkaç tekne gönderme gözüpekliğini gösterdiği için, Kıral Darius bu sonuçla yetinmedi İ.Ö. 490’’da bu kentleri cezalandırmak amacıyla gönderilen birlikleri Erithrayı’yı yağmaladılar. Öyle anlaşılıyorki Persler içerde kentin kapılarını açacak bir ihanetin gerçekleşmesini umarak, Atinanın 45 kilometre uzağındaki marotonda karaya çıktılar. Başarıya ulaşamadı Persler gerisin geri gemilerine binerlerken Atinalılar saldırıya geçerek marotonda parlak zafer kazandılar. Bu zaferin haberi bir koşucu tarafından Pers gemilerinin ulaşabileceği bir süredan daha kısa bir zaman içinde ulaştırıldı. (günümüzün maraton koşusu adını bu olaydan almıştır.) Böylece Pers gemileri kararlaştırılan biçimde Atina önlerinde görününce kentteki hainler harekete geçemediler, ozamanda amaçlarına ulaşamayan istilacılar çekilip gittiler.

Bu çarpışmalar Perslerin Avrupa Yunanistanını fethetmek yolundaki ciddi girişimlerine yalnızca bir başlangıç niteliği taşıyordu. Driusun oğlu ve Ardılı Kserkses böyle bir girişim için İmparatorluğunun 60 bin kişiden oluşan kara ordusunu topladı, Persler bu zafere gerçekten çok iyi hazırlandılar. İstanbul boğazı üzerinde bir yüzer köprü kuruldu tüm Trakya kıyıları bayunca depolara savaşta gereksinim duyulacak mallar yığıldı Yunanları boyun eğmeye kandırmak için diplomatık heyetler gönderildi. Birçok kent bir arada Delphideki sözü geçer Yunan kahini Perslerin öne sürdüğü koşulların iş işten geçmeden kabul edilmesini istedi. Fakat birbirlerine pek sıkı olmayan bağla bağlanmış Spartanın önderliğindeki yirmi kada kentten oluşan bir konfederasyon boyun eğmeyi kabul etmedi Küçük bir Sparta birlği pers ordusunu kuzeyde Termopilai’de durdurmak için boş yere uğraştı. Kserksesin ordusu bu geçidi aşıp güneye doğru yürüyünce Atinalılar kentlerini boşaltmak zorunda kaldılar. Atina ilerleyen pers birlikleri tarafından yağmalandı ve yıkıldı.Bununla birlikte Persler dost olmayan ve yıkıntıya döndürülmüş bir ülkede ordularının gereksimlerini karşılama yolunda büyük güçlüklerle karşılaştıkları için, bu tür başarılar Yunanlıların teslim olmaları sağlanmadıkça kesin zaferler olarak görünmüyordu. Bu nedenle Kserkses Yunan donanmasına saldırarak zaferi sağlama almayı denedi Yunanistan ana karası ile Salamis adasındaki dar geçit Pers donanmasının Yunan donanmasından kat kat üstün teknelerinin hareketine elverişli değildi.Bu nedenle yunanlar , becerikli ve yürekli manevralarla İ.Ö. 480’de kesin bir zafer kazanabildiler.Bu yenilgi üzerine Kserkses ordularını bir bölümü ile İrana dönmeye karar verdi.Pers birlikleri İ.Ö. 479’da Yunan kentlerinin birleşmiş orduları ile Platea’da karşılaştılar. Zafer gene Yunanlılarda kaldı. Bu başarının ardından atınalılar savaşı egenin karşı kıyılarına taşıdılar. Bu girişimler İyon ketlerini yüreklendirdi.

Buradan sonra yazımın devamı ilginizi çekerse bekleyin değerli okuyanlar..

undan 700 bin yıl önce insanların, çok iyi inşa edilmiş gemilerle okyanus yolculukları yaptıklarını biliyor muydunuz? Ya da bize "ilkel mağara adamları" olarak tanıtılan insanların, gerçekte günümüzdeki ressamları aratmayacak bir yeteneğe ve estetik anlayışına sahip olduklarını hiç duydunuz mu? 80 bin yıl önce yaşamış olan ve bize evrimciler tarafından "maymun adam" gibi gösterilmeye çalışılan Neandertal ırkının, müzik aletleri yaptığını, giyim-kuşam zevkine sahip olduğunu, kızgın kumlarda biçimli sandaletlerle gezdiğini biliyor muydunuz?

Büyük olasılıkla bunların hemen hiçbirini daha önce duymamış olabilirsiniz. Aksine, bu insanların yarı maymun yarı insan, konuşma yeteneğinden yoksun, dik duramayan, sadece garip hırıltılar çıkaran, vahşi mağara adamları olduğu yanılgısına kapılmış olabilirsiniz. Çünkü bu büyük yalan, yaklaşık 150 yıldır dünyanın dört bir yanında insanlara telkin edilmektedir.

Bu telkinin amacı ise, materyalist felsefeyi ayakta tutabilmektir.

Materyalist, yani maddeci felsefe, Yaratıcı'nın varlığını inkar eder. Gerçekleri saptıran bu görüşe göre, evren ve madde ezelidir, yani bir başlangıcı dolayısıyla bir Yaratıcısı yoktur. Bu batıl inancın sözde bilimsel temelini ise evrim teorisi oluşturur. Çünkü materyalistler, evrenin bir Yaratıcısı olmadığını iddia ettikleri için bu evrendeki canlılığın ve düzenin nasıl ortaya çıktığına kendilerince bir açıklama getirmeleri gerekmektedir. Evrim teorisi bu amaçla kullanılan bir senaryodur. Bu senaryoya göre, evrendeki tüm düzen ve canlılık, tesadüflerin sonucunda kendiliğinden oluşmuştur. İlkel dünyada bulunan bazı cansız maddeler tesadüfen biraraya gelerek ilk canlı organizmayı oluşturmuşlardır. Milyonlarca yıl süren tesadüfler sonucunda ise bu ilk canlı organizmanın evrimleşmesiyle evrim zincirinin en sonunda bulunan insan meydana gelmiştir. Her biri imkansız olan milyonlarca aşamanın sonucunda meydana geldiği iddia edilen insanın tarihi de, yine bu senaryoya uygun olarak hikayeleştirilmiştir.

Hiçbir bilimsel delili olmayan bu anlatıma göre insanlık tarihi şöyledir: Nasıl ki canlılık ilkel bir organizmadan, en gelişmiş organizma olan insana kadar ilerlemişse, insanlık tarihi de en ilkel insan toplumundan en gelişmiş insan toplumuna doğru ilerleme göstermiş olmalıdır. Bu, bilimsel dayanağı olmayan bir varsayımdır. Ve bu varsayım, materyalist felsefenin ve evrim teorisinin iddialarına göre hazırlanmış olan insanlık tarihinin temelini teşkil eder.

Evrimci bilim adamları, tek hücreden çok hücreye ve ardından maymundan insana doğru uzayan sözde evrim sürecini açıklayabilmek için, tarihin gelişimini de senaryolaştırmışlardır. Bunun için �ilkel insan�ın yaşam şeklini açıklayan "mağara devri", "taş devri" gibi hayali dönemler uydurmuşlardır. "İnsanlar maymunlarla ortak bir atadan türemişlerdir" yalanını savunan evrimciler, bu iddialarını kendilerince kanıtlayabilmek için arayışa girmişler ve arkeolojik kazılarda buldukları her taş ya da ok parçasını veya bir çömleği bu doğrultuda yorumlamışlardır. Oysa karanlık bir mağarada postlara bürünerek oturan, konuşma yeteneği olmayan yarı insan yarı maymun canlılar, yalnızca birer hayal ürünüdür. İlkel insan hiçbir zaman var olmamış, taş devri hiçbir zaman yaşanmamıştır. Bunlar evrimcilerin bir kısım medyanın da yardımıyla oluşturdukları göz boyamalardan başka bir şey değildir.

Bunlar birer göz boyamadır; çünkü biyoloji, paleontoloji, mikrobiyoloji, genetik bilimler başta olmak üzere bilim alanında yaşanan gelişmeler bugün evrim iddiasını tamamen yıkmıştır. Canlı türlerinin birbirlerine dönüşüp evrimleştikleri iddiasının geçersizliği anlaşılmıştır. Aynı şekilde insan da maymun benzeri canlılardan evrimleşmemiştir. İnsan, var olduğu günden bu yana insandır. Var olduğu günden bu yana da yüksek bir kültüre sahiptir. Dolayısıyla "tarihin evrimi" de hiçbir zaman gerçekleşmemiştir.

Bu kitapta, "insan tarihinin evrimi" iddiasının geçersizliğini bilimsel delilleriyle ortaya koyacak, bilimsel bulguların yaratılış gerçeğini desteklediğini inceleyeceğiz. İnsan bu dünyaya evrimle değil, sonsuz bir güç ve akıl sahibi olan Allah'ın kusursuz yaratmasıyla gelmiştir.

para güvenliği

Senin para güvenliği sizin için önemli mi?

Önce bir Forex hesabınıza ticaret robot ile birlikte çalıştıkları için güvenli bir firma emin olun paranızı lop.

Bu kapatma ve Birçok broker kıyı olduğunuzda Amerika Birleşik Devletleri kadar birlikte kendi müşterilerinin sabit Kazanılan para ile oryantal gitti.

Nasıl ücretsiz Webinar bu Salı 8 de (New York saati) sabit Kazanılan para güvenliğini sağlamak öğrenin.

http://www.traderschoicefx.com/robot-webinar

Bu Webinar size ticaret robot kullanılacak en iyi Forex komisyoncu bulmanıza yardımcı olacaktır. Burada değerli bilgiler sadece bir örnek, keşfetmek edecektir:

- Sizin için Forex komisyoncu robot uyumlu olduğundan emin olmak için ücretsiz bir kontrol listesi al. Birçok firma şey kapı ama almak için yeterli değil iş edecekler. Size dikkat önemli kriterleri öğretecektir.

- Neden bazen alabilirsiniz bazı robotlar kullanarak öğrenin görevden alındı ve ne bir ilgilenen firmanın platformu kurallar ve görgü kuralları içinde kalmasını sağlamak için ne yapmak.

- Ev veya sizin Forex robot ile internet bağlantısı ve ücretsiz Forex robot senin komisyoncu gelen barındırma sizin arzu özgürlüğü olsun güvenerek durdurun.

- Ve bütün bu övgü ayarlıyoruz nakit bonuslar ile robotu başlangıç yapar ve sürekli olarak aylık ikramiye ile başarısını arttırmak ticaret güçlü bir tekniği öğrenmek en iyisi.

Orada boşluk mevcut sınırlı sayıda ve bu bilgileri sadece sizin kaçırmayı değildir. Bunu aşağıdaki linki tıklayarak yerinizi almak için emin olun.

http://www.traderschoicefx.com/robot-webinar

Herhangi bir sorunuz www.traderschoicefx.com bize e-mail / contact.html veya 1.617.340.6606 bizi arayın olmalıdır.

Saygılarımızla,

Patrick Flynn
TradersChoiceFX
Office: 617.340.6606
Fax: 617.340.6612
patrickf@traderschoicefx.com
www.traderschoicefx.com
NFA ID: 0367174

Ticaret Futures, Options Futures, ve Döviz ve bütün yatırımcılar için uygun olmayabilir kaybı önemli bir risk oluşturmaktadır. Dikkatli olup ticaret sizin için koşullar, bilgi ışığında, uygun ve mali kaynakların düşünmelisiniz. Görüş, piyasa verileri ve önerileri her zaman değişebilir. Bilgiler bu e-posta yer alan bir solicitationto satın veya NCMFX, Inc tarafından ve satmak anlamına gelmez / veya bağlı ve yargı alanındaki bireylere bu tür durumu yerel yönetmelik veya kanuna aykırı olacağını sunulması değildir.

Bu adresi gizli içerebilir ve / veya ayrıcalıklı malzeme ve tasarlanmıştır kişi ya da onu ele bir varlık yalnızca. Herhangi bir açıklama, kopyalama, dağıtım veya gizli bilgi kişi veya kuruluşlar alıcının dışında bulunan bu e-posta kullanımı yasalara aykırıdır. Eğer alıcının, sonra değil hemen ve kalıcı olarak gönderenin bildirmek E-posta ve ekleri yok edebilirsiniz. Hiçbir yükümlülük veya sorumluluk kabul herhangi bir eleştiri, iletim, yayılması veya diğer kullanım veya herhangi bir eylem veya ihmal için, bu e-posta ya da içeriğinin dayanarak kabul edilmektedir.

Çıkmak veya abonenin seçenekleri ziyaret değiştirin:

Hırsızlık

Hırsızlık, yazılı kanunlar ya da toplumsal meşruiyet düzeyinde mülkiyeti kendine ait olmayan bir taşınır malı, izinsizce alıkoyma, kullanma, nesneden menfaat temin etme işidir. Ekonomik değeri olan her türlü enerji de, taşınır mal sayılır ve hırsızlığa konu olabilir.

Günlük konuşma dilinde dolandırıcılık ile aynı anlamda kullanılsa da, dolandırıcılık ve hırsızlık ceza kanunlarında ayrı ayrı düzenlenmiş suçlardır. Aralarındaki en önemli fark, hırsızlıkta mal malikinin elinden rızası olmaksızın çıkarken, dolandırıcılıkta malın malikinin elinden rızasıyla çıkmış olmasıdır.

Dünyanın en eski eylemlerinden biri sayılabilecek hırsızlık, destan, masal, fıkra, roman, fabl, film gibi yazılı, sözlü yahut görsel anlatı kahramanlarının mesleklerinden biri olagelmiştir.
Hırsızlık

Hırsızlık, yazılı kanunlar ya da toplumsal meşruiyet düzeyinde mülkiyeti kendine ait olmayan bir nesneyi, izinsizce alıkoyma, kullanma, nesneden menfaat temin etme işidir.

Ayrıca ekonomik değeri olan her türlü enerji de, taşınır mal sayılır ve hırsızlığa konu olabilir

Dünyanın en eski mesleklerinden biri sayılabilecek hırsızlık, destan, masal, fıkra, roman, fabl , film gibi yazılı, sözlü yahut görsel anlatı kahramanlarının mesleklerinden biri olagelmiştir.

Birçoklarınca dolandırıcılık ile aynı anlamda kullanılsa da, hırsızlık hem meydana geliş biçimi hem de etkileri ile bu ikincisinden ayrı tutulmalıdır.

Hekimin müdahalesi genellikle tuhaf ya da olağandışı bir özellik gösteren hırsızlık vakalarıyla sınırlı olmalıdır; örneğin, çocukların suça âlet edildiği veya belli biçimlere bürünen (örneğin, dükkan hırsızlığı kadın reyonlarından giyim eşyaları çalma), ya da tekrar tekrar belli bir eşyayı çalma vakaları. Saldırganlık, hırs. kıskançlık ve kötü niyet, hırsızlıkta sık rastlanan emosyonel temellerdir. Çocuklarda ise bir ilgi çekme yolunu yansıtabilir. Sayısız hırsızlık biçimleri göz önünde tutulduğunda, psikiyatriden ziyade, insan yapısıyla ilgili bir bilgi gereklidir; bunların çoğunluğunda motivasyon yalnızca kolay yoldan para sahibi olmaktır.


bir hastalık olarak ta ortaya çıkabilen çalma faaliyetidir.bu hastalığın tıptaki adı kleptomanidir. Kleptomani

Kleptomani, gerçekte gerek duyulmayan maddeleri çalma dürtüsüdür. Keptoman bu işi o kadar açık seçik bir biçimde yapar ki, tedaviye gereksinim duyduğu bir psikolojik rahatsızlığı olduğu hemen anlaşılır. Kleptomani, kompülsif, yani önüne geçilemez bir isteğin, yineleyen bir biçimde ortaya çıkmasıdır. Kleptomani bilinen anlamda hırsızlık değildir; çalınan nesneler çoğunlukla değersiz şeylerdir ve çalan kişi bunu ihtiyacı olduğundan yapmamaktadır.

Öte yandan, hırsızlık yapan kişi, genellikle, çaldıklarını tutmaya çalışmaz. Kleptomanide, anlamdaki hırsızlıktan farklı olarak bir tür çalma dürtüsü söz konusudur. Hırsızlık, bir tür kompülsiyondur (karşı konulmaz biçimde bir edimi yapma) ve öteki kompülsiyonlar gibi yalnız bir kereye özgü değildir, sürekli yinelenir.
İhtiyacı olmadığı halde hastalık şeklinde görülen çalma dürtüsüne kleptomani, bu gibi kimselere de kleptoman denir Bu şekilde hırsızlık yapanlar genellikle orta yaşlı veya yaşlı kadınlardır ve çaldıkları şeyler aslında satın alabilecekleri önemsiz eşyalardır. Kleptomanları büyük mağaza­larda tek başlarına veya çeteler halinde çalışarak mal çalan adı hırsızlardan ayırmak gereklidir Bu hırsızların ancak birka­çı tedavi için psıkıyatrıste başvururlar Kleptomanı tam bir hastalık değildir, çe­şitli depresyonlarda ve semi demansta görülür Bilinçaltının çözümlenmesinde hır­sızlık dürtüsünün , mutsuzluğun bir be­lirtisi olduğu ve çok kere amacın eşinin toplumsal durumunu sarsmaya yönelik bu­lunduğu görülmüştür.
hirsizlik sadece nesnel degildir, du$unsel anlamda da hirsizlik yapilabilir.
fikirlerin, du$uncelerin ve degerlerin calinmasi arti bir cok alanda kullanilmasi da hirsizliktir. çalmak
kasa

Etil alkol

KURUTULMUŞ MEYVE ARTIKLARINDAN ALKOL ELDESİ



Ekonomistlere göre, dünya çapındaki gerilemenin ana sebebi enerji üretiminin oldukça pahalı olması ve bu durumun ancak enerji tasarrufu ve alternatif yakıt üretiminde yeni teknolojilerin kullanılmasıyla dengeleneceğidir. Kaçınılmaz olarak fosil yakıt üretimi yerine, “biomas” fikri olabilirlik sınırları içinde, oldukça popüler olmuştur. Biomas enerji problemine kısmı bir çözüm sağlayabilir. Bu kısmi çözüm içerisinde, alışılagelmiş otomotiv yakıtı yerine geçecek alkol ve diğer uçucu bileşiklerin üretiminde, “biomasın şeker içeriğinin fermantasyonu” izlenecek ana yoldur. Bu yolla üretilen bileşikler, o ve bunlara bağlı ürünlerinde üretiminde kullanılan yağ kaynaklarının yerini de alabilirler.

Geniş çapta üretilen endüstriyel alkolün yakıt olarak kullanılabilmesi yanında; günümüzde alkolün teknikte yaygın bir kullanını alanı vardır. Eritken madde olarak birçok maddelerin hazırlanmasında, suni ipek yapımında, renk maddelerinin yapılmasında, sirke yapımında, renk maddelerinin yapılmasında, kimyasal birçok ecza ve kimyasal maddelerin hazırlanmasında, parfümeride, nitrosellüloz ve patlayıcı maddelerin yapılmasında konservecilikte ve içki yapımında kullanılır.

Günümüzde alkol üretimi büyük ölçüde fermantasyona dayanmaktadır. Fermantasyonda kullanılacak karbon kaynağının ucuz olması, biyolojik yapısı ve kimyasal bileşiminin kullanılan rnikroorganizmaların fızyolojik gereksinimlerine cevap verebilmesi gerekmektedir. Selülozik atıklar, bugün dünya üzerinde biomasın en çok kullanılan formudur. Ama bu atıkların enerji içeriklerini, direk yanma ile düzenlemek çok daha ekonomiktir. Yararlanılabilir şekerin doğal selülozdan çıkarılması için kullanılan, gelişmekte olan bu yöntemlerin problemi dünya çapında kabul görmemektir. Bugün fermantasyon endüstrisinde en gerçekçi substratlar, şeker deposu olan enerji ürünleri veya hidrolize polisakkaritlerdir. Bu substratlar, biomas dönüşümü için özel olarak yetiştirilmiş olabilecekleri gibi, gıda üretimi sırasında açığa çıkmış atıklar veya bozulmuş ürünlerde olabilirler. Bu tür hammadde, güneş ışığının bol bulunduğu ve işgücünün ucuz olduğu gelişmekte olan ülkelerde bulunmaktadır. Fermantasyonda kullanılan substratlara örnek olarak; hububat sap ve samanları ile hububat kepekleri, şeker melası ve küsbesi, meyve-sebze artıkları, peynir altı suyu, nişasta artıkları veya yan ürünleri ile, üretim fazlası meyve ve sebzeler verilebilir.

Ülkemiz, tarımsal ve gıda prosesi artıkları, tüketimi az olan hammaddelerin değerlendirilmeleri, fermantasyonda yararlanılmaları açısından çok etkileyici ve çekici imkanlar sergilese bile; değerlendirilmeyen veya kısmen değerlendirilen çok miktarda artık bulunmaktadır.

Atıkların değerlendirilmesiyle ilgili olarak birçok çalışma yapılmaktadır. Özellikle etil alkol üretimi, son zamanlarda önem kazanmakta birçok sanayi atığı, şehir kanalizasyon atığı ve diğer katı atıkları hammadde olarak kullanıp, etil alkol üretilmeye çalışılmıştır.Bu kaynakların hammadde olarak kullanılması için bazı ön işlemlerden geçirilmesi ve hidroliz yoluyla maya ve bakterilerin fermentasyon sırasında kullanabilecekleri karbon kaynaklarının oluşturulması gerekmektedir. Bunun için birçok yöntem uygulanmaktadır. ‘Wet Oxidation’ , asit hidrolizi, ‘ADP(Ammoniation Pressurization-Depressurization prosesi)’ ve selülaz enzimi ile hidroliz bu yöntemlerden bazılarıdır. Bu yöntemlerle elde edilen verimi arttırmak için bazı kombinasyonlar da uygulanır. Hidroliz olayında dikkat edilecek en önemli nokta yan uru n olarak oluşan hidroksi metil furfural (HMF), ü gibi maddelerin, alkol fermentasyonu sırasında mayaların çalışmasını inhibe etmeleridir. Bu problemi ortadan kaldırmak için genetik olarak adapte edilmiş mayalar kullanılarak etil alkol üretimi gerçekleştirilir. Bir çalışmada iki aşamalı asit hidrolizi sonucunda selülaz enzimi kullanarak şeker verimi %75’e çıkartılmış, hidroliz yan ürünleri olan inhibitörlere adapte edilmiş Saccharomyces cerevisiae ile %90 etil alkol üretilebilmiştir. Fermentasyon sonucunda elde edilen etil alkol distilasyon yoluyla ortamdan ayrılır. Bu yolla elde edilen etil alkol, alkollü içkilerde ana madde olarak ve kimyasal ürünlerin hammaddesi olarak kullanılmaktadır. Etil alkolün en önemli özelliği ise yanma sonucu açığa çıkardığı enerjiyle, diğer enerji kaynaklarına alternatif olmasıdır.

Bazı araştırmalarda ise hidroliz ve fermentasyon işlemleri art arda yapılarak, hem zaman hem ekonomik olarak kazanç sağlanmaya çalışılmış. Bu yöntemle, hidroliz yan ürünü olan inhibe edici maddelerin etkisi, hücrelerin glikozu hemen kullanmalarından dolayı azaltılmış ve verim arttırılmıştır. Fakat bu yöntemde, hidroliz sıcaklığıyla fermentasyon sıcaklığının birbirinden farklı olması problemlere yol açabilmektedir.

Bugün, etanol enerji ile anlamdaştır. Fermantasyon teknoloji de, tek kriter mikrobiyolojik faktör değildir. Sentetik petrokimyasal ürünlere olan acil ihtiyacın gerilemesine neden olduğu geleneksel fermantasyon endüstrisi bugün için yeterli değildir.

Proses atıklarının, alkol üretiminde kullanılmasındaki amaç hızlı artan ihtiyacı karşılamakla birlikte, tarımsal ve endüstriyel atıkları substrat olarak kullanmak ve çevre kirlenmesi sorununa çözüm getirirken, sonuçta ekonomik değeri olan bir ürün elde etmektir.

ince.gif



1. Etanol üretiminde kullanılan hammaddeler

Etanol üretiminde en önemli biyokimyasal olay, fermente olabilen şekerlerin mayalar tarafından etanole dönüştürülmesi olduğuna göre, bileşiminde etanol ve fermente olabilen şekerlere dönüştürülebilen tüm maddeler etanol üretiminde kullanılabilir.



1.1 Etanol içeren hammaddeler:

Bu hammaddelerden ilk grubu, başka amaçlarla etanol fermantasyonuna uğratılmış, kalite ve benzeri nedenlerle etanole işlenmesi daha uygun olan ve etanol içeren bira ve şarap artıkları gibi maddeler oluşturur. Buna örnek olarak, Fransa’da şarabın kanyak yapımında kullanılmasını örnek olarak verebiliriz. Ayrıca bazı yöntemlerle ekmek mayası üretiminde mayası üretiminde maya ayrıldıktan sonra kalan etanollü sıvıda bu gruba girer.



bira.gif



1.2 Fermente olabilen şeker içeren hammaddeler:

Bu hammaddelerin içerdiği şekerler, başka bir ön işlem gerektirmeksizin fermente olabilirler. Ferrnantasyondan önce uygulanan işlemler, bu hammaddelerin parçalanması veya sıkılması ile şıra elde edilmesidir. Bu hammaddeler şeker, şeker pancarı ve kamışı, melas, şekerli meyveler, keçiboynuzu, bazı bitkilerin özsuları ve yağsız süt vb. dir, Şekerli hammaddelerden şeker pancarı ve melası Fransa, Belçika, Macaristan ve Türkiye; şeker kamışı ve melası Doğu Asya ve Güney Amerika; üzüm ve meyveleri (kuru ve yaş) İspanya, Fransa, Türkiye, Yugoslavya, Yunanistan ve Almanya’da alkol eldesinde kullanılırlar.



1.3. Fermente olabilen şekerlere dönüştürülebilen karbonhidratları içeren hammaddeler:

Bu grupta patates ve tahıllar gibi nişasta içerenler yanında, nişasta gibi bir polisakkarit olan inülin, lihenin ve selüloz içeren hammaddeler söz konusudur. Etanol fermantasyonundan önce hammaddenin içeriğindeki oligosakkarit veya polisakkarit yapısındaki karbonhidratlar enzimatik hidroliz veya asit hidrolizi gibi yöntemlerle mikroorganizmanın kullaılabileceği monosakkaritlere dönüştürülmelidir. Nişastalı hammaddelerden patates Almanya, Macaristan, İtalya ve Amerika’da; çavdar Rusya ve Almanya’da; buğday İngiltere’de; pirinç İngiltere, Fransa, İtalya ve Doğu Asya memleketlerinde (Japonya ve Çin); darı Akdeniz memleketlerinde alkol üretiminde kullanılır. Selülozlu hammaddeler İsveç, Amerika ve Almanya’da, selüloz fabrikasyon artıkları ise Almanya ve Norveç’te alkol hammaddesi olarak kullanılır.



1.4. Alternatif hammaddeler:

Bu hammaddeler nadiren ferrnantasyonda kullanılan veya kullanılması önerilen hammaddelerdir. Okaliptüs ağaçları, çam gibi direk orman ürünleri; talaş, atık-kağıt, saman gibi selülozik atıklar, fındık yağı ekstraksiyonundan açığa çıkan polisakkarit atıklar; peynir üretimi sonrası açığa çıkan peynir altı suyu bunlar arasındadır. Ayrıca kalsiyum karpit ve kireçten elde edilen asetilen ve kok üretiminde oluşan etilen üzerinden de etil alkol elde edilebilir. Sentetik olarak kalsiyum karpit asetilen üzerinden Almanya ve İsveç’te: kok fabrikasyonu sonucu oluşan etilen üzerinden de Fransa ve Almanya’da alkol üretimi yapılmaktadır.



1.5. Etanol üretimine uygun besin stoğunun seçilmesi

Tüm bu kaynaklar değerli olmasına karşın, ekonomik olanaklar ve prosesteki teknolojik gelişmeler, bunlar arasında bir seçim yapma mecburiyeti getirmektedir. Bugün, şeker kamışından etanol üretimi yapılsa bile, bu tür işler hükümetlerin stratejilerine bağlıdır. Serbest Pazar ekonomisinde, substratlar üç temel hammaddeyle sınırlanmıştır. Bunlar mısır, şeker şurupları ve kasava’dır. Enerjinin birim değerinin yükselmesi gibi özel durumlarda diğer hammaddeler kullanılabilmektedir.

Fermantasyonda kullanacak hammaddenin yapısı, uygulanan proses metoduna dayanıklı olmalıdır. Besin stoklarının tüm bileşenleri önemlidir ve endüstriye substratlar ile araştırma için kullanılanlar arasında büyük farklılıklar vardır. En ideal substratlar, gerekli oranda besin içeren steril suda çözünmüş, basit heksoz şeker olan glikozdur. Aroma karakteri göz önüne alınmaksızın, geleneksel şekilde üretilen içilebilir ispirto ticaretinin, endüstriyel alkol üretimi üzerine de baskıları bulunmaktadır. Mısır veya şeker şurubundan üretilen endüstriyel alkol, genellikle rom veya viski imalinde kullanılmaktadır.

İçilebilir alkol üretim endüstrisi, kendi teknolojisini geliştirmiş, pratik ve karlı bir sistemdir. Bu endüstri dalı, düşük ücretli lüks pazarlara sunmaktadır. Bu endüstrinin teknikleri, enerji ve hammaddenin ucuz olduğu, kirlenme ile mücadelenin bir sosyal ihtiyaç olmadığı dönemlerde belirlenmiştir.

Hammaddeleri fermantasyona uygun hale getirmek için bir ön işlem gerekmektedir. Geçmişte, substratın orijinal koınpozisyonunun getirdiği fiziksel kısıtlamalarda göz önüne alınarak mümkün olduğunca ideale yakın hammadde üretimine yeterli önem verilmemiştir. İdeal fennantasyon işlemi için substratın aşağıdaki özellikleri içermesi gerekir;



1. Fermente olabilecek şeker konsantrasyonu, belirli fermantasyon metoduna uygun olacak şekilde düzenlenmeli ve işlem sonunda arta kalan şeker miktarının minimum seviyede tutulacağından emin olunmalıdır.

2. Substrat uygun sıcaklık derecesınde ve optimum pH’da berraklaştırılmalı ve maya için gerekli besin maddelerini yeterli miktarda içermelidir.

3. İnokulum hariç diğer mikroorganizmalar, pastörizasyon, antibiyotik veya antiseptik ılavesi, sterilizasyon metodlarının biriyle yok edilmelidir. Seçilen yok etme metodu ve derecesi, çalışmakta olan fermantasyon sistemine bağlıdır.

4. Maya üzerinde toksik etkiye sahip maddeler, uygun derecede azaltılmalı veya tamamen kaldırılmalıdır

5. Osmotik basıncın ters etkisi uygun seviyelerde tutulmalıdır. (Çelebi ve Güngör, 1997)



Tablo. Çeşitli hammaddelerden ton başına %95’lik etil alkolün galon olarak elde edilen miktarları (Başer,1987)



Hammadde


Galon


Hammadde


Galon

Buğday


85,0


Tatlı patates


34,2

Mısır


84,0


Patates


22,9

Karabuğday


83,4


Şeker pancarı


22,1

Kuru üzüm


81,4


Taze incir


21

Sorghum


79,5


Yer elması


20

Pirinç


79,5


Şeker kamışı


15,2

Arpa


79,2


Üzüm


15,1

Kuru hurma


79


Elma


14,4

Çavdar


78,8


Kayısı


13,6

Melas


70,4


Armut


11,5

Yulaf


63


Şeftali


11,5

Kuru incir


59


Erik


10,9

Kuru erik


72


Havuç


9,8

(Çelebi ve Güngör, 1997)



ince.gif

2. Etanol üretim yöntemleri



2.1. İndirek hidrasyon yöntemi:

Bu yöntem üç basamaktan oluşur;

a) Etilenin mono ve dietil sülfatlardan konsantre edilmiş sülfirik aside absorbe edilmesi.

b) Etil sülfatların etil alkole hidrolizleri.

c) Seyreltik sülfürik asidin yoğunlaştırılması.

Reaksiyonlar denklemlerle şöyle açıklanabilir:

forml.jpg

2.2. Etilen hidrasyon yöntemi:

Bu yöntem, katılan suyun etilene olan katalitik etkisiyle oluşur. 1000 psi gibi yüksek basınçlara ve 300 °C gibi yüksek sıcaklıklara ihtiyaç vardır. Reaksiyon egzotermiktir.

(CH2=CH2 + H2O à CH3CH2OH+ 19000 btu/Ib.mol)

Reaktör yavaş dönmektedir. Bu nedenle reaksiyon dışı etilenin, geniş bir döngü hacmiııe gereksinimi vardır. Taze etilen beslemesi geri döngü etilen 0.5 - 1.0 mol suyla karıştırılır. Her ikisi de reaktörün en üstünde buhar halindedir. Reaktörü terk eden buhar, reaksiyonun egzotermik bir reaksiyon olmasından dolayı, taze edlen beslemesinden daha sıcaktır. Reaktör artıkları; az ölçüde kostik soda ile soğutulup, nötralize edilir. Yoğuşmuş etil alkol ve su reaksiyona girmemiş gazlardan ayrılırlar. Etilen ile reaksiyona girmeyen gazlardaki etilalkol izlerini aktarmak ve geri göndermek için su ile yıkanır. Yoğuşmuş etil alkol 190°C lik etil alkole damıtılır.



2.3. Fermantasyon yöntemi:

Fermantasyonun basit tanımı; mikroorganizmaların faaliyeti ve tesiri ile, yüksek molekül ağırlıklı organik maddelerin, daha basit maddelere parçalanmasıdır. Egzotermik bir olaydır. Fermantasyon mekanizması ilk olarak Gay-Lussac tarafından, heksoz şekerin etanol ve karbondioksite stokrometrik olarak tanımlanmıştır.

(C6H12O6 à 2C2H5OH + 2CO2)

heksoz şeker etil alkol

(180) (92) (88)

100 kg heksoz şeker = 51.1 kg etanol + 48.9 kg karbondioksit ağırlıkça % 51.1 lik kazanç Gay-Lussac katsayısı olarak bilinir ve dönüşümün verimini ifade eden temel bilgidir.

Bu mekanizmanın anlaşılmasında, diğer bir adımda Louis Pasteur tarafından atılmış ve onun deneyleri mikrobiyolojinin bilim dalları arasında bir köprü vazifesi görmüştür.



Tablo 1 : İdeal Pastör Alkol Fermantasyonunda Elde Edilen Kazançlar

Wt %

Etanol......................................48.4

Karbondioksit..........................46.6

Gliserol.....................................3.3

Sukinik asit...............................0.6

Hücre materyali........................1.2

TOPLAM...............................100.1



Orijinal şekerle karşılaştırıldığından, ürünler daha geniş bir görünüm sergiler. Bunun sebebi oksijen ve dış kaynaklardan gelen, hücresel büyüme için gerekli olan besinlerdir.

Bu yüzden Pastör katsayısı, teorik GL (Gay-Lussac) kazancının % 94.7 sidir. GL kazancı, fermantasyonunda elde edilebilecek maksimum etanol kazancıdır. Pastör katsayısı mayanın tekar kullanımıyla veya karbonbidratlardan elde edilecek maya gelişimi ile artırılabilir. Ticari uygulamada, ideal olmayan substratlar kullanıldığı zaman, bu substrata uygun bir fermantasyon süresi içinde % 90 GL bölgesinde bir dönüşüm verimliliği elde edilir.

Fermantasyonda en çok kullanılan maya türleri Sacchromyces cerevisia ve Saccchromyces carlsbergenesis (uvarum) dır. Çünkü bu türler, yüksek alkol ve karbondioksit toleransı, hızlı gelişme ve fermantasyon kapasitesi, mikroorganizma sayısını endüstriyel çaptaki işlemler için uygun sayıya indirgeme gibi spesifik maya özellikleri ile en çok tercih edilen türlerdir.



Tablo: 2 - 100 gr. glikozun maya ile fermantasyonu sonucu elde edilmesi gereken ürünlerin konsantrasyon sınırları

ÜRÜNLER Konsantrasyon Sınırları (gr ürün / 100 gr fermente glikoz)

Etanol...................... 45-49

Karbondioksit.........43 -47

Gliserol................... 2 - 5

Sukinat ...................0.5- 1.5

Karışık alkol.......... 0.2 - 0.6

Asetat.....................0-1.4

Butilen glikol.........0.2 - 0.6

Hücre materyali......0.7 - 1.7



2.3.1. Fermantasyon işlemleri:

Kesikli ve sürekli proseslerin her ikisi de uygulanır ve bu proseslerin çoğu hücre çevriminin bazı formlarını birleştirirler. Hücre çevrimi, fermantasyon zamanını kısalttığı gibi hücre materyaline dönüştürülen substrat miktarını da azaltır. Yaygın kullanım alanı bulan Melle-Boinat kesikli prosesinde, fermantasyondan sonra geri alınan maya hücreleri, taze substrat içeren bir başka fermantasyon tankına ilave edilir. İşlemler m3 de 15 kg kuru madde içerecek şekilde ve maya türüne, substrat yapısına ve çalışma sıcaklığına bağlı olarak 8-18h arası bir zaman süreci içinde gerçekleştirilir.

Bugün, koskat sisteminde düzenlenmiş 3-5 kapalı tanktan oluşan, hızlı ve sürekli fermantasyon tekniklerine sahip üniteler oldukça değerlidir. Her bir tank kendi soğutma düzenine ve etanol konsantrasyonunu belirleyen bir sisteme sahiptir. Genellikle başlangıçtaki etanol konsantrasyonu %4 v/v ve çıkışta %10 v/v dir. Bu sistemin verimliliği 10-20 kg etanol/m3.h olmasına rağmen laboratuar sistemleri için daha yüksek bir verimlilik ön görülmektedir. Verimlilik; substratın idealliğine, şekerin dönüşümüne, ucuz ve güvenilirliğine bağlıdır. Klasik kesikli yöntemde elde edilen veriınlilik 1.5 - 3 kg etanol/m3.h dır. Yüksek verimlilik hızı ile Gay-Lussac katsayısı arasında bir bağlantı yoktur. Ekonomik yönden; atıklarda görülen azalma, fermantasyon hızında görülen artmaya tercih edilir.



Etanolün kısıtlayıcı etkisi:

Şekerin maya fermantasyonu ile etanole parçalanmasında en önemli kısıtlayıcı etki etanolün kendisidir. Glukozun, etanol’e ve CO2 e dönüşümü sırasında, bir mol glukoz için iki mol de ATP ortaya çıkar. Düşük etanol seviyesinde, bu ATP glikozun yeni hücrelere girmesinde kullanılır ve böylece büyüme hızı, substrat kullanım hızının en yüksek oranına ulaşır. Kesikli fermantasyonda açığa çıkan yüksek etanol seviyelerinde iki şey gözlenir. İlk olarak substrattan yararlanma hızı düşer. Bunun sebebi, şekerin katabolizmasının üzerinde, hala emin olunamayan bir mekanizma ile etanol açığa çıkar. İkinci olarak, ATP hücre fonksiyonlarının sürdürülmesi için gerekli onarım işlemlerine yönlendirildiği için, şeker katabolizmasının maya gelişimi için sağladığı enerji düşer. Sonuçta yükselen etanol seviyesinin etkileri, hem maya gelişimi üzerinde, hem de etanol üretim hızı üzerinde belirginleşir.

Eğer başlangıçtaki şeker seviyesi yeteri kadar yüksek olursa, sonuçtaki alkol seviyesi, hücrelerin daha fazla gelişmesini engelleyecek derecede yüksek olur; gerçekte hücreler ölmeye başlarlar ve yaşayabilmeleri, yüksek etanol seviyesine maruz kalmalarının süresine ve şiddetine bağlıdır. Buna rağmen gelişmeyen hücrelerde, etanol üretimini sürdürürler ve bu, etanol oldukça yüksek seviyeye ulaşana dek devam eder.

Aşırı substratlarla beslenen bir kesikli fermantasyonda başarılı olaylar şunlardır; başlangıçta, maya gelişimi, etanol üretimiyle paraleldir; etanol üretimi sürdüğü halde, maya gelişimi yavaşlar; olaya gelişimi durmasına ve hayatta kalma oranı düşmeye başladığı halde, etanol üretimi de durur. Maya gelişiminin durduğu etanol seviyesi bir çeşit sınırdır ve bu “Etanole karşı gelişme toleransı” olarak adlandırılır. Etanol üretiminin durduğu nokta ise farklı bir limit belirler ki buna da “üretim toleransı’’ denir. Genelde gelişme toleransı 6-9 % w/v sınırları olmasına rağmen, üretim toleransı %15 w/v ve daha üstüne çıkabilir.



Mayalar:

Alkol üretiminde kullanılan Saccharomyces cinsi mayalar; Endomycetaceae familyasının Ascomycetes sınıfında yer alırlar. Tek hücreli ve mikroskobik yapıdadırlar. Büyüklükleri 7-10 µ arasında değişir. Özellikle ekmek yapımında ve alkollü içki sektöründe kullanılırlar. Glikoz içeren hammaddeler, Saccharomyces türleri ile fermente edilirse seyreltik alkol çözeltisi elde edilir.

Mayaların gelişmesi için gerekli optimum sıcaklıkları türlere bağımlıdır. Örneğin, optimum sıcaklık Saccharomyces cerevisiae türü için 27-30°C, ellipsoideus için 25°C’dır. Optimum pH ise bira mayaları için 3,4-3.9’dur. Besi yerlerindeki suyun, besinlerin, osmotik basıncın, oksijenin ve ışığın da mayaların gelişmesi üzerine etkisi fazladır.

line.gif

incir.jpg



Hurda İncirden Alkol Eldesi



Ülkemiz dünyada üretilen incirin %46.5 ini üretmektedir. Bunun %14’ü endüstriyel yani hurda incirdir. Bunun anlamı her yı1 6000 ton incir, tüketim artığı olarak kalmaktadır. Bu incirlerin değerlendirilmesinde en iyi yolun, şeker oranı yüksek olan meyvelerden alkol üretilmesidir.



Çelebi ve Güngör (1997), denemelerinde, hurda incirden alkol üretilmesinde optimum şartları araştırmışlar. Bu çalışmalarında; şeker içeriğinin büyük bir kısmı indirgen şekerlerden oluşan incir, alkol hammaddesi olarak kullanılmıştır. Karıştırmalı - Isıtmalı tanka elde edilen incir şırası, filtre, sterilizasyon, besin elementi ilavesi, aşılama gibi işlemler sonrası fernantasyona terk edilmiştir. Kesikli fermantasyon yöntemi kullanılmıştır. Erlenler içine hazırlanan kültür ortamlarının ağızları süngerlerle kapatılarak etüvde fermantasyona bırakılmıştır. Maya olarak Saccharomyces cerevisia kullanılmıştır. Bu çalışma ile hurda incirin etanol verimliliğini maksimum seviyeye çıkarmanın yolları araştırılmıştır. Maya gelişimini ve etanol üretimin seviyesini artırmak maksadıyla, değişik oranlarda fermantasyon ortamına (NH4)2HPO4, MgSO4, pepton ve maya ekstraktı ilavesi yapılmıştır. Buna göre, pH’sı ayarlanmış, süzülmüş ve besi elementi ilavesi yapılmamış, kültür ortamında (incir şurubu) maksimum alkol yüzdesine ulaşılmıştır. Bunun sebebi, besi elementlerinin yeteri kadar aktif olamamaları veya seçilen maya suşu ile besin elementlerinin uygun olmaması olabilir. Bu yolla hazırlanmış kültür ortamında, ebülyometre ile yapılan ölçümde alkol yüzdesi %8.75 bulunmuştur. Besi elementlerinin ortama katılan miktarlarının artırılması, alkol oranını arttırdığı görülmüştür. Ülkemiz incirlerinde kükürt kullanılma zorunluluğu olması, kükürdün fermantasyona olan kötü koku oluşturma ve etanol üretimini inhibe etmek gibi olumsuz etkilerini bertaraf etmektir. Ayrıca incirin yüksek oranda şeker içermesi ve bu şekerin %73.97’sinin glikoz ve fruktoz (invert şeker) olması, enzimatik hidroliz yapılmasını gerektirmediği gibi, yüksek oranda alkol oluşumu da sağlamaktadır. (Çelebi ve Güngör, 1997)



line.gif

sekerpancari.jpg



Pancar Küspesinden Alkol Üretimi



Şeker fabrikaları artığı olan ve genellikle hayvan yemi olarak kullanılır. Fabrikaya gelen şeker pancarı, yeraltında yetişen bir bitki olması nedeniyle öncelikle taş ve toprağı temizlenip, dal ve yaprak kısımları ayrıldıktan sonra yıkanarak şeritler halinde kıyılır. Pancar şeritleri su ile muamele edilip 80°C’de kaynatılarak invert şekerlerin ekstrakte olması sağlanır. Daha sonra bu karışım preslenerek küspe ve şekerli su olarak ayrılır. Bu yolla elde edilen küspe, hayvan yemi olarak kullanılır. Toplam besinin en fazla %70’i olacak şekilde keçi ve koyun beslenmesinde ve %45-50 olacak şekilde atların beslenmesinde kullanılır. %8 protein ve %0,7 Ca içerir. Aslında bu Ca miktarı oldukça fazladır, dolayısıyla iyi bir Ca kaynağı olarak kabul edilebilir. Fakat yapısında bulunan yüksek miktarlardaki oksalatlar, kalsiyumu bağlar ve kullanılmasını engeller. Şeker ekstraksiyonundan sonra küspe pektik maddeler formunda %30 galaktronik asit içerir. Bu da C vitamini sentezinin iyi bir temel başlangıç maddesidir .

Özellikle şeker üretiminin fazla olduğu bölgelerde şeker pancarı küspesinin, alternatif enerji kaynağı olarak kullanılması tasarlanan etil alkol üretiminde hammadde olarak kullanılması düşünülmekte ve maksimum alkol verim için çeşitli araştırmalar sürdürülmektedir. Şeker üretilirken ekstaksiyon bölümünde oldukça yüksek verim elde edildiği için küspede glikoz, sukroz gibi mayanın alkol üretirken kullanabileceği şekerler azdır. Bu yüzden yapısında bulunan selulozik maddelerin bir ön işlemle hidrolize edilmeleri ve mayaların kullanabileceği invert şekerlerin elde edilmesi gerekir. Belli sıcaklık ve basınç uygulaması, asitle hidrolizi, selulaz enzimi kullanımı ya da ‘wet oxidation’ kullanılan yöntemlerden bazılarıdır. Küspe %27 selülozdan oluşmaktadır. Yapısındaki selülozik maddelerin parçalanması sonucu açığa çıkan ürünler mayalar ve diğer mikroorganizmalar tarafından kullanılabilir. Bu özelliği, özellikle fermentasyon teknolojisinde karbon kaynağı olarak önem kazanmasına neden olmuştur.

Etil alkol ise günümüzde, birçok kullanım alanı yanında, kömür, petrol gibi enerji kaynaklarına alternatif olmasıyla gittikçe artan bir öneme sahiptir. Hem yanması sonucu ortaya çıkan yan ürünlerin çevreye zararlarının oldukça az olması, hem de diğer enerji kaynaklarının rezervlerinin azalması gibi nedenlerden dolayı, etil alkol Amerika ve Brezilya gibi ülkelerde enerji kaynağı olarak kullanılmaya başlanmıştır. Özellikle Brezilya’da yakıtların %30’u şeker pancarından elde edilen etil alkolden oluşmaktadır.

Ergin ve ark. (2001) yaptığı çalışmada, atık olan şeker pancarı küspesinden etil alkol üretimi yapılmıştır. Selülozik maddeler içeren, kurutulmuş ve öğütülmüş şeker pancarı küspesi öncelikle selülaz enzimi kullanarak 8 saatlik bir hidroliz işlemine tabi tutulmuştur. Hidroliz sonrası, genellikle alkol fermentasyonunda kullanılan Saccharomyces cerevesiae aşılanarak dokuz gün süren fermentasyon başlatılmıştır. Bu deneme besiyeri kullanılarak da gerçekleştirilmiş ve alkol oluşumu ağırlık kaybı takip edilerek gözlenmiştir. Sonuç olarak %10 şeker pancarı küspesi %1 enzim kullanılarak hazırlanan alkol üretim ortamında 8 saatlik hidroliz sonucu 13.79 g/l00ml glikoz elde edilmiştir. Fermentasyon sonucu aynı ortamda besin elementleri ilavesi olmadan % 5.92; besin elementi ilavesiyle %6.3 alkol elde edilmiştir. (Ergin ve Çetin, 2001)



line.gif

Etil alkolün kullanım alanları

Etil alkol üç amaç için üretilmektedir; alkollü içkiler için, ana madde olarak ve kimyasal ürünlerin hammaddesi olarak. Alkollü içkilerde şekerin fermentasyonu sonucu etil alkol oluşur. Bunun yanında etil alkol çözgen olarak, önemli proseslerde, sudan sonra ikinci sırada bulunur. Etil alkol çözgenler, ekstrantlar, boyalar, farmasotikler, lubrikantlar, adezivler, deterjanlar, pestisidler, plastisizerler, yüzey kaplama maddeleri. kozmetikler, patlayıcı maddeler, sentetik liflerin yapılmasında kullanılan reçineler gibi diğer organik maddelerin sentezinde bir substrat olarak kullanılırlar . Ayrıca aset aldehit, etil asetat, asetik asit, etilen di bromür, glikoller ve etil klorür gibi kimyasal maddelerin hammaddesini gene etil alkol oluşturur. 2. Dünya Savaşından sonra lastik üretiminde de kullanılmaya başlanmıştır .

Etil alkol son zamanlarda enerji sektöründe de önem kazanmıştır. Kullanılmakta olan enerji kaynaklarının yerine alternatif olabilecek enerji kaynakları araştırılmaktadır. Petrol, gaz ve kömür gibi şu an kullanılan enerji kaynaklarının sınırlı oluşu ve 2100 yılına kadar tükenmesi beklendiği için etil alkolünde bir enerji kaynağı olarak kullanılması tasarlanmaktadır . Ayrıca bu kaynakların ‘Greenhouse Etkisi’ne sebep oldukları bilinmekte ve kullanımlarının mümkün olduğunca azaltılması istenmektedir . 1975 yılından itibaren Brezilya enerji kaynağı olarak etil alkol kullanmakta ve 1996 yılında artık Brezilya’daki yakıtların %30’unu şeker pancarından elde edilen etil alkol oluşturur .

Etil Alkol hakkında ansiklopedik bilgi

Etil Alkol (Etanol); Alm. Athylalkohol (m), Fr. Alcool (m), ethylique, İng. Ethyl alcohol. Alkoller diye anılan organik bileşikler sınıfının en önemli üyesi. Moleküler formülü (C2H5OH) göz önüne alındığında, doymuş bir hidrokarbon olan etanın (C2H6) altı hidrojeninden birinin yerine bir hidroksil grubunun (OH) geçmiş şekli olarak addedilir.

Özellikleri: Saf etil alkol berrak, renksiz, karakteristik kokulu bir sıvıdır. 78,4°C’de kaynar -114,5°C’de donar. Sıcaklıkla hacim büyümesi nisbeten muntazam olduğundan, hava sıcaklığını ölçen termometrelerde (evlerde kullanılan) bir termometre sıvısı olarak kullanılır. Sıvı seviyesinin rahat görülmesi için bir boyar madde konur. Özgül ağırlığı 20°C’de 0,789 g/cm3tür. Etanol, aynı miktarda su ile karışık olduğunda bile soluk, mavimsi, issiz bir alevle yanar. Etanolun yanma enerjisi 1 gram başına 7,09 kcal verecek şekildedir. Su, eter ve asetonda her nisbette karışır. Suyla karışınca bir hacim küçülmesi olur. Mesela, 52 hacim alkol ve 48 hacim su karıştırıldığında 100 hacimlik değil de, 96,3 hacimlik bir çözelti meydana gelir.

Üretim: Etanolun üç önemli üretim kaynağı vardır:

1. Fermantasyon ile üretme: Alkolik fermantasyonda şekerler başlıca olarak monosakkaritler (glikoz ve früktoz) kompleks enzim zymas ihtiva eden maya mevcudiyetinde, etanol ve karbondioksit verecek şekilde bozunurlar:

(Zymas)

C6H12O6 ———® 2C2H5OH+2CO2

Tamamen parçalanmada 100 g früktozdan 51,1 g etil alkol ve 48,9 gr karbondioksit meydana gelmelidir. Bu randımana gerçekte erişilemez. Çünkü maya hücreleri diğer metabolizma olayları için aynı şekilde monosakkaritleri harcamaktadırlar. Optimum mayalanma şartları maya hücrelerinin yaşama şartları ile belirlenir. Böyle gıda eriyiğindeki belirli protein ve mineral madde miktarı maya gelişmesini teşvik eder. Optimum mayalanma sıcaklığı maya çeşidine göre, 20°C ile 30°C arasında bulunur. Alkol fermantasyonu etil alkol miktarı % 10-18 arasında olduğu zaman durmaktadır. Çünkü etil alkol metabolizmanın artık ürünü olarak büyük konsantrasyonlarda mikroorganizmaların hayati faaliyetlerini önlemektedir. Endüstride alkolik fermantasyonda başlama maddesi olarak saf glikoz kullanılmaz. Bunun yerine melas (şeker rafinasyonu artığı) veya nişastalı ürünler (patates, çavdar, buğday, arpa) kullanılır.

2. Asetaldehidin (CH3CHO) indirgenmesiyle üretim: Asetilen kullanılarak elde edilen asetaldehit, 100-130°C’de nikel katalizörlüğünde hidrojenlenerek etanole indirgenir:

H

/ +2H

CH3 — C = O ——® CH3 — CH2 — OH

(Ni)

3. Etilenin hidrasyonu ile üretim: Endüstriyel üretimde önemli bir metoddur. Bir petrol ürünü olan etilenin hidrasyonu (bir su molekülü katılması) değişik şartlarda yapılabilir. Etilen, 100°C’de derişik sülfürük asitle tutulduğunda etil hidrojen sülfat ve etil sülfat ara ürünleri meydana gelir:

HOSO3H

H2C = CH2+ ————® C2H5O — SO3H + (C2H5O)2SO2

Reaksiyon karışımı eşdeğer miktarda sıcak su ile hidroliz edilir. Etanol ve sülfürik asit meydana gelir:

(C2H5O)2SO2+2H2O ® 2C2H5OH+H2SO4

Yine etilenden başlamak üzere katı katalizörler kullanarak 300°C ve yüksek basınç altında su buharı etkisiyle etanol sentezi yapılmaktadır.

Kullanılışı: Etanol bütün alkollü içkilerde bulunmaktadır. Çoğu da bu yollarla tüketilmektedir. İyi bir çözücü olduğu için, esansların yapımında, parfümeride kullanılır. Kimya endüstrisinde bir çok organik bileşiğin (asetaldehit, asetik asit, etilasetat, etilklorür ve butadien gibi) üretiminde başlama materyalidir. Petrolün çok pahalı olduğu bazı ülkelerde bir motor yakıtı bileşeni olarak kullanılmaktadır.

Mutlak (saf) etanol elde edilmesi: Endüstriyel etanolun çoğu denaturedir. Yani içilmemesi için, içine piridin ve metanol gibi zehir etkisi yapan maddeler konmuştur. Bunların uzaklaştırılması pek kolay değildir. Endüstride üretilen alkol denatüre olmasa bile saf değildir. Çünkü reaksiyon sonunda meydana gelen ürün damıtılırken etanol sudan tamamen kurtulmaz. Basit damıtma ile, en fazla % 96’lık bir saflıkta elde edilir. Bu kompozisyondaki sulu alkol saf bir maddeymiş gibi (ikili bir azeotrop teşekkülü) kaynar. Bu azeotropu bozmak için, genellikle benzen (veya triklor etilen) katılır. Su-alkol-benzen üçlüsü damıtıldığında su bitinceye kadar su-benzen ve alkol karışmı geçer. Daha sonra da benzen bitinceye kadar alkol-benzen karışımı geçer. Geriye saf alkol kalır. Laboratuvar ölçeğindeki saflaştırmalarda suyu uzaklaştırmak maksadıyla kalsiyum oksit, kalsiyum ve mağnezyum kullanılır.
Etanol, Etil alkol ya da Bitkisel alkol olarak da bilinir, renksiz ve yanıcı bir kimyasal bileşik. Alkollü içkilerin büyük bir kısmında bulunur. Kimyasal formülü C2H6O olup EtOH ya da C2H5OH olarak da ifade edilmektedir.

Etanol yakıtı

Etanol, otomobiller ve diğer motorlu araçlarda, tek başına bir yakıt olarak ya da benzine karıştırılan bir katkı maddesi olarak kullanılabilir.

Etanol, hava kirliliğini azaltmak ya da petrol ürünlerinin tüketimini azaltmak amacıyla, benzinle değişik oranlarda karıştırılarak kullanılabilir. En yaygın uygulamalar E10 ya da E85 diye bilinen sırasıyla %10 ve %85 etanol içeren karışımlardır.

Etanolün yakıt hücrelerinde kullanımı da yaygınlaşmaktadır.

Bitkilerden elde edilen etanol (biyo-etanol), sürdürülebilir bir enerji kaynağı olarak, sağladığı çevresel ve ekonomik yararlar nedeniyle, fosil yakıtlara göre avantajlar sağlamaktadır.

Etanol, yaygın olarak şeker kamışı ve mısırdan elde edilmektedir. Ancak etanol elde etmek için, bugün kullanılan teknolojiler, etanolden elde edilen enerjinin yaklaşık %70 fazlasını harcamayı gerektirdiğinden, hala fosil yakıtlar karşısında yeterince rekabet edici değilidir.

Kaynaklar [değiştir]
Şeker Kamışı mahsulü. Brezilya yabancı petrole bağımlılığını, şeker kamışından mamül etanol kullanarak kısmen çözmüştür.
Güney Afrika'da mısır tarlası

Endüstriyel amaçlı etanol, petrol ürünlerinden, çoğunlukla etilenin, sülfrik asitle katalitik hidrasyonundan elde edilmektedir. Bu süreç, alkollü içeceklerle alakalı, geleneksel fermantasyon yönteminden daha ekonomiktir. Aynı zamanda, eten ya da asetilen aracılığıyla, kalsiyum karbit, kömür, doğal gaz ve diğer kaynaklardan da elde edilebilir.

Bu güne kadar, kayda değer bir etanol yakıt programı dört ülke tarafından oluşturulmuştur: Brezilya, Kolombiya, ABD ve Çin. Brezilya örneğinde, etanol üreten kurumların bağımsız olarak karlı olabilmeleri için, hükümet tarafından, etanol endüstrisine ciddi yatırım yapılması gerekmektedir. Etanol, şeker kamışı, şeker pancarı, gine mısırı, dallı darı, arpa, kenevir, Hibiscus cannabinus, (tatlı) patates, manyok, ayçiçeği, meyveler, melas, kesik süt, mısır, mısır koçanı, hububat, buğday, tahta, kâğıt, saman, pamuk ve diğer biyokütleler ile çeşitli selüloz atıkları gibi pek çok farklı besin kaynağından elde edilebilir. Şeker kamışından etanol üretmek, mısıra göre daha verimlidir.

Artan etanol tüketiminin sonucu olarak, şeker kamışı ve mısır gibi besin kaynaklarına olan talep de artmıştır. Büyük ölçekte yakıt amaçlı zirai alkol üretimi, aynı zamanda geniş ve verimli ekilebilir alanlar ile suya olan talebi de artırmaktadır.
Üretimi [değiştir]
Dallı Darı

Etanol bir birinden çok farklı besin kaynaklarından, pek çok farklı yöntemle üretilebilir. Brezilya etanol üretiminde temel besin kaynağı olarak şeker kamışını kullanırken, kaynaklar kısmında belirtildiği gibi pek çok farklı besin kaynağının kullanılması mümkündür. Brezilya'nın hangi yöntemle etanol ürettiğine dair Brezilya'da etanol yakıtı üretimi (ingilizce) sayfasını inceleyebilirsiniz. Dallı darı etanol üretiminde mısıra göre iki kat daha verimlidir. Etanol üretiminin temel adımları: rafine ederek nişasta haline getirmek, sıvılaştırmak ve sakarifikasyon (hidroliz yöntemi ile nişasta glikoza dönüşür), fermentasyon, damıtma, dehidrasyon ve opsiyonel olarak denaturasyon. Fermentasyon sırasında karbondioksit gazı açığa çıkar.

Fermentasyon yöntemi ile üretilen etanol sonucunda suda çözünmüş etanol elde edilir. Etanolün bir yakıt olarak kullanılabilmesi için suyun uzaklaştırılması gerekmektedir. En eski yöntem, basitçe damıtmaktır, fakat bu yöntemle, su etanol karışımı azotrop oluştuğu için %95-96 saflıktan öteye gitmek mümkün değildir. Çözelti karışımı damıtmayı sürdürerek, %96'dan daha saf etanol elde edilmesi mümkün değildir.

Benzinle karıştırabilmek için, en az %95.5 ile %99.9 arasında bir saflığa ihtiyaç duyulmaktadır. En yaygın saflaştırma yöntemi, moleküler elek kullanarak fiziksel absorblama prosesidir.

Geçmişte, çiftçiler kendi etanollerini damıtırken, damıtım sürecinin bir parçası olarak ısı plakalarından yararlanırlarmış. ısı plakaları, çoğunlukla, etanolün içine karışabilen kurşun içerirlermiş. Bu şekilde kontamine olmuş yakıtın yakılması sonucu sinir sitemine zarar verebilen kurşun havaya karışırmış. Bugün etanol yakıtı, özel olarak yetiştirilen bitkilerden, kurşun içermeyen yöntemlerle elde edilmektedir.
Etanol yakıtı karışımları [değiştir]

Detaylı bilgi için

Genel olarak, bir benzin karışımındaki etanol miktarı yükseldikçe, standard araba motorları için uygunluğu azalmaktadır. Saf etanol kauçuk ve plastiklerle reaksiyona girdiği ya da onları çözdüğü için tadilat görmemiş motorlarda direk olarak kullanılamaz. Ek olarak saf etanol (116 AKI, 129 RON), normal benzine (86/87 AKI, 91/92 RON)göre çok daha yüksek oktan oranına sahiptir.Bu nedenle, en fazla yarar için, ateşleme zamanı ve sıkıştırma oranının değiştirilmesini gerektirir. [1] Saf benzin yakıtlı bir aracı, saf etanol yakıtlı bir araca dönüştürmek için, alan olarak %30-40 kadar daha büyük karbüratör kullanımını gerektirir. (Metanol kullanımı ise kabaca %50 daha da büyük yüzey alanı gerektirmektedir. Etanolle çalışan motorlar, 13 °C'nin altındaki sıcaklıklarda yanmayı maksimize edebilmek ve yanmamış, buharlaşmamış etanolü minimize edebilmek için, soğuk ortamda çalıştırma sistemine ihtiyaç duyarlar. Etanolün %10 ile %30 arasında bir karışımda kullanılması durumunda, hiçbir motor tadilatına ihtiyaç duyulmamaktadır. Pek çok yeni araç, bu oranlardaki karışımlarda güvenle çalışabilirler.

1999 yılndan başlayarak, dünyada artan sayıda pek çok araç, tadilat gerektirmeksizin, %0 etanolden %85 etanole kadar çalışabilecek şekilde üretilmişlerdir. Pek çok hafif kamyon, kamyonet ve SUV, dual yakıt ya da esnek yakıtlı araç olarak üretilmektedir. Bu motorlar, yakıt cinsini otomatik olarak belirleyerek motor davranışlarını, temel olarak, silindirin içerisindeki hava yakıt karışımıyla ayarlarlar.
Etanolün bölgesel üretimi ve kullanımı [değiştir]
Brezilya'da etanol yakıtı [değiştir]

Ana madde: Brezilya'da etanol yakıtı

Bugün, Brezilya dünyadaki en büyük etanol yakıtı üreticisi ve tüketicisidir. Brezilya, 1980lerden bu yana, şeker kamışına dayalı çok yaygın bir etanol yakıtı endüstrisi geliştirmiştir. Yılda yaklaşık 4 milyar gallon etanol üretir.Brezilya'daki etanol üretim tesisleri, şeker kamışından kalan şekersiz atıkları yakarak %34 pozitif enerji dengesi elde ederler. Brezilya'da etanol üretiminin geliştirilmesi hükümetin desteği ile gerçekleşmektedir. Brezilya'da tüketilen tüm benzinin en azından %25'i alkol içermek zorundadır. Brezilya etanolü galonu yaklaşık 1.00$'dan üretebilmektedir. Brezilya'daki tüm yeni araçlar ya esnek yakıtlı ya da benzin yerine saf etanolü yakabilecek özellikte araçlardır. Brezilya'da etanol yakıtı ve elektrik üretiminde yararlanılan yan ürünleri, ülkenin petrole olan bağımlılığını ve hava kirliliğini azaltmada önemli katkıda bulunur.
Kolombiya'da etanol yakıtı [değiştir]

Kolombiya'nın etanol yakıtı programı, 2002 yılında, hükümet benzindeki oksijen miktarının zenginleştirilmesine dair bir yasayı hayata geçirmesiyle başlamıştır. Bu karar başlangıçta benzinin oksijenle zenginleştirilerek, karbonmonoksit emisyonların azaltmak için alınmıştır. Daha sonraki kanunlarla, biyokütleden elde edilen etanolün, vergi avantajları ile benzinden daha ucuz olması sağlanmıştır. 2004 yılıyla başlayan petrol fiyatlarındaki artış ve yenilenebilir yakıtlara duyulan ilginin artması ile bu eğilim daha da kuvvetlenmiştir. Kolombiya'da gerek benzin fiyatları gerekse etanol fiyatları hükümet tarafından kontrol edilmektedir. Etanol programını bütünleyici olarak, bitkisel yağlardan yenilenebilir bir yakıt olarak biyodizel programı da geliştirilmiştir.

Şeker üretim prosesinin ucuna etanolü de ekleme ve aynı enerji kaynaklarını kullanma kolaylığı nedeniyle, etanol üretimine ilgi, büyük ölçüde mevcut şeker endüstrisinden gelmiştir. Hükümet ülke genelinde %10 etanol ve %90 benzin karışımının yaygınlaştırılmasına dair hedefini kademeli olarak hayata geçirmektedir. Etanol tesisleri vergi avantajları ile özendirilmektedir. Yuka (manyok) ve yeni, şeker kamışı tarımından elde edilen etanole ilgili olmakla birlikte, daha ucuz olan karbonhidratların üretimi henüz gerçekleştirilememiştir.

Kolombiya'daki ilk etanol yakıtı tesisi, 2005 Ekim ayında, Kauka bölgesinde, günde 300,000 litre kapasiteyle üretimine başlamıştır. 2006'nın Mart ayında, hepsi Kauka Vadisi'nde olmak üzere, birleşik olarak toplam günde 1,050,000 litre ya da yılda 357 milyon litre kapasite ile faal hale gelmişlerdir. Kauka Vadisi'nde, şeker tüm yıl boyunca üretilebilmektedir. Son eklenen yüksek kapasiteli damıtma tesisleri ile birlikte, toplam yatırımlar 100 milyon USD'ın üzerine çıkmıştır. Kolombiya, %10 etanol karışımlı benzin kullanabilme hedefine ulaşabilmek için, 2007 yılıyla birlikte, günlük 2,500,000 litre kapasiteye ulaşabilmeyi hedeflemektedir. Şu an için üretilen etanol yakıtı Kauka Vadisine yakın, Bogota, Kali ve Pareira gibi büyük şehirlerde kullanılmaktadır. Henüz ülkenin tamamına yetecek kadar etanol üretimi yapılamamaktadır.
Amerika Birleşik Devletleri'nde etanol yakıtı [değiştir]
Massachusetts eyaletinde bir Exxon benzin istasyonunda, yakıtın %10 kadar etanol içerdiğini gösteren etanol bilgi işareti

Ana madde: Amerika Birleşik Devletleri'nde etanol yakıtı

Etanol, Amerika Birleşik Devletleri'nde yaygın olarak bulunabilir değildir. Etanol üretiminin, ilk yatırımının büyüklüğü nedeniyle, üretimin ilk anından itibaren karlı olamaması, bir sorun olarak kabul edilmektedir. Benzin fiyatlarındaki yükselme devam ettiği sürece, etanolün de benzine oranla karlılığında bir artış olacaktır. Toplam 165,000 pompadan sadece, kabaca 685 istasyon E85 pompası sunmaktadır. Etanol yakıtı, yaygın olarak, sadece, etanolün işlendiği orta batıda ve Kaliforniyada bulunmaktadır. Mayıs 2006 itibarıyla, Birleşik Devletler'de yıllık 1.8 milyon m³ etanol üretim kapasitesi bulunmaktadır ve üzerine yıllık, yaklaşık 760,000 m³ kapasite eklenmeye devam etmektedir.[2] Ek olarak bir Amerikan şirketi Pacific Ethanol ise etanol üretimi yatırımlarını daha fazla Batı Amerika'da sürdürmektedir.
Romanya ve etanol [değiştir]
Kanunlar ve teşvikler [değiştir]

Brezilya, Kolombiya ve Birleşik Devletlerde, şeker kamışı ya da tahıllardan elde edilen etanolün kullanımı, hükümet programlarıyla teşvik edilmektedir. Teşvikler bazı eyaletlerde 1973 Arap petrol ambargosundan sonra başlamıştır. Birleşik Devletler'de 1978 yılında yürülülüğe giren Enerji Vergisi Akdi ile biyoyakıtlara vergi istisnası getirilmiştir. Bu istisnanın yıllık karşılığının 1.4 milyar US$ olduğu tahmin edilmektedir. Bir başka federe program ise etanol tesislerinin inşaası için ihtiyaç duyulan kredilere garantör olmaktadır. 1986 yılında Amerikan hükümeti etanol üreticilerine bedava mısır dahi dağıtmıştır.

Kolombiya'nın etanol programı ise biyokütlelerden elde edilen etanolün, vergiden muaf tutulması amacıyla çıkarılan bir kanunla başlamıştır.

2005 yılının Ağustos ayında, Birleşik Devletler Başkanı Bush, etanol ve biyodizel üretiminin, gelecek on yıl içerisinde, 15 milyon m³ ten 28 milyon m³'e çıkarılmasını öngören kapsamlı bir enerji yönetmeliğine imza atmıştır. Kısa vadede bu artışın hemen tamamının mısırdan elde edilen etanol ile karşılanması beklenmektedir.

Avrupa Parlamentosu'nun 2003/30/EC nolu direktifi, fosil yakıtların biyoyakıtlarla değiştirilmesini teşvik eder. İngiltere'de, biyodizel gibi alternatif yakıtların vergilendirilmesi en az fosil yakıtlarınki kadar sıkıntılı iken, İngiliz hükümeti, etanol dahil olmak üzere biyoyakıtların kullanımını özendiren bir ulusal mevzuatı adapte etmiştir. [3].
Etanol ve hidrojen [değiştir]

Alternatif bir yakıt olarak analiz edilmeye devam eden hidrojen, diğer yandan da, bir hidrojen ekonomisini yaratmaktadır. Diğer yakıtlarla karşılaştırıldığında, gaz halindeyken çok fazla hacim kaplayan hidrojen için lojistik en önemli sorun olarak görünmektedir. Hidrojenin taşınabilmesi için mümkün görünen bir çözüm, etanolün kullanılmasıdır. Daha sonra hidrojen, yeniden şekillendirici içerisinde, bağ kurduğu karbondan ayrıştırılarak, yakıt hücrelerini doldurmak için kullanılabilir. Alternatif olarak, bazı yakıt hücreleri (Direk etanol yakıt hücreleri), etanol ya da metanolün direk dökülmesi suretiyle de doldurulabilir. 2005 yılında, yakıt hücrelerinin metanolü etanolden çok daha verimli tüketebildiği gözlemlenmiştir.

2004 yılının başlarında, Minnesota Üniversitesi araştırmacıları, etanolün bir katalist yığınından beslendiği ve çıktısı hidrojenin yakıt hücreleri için uygun olduğu, basit bir etanol reaktörü bulduklarını açıkladılar. Cihaz, yaklaşık 700 °C'de gerçekleşen ilk tepkime için, rodyum-seryum katalisti kullanır. İlk tepkime esnasında etanol, su buharı ve oksijen karışarak, tepkime sonucunda oldukça yüksek miktarda hidrojen üretirler. Ne yazık ki, tepkimeyle birlikte karbonmonoksit gazı da açığa çıkar. Zehirli bir gaz olan karbonmonoksitin bir başka katalistten geçirilerek karbondioksite dönüşmesi gerekir. Cihazın son çıktısı, yaklaşık olarak %50 hidrojen, %30 azot gazı ve kalan %20 de karbondioksit gazıdır. Gerek azot gerekse karbondioksit yakıt hücrelerine pompalandıkları zaman etkisiz gaz davranışı sergilerler.

EEI, biyokütlelerden bütanol elde etmek üzere yani bir metod geliştirmiştir. Bu proses, etanolün yan ürün çıktılarını azaltmak üzere, iki farklı mikro organizmanın sırası ile kullanılması şeklinde gerçekleşir. İlginç bir şekilde, bu işlem sonucunda, bütanolün yanı sıra oldukça yüksek miktarda hidrojen açığa çıkar.[4]

22 Kasım 2009 Pazar

gizli kasalar, alarm sistemleri, ev güvenliği

Çocuğunuz evinizde güven içinde olmalı!

Ev kazalarının büyük çoğunluğunda çocuklar zarar görür. Bu olumsuzluklar bazen ölümle sonuçlanabilir. Kazalar kışın ev içinde, yazın sıklıkla bahçe, çatı, ahır gibi açık alanlarda meydana gelir. Bir yaşından küçük çocuklarda boğulma ve solunum yollarına yabancı cisim kaçması , 1-5 arasında çarpma, düşme, su veya yağ ile yanma ve zehirlenmelere sık rastlanır. Ortada bırakılan temizlik maddeleri ve ilaçlar yine çocukların ilgisini çekerek zarar görmelerine neden olur.Kazalara karşı savunmasız olan çocuklarınızı korumak için uygun ortamlar hazırlamalı ve ev içi güvenliği arttırmalısınız.

Çocuk Odası:

Oda pencereleri mutlaka korumalı olmalı,

Yatağındaki korunaklar sağlam ve onu incitmeyecek malzemeden yapılmalı,

Priz, ısıtıcı ve vantilatör gibi elektrikli aletler yataktan uzak bir mesafede bulunmalı,

Özellikle oyuncak seçimi yaşa uygun ayarlanmalı,

Çocuğun koparıp ağzına atabileceği boncuk gibi bol malzemeli süsler yatağının yakınına asılmamalı,

Çocuğu yanları açık zemin, masa, sandalye ve salıncakta uyutup yalnız bırakmamalı.

Banyo:

Banyo kapısı dahil tüm kapıların anahtarlarını ortadan kaldırarak çocuğun kendini kilitlemesi riskini kaldırmak,

Diğer prizlerde olduğu gibi kapalı priz kullanmak,

Saç kurutma ve traş makinesi gibi elektrikli aletleri fişe takılı bırakmamak,

Özellikle yakıcı ve zehirli olan maddeleri ortada bırakmamak,

Çocuğu banyoya sokmadan önce mutlaka ısıyı kontrol etmek,

Klozet kapağı ile oynamasını engellemek için klozet kilidi takmak.

Mutfak:

Çatal, bıçak gibi kesici maddeleri çocuğun ulaşamayacağı yüksek yerlere yerleştirmek,

Zarar verebilecek malzelemeleri yüksekte kapalı ve kilitli yerlerde saklamak,

Kırılabilir bütün malzemeleri yüksek raflara kaldırmak,

Mutfak masasının üzerine çekmemesi için örtü sermemek,

Yemek pişirirken arka ocakları tercih etmek,

Yeni yürüyen çocukların eline bardak, şişe gibi cam eşyalar ile kalem, şiş, makas gibi kesici aletler vermemek,

Çöpleri özel çöp torbalarına koymak, kapağını açamayacağı çöp kovaları almak.

Salon ve diğer alanlar:

Odalarda ve koridordaki halı ve kilimleri kaymayacak şekilde sabitlemek,

Sehpa ve masa gibi sivri köşeli eşyaların köşelerini yumuşak maddelerle kaplamak,

Düştüğünde zarar verebilecek olan kültablası ve vazo gibi eşyaları kaldırmak,
Boğazına kaçabilecek olan boncuk, iğne, çerez gibi malzemeleri ortada bırakmamak,

Ütüyü sıcak haliyle bırakmamak,

Soba, ısıtıcı ve şömine gibi ısı veren kaynakların yanında çocuğu tek bırakmamak,
Balkon demir ve korunaklarını çocukların sarkamayacağı yükseklikte ve aralarından geçemeyeceği ölçüde yaptırmak,

Ecza dolabı, malzeme, erzak ve ardiye gibi odaların kapısını sürekli kilitlemek,
Kibrit, çakmak gibi yakıcı, alkol, kolonya, gazyağı, piknik tüp gibi yanıcı malzemeleri ortada bırakmamak.

Söylenebilecek pek çok önlem mutlaka ki var, sizler için çocuklarınıza güvenli bir ev ortamı hazırlamak adına bir kaç ipucu aktarmak istedim. Yaşamda önceliğiniz hep sağlığınızdan ve çocuklarınızdan yana olsun...

WHF Güvenlik - ev güvenliği - gizli kasalar Hits: 5

Ziyaret WHF Güvenlik - ev güvenliği - kasalar gizli `s Web bakın
Fikirlerinizi paylaşın! Bu rapor Bağlantı


Açıklama: alarm, gizli kasalar, alarm sistemleri, CCTV, kukla kameralar, çocuk güvenliği, nanny cams, 1. yardım çantaları dahil Ev güvenlik ürünleri, ve daha fazlası. Ücretsiz ev güvenlik ipuçları.
Ben satış başladı ve 30 yıl önce ev güvenlik ürünleri ve sistemleri kurulumu. 2005 yılında, araştırma birçok ay sonra, biz mükemmel, ekonomik DIY bazı kablosuz ve kablolu alarmlar bulundu, alarm sistemleri ve çeşitli diğer güvenlik araçları.
Biz başa Tüm üreticiler güvenlik alanında mükemmel bilgiye sahip. Yok az 15 yıllık deneyime sahiptir ve bir 40 yıl boyunca güvenlik ürün satan oldu! Size daha fazla para kazanmak için bu alarmlar ve alarm sistemleri online sunuyoruz.
Ben 11 + harcanan büyük bir ABD şehri yıl blockwatch subayı olarak. Yakından polis departmanı ve şehir ile ev sahibi 'güvenliğin tüm yönleri için stratejileri uygulamak için hükümet çalıştı. Ücretsiz ev güvenlik ipuçları biri bu stratejileri vardır.

Kaynak Özellikleri
Adres: PO Box 111
Ülke: ABD
Genel Bakış: evleri için DIY güvenlik ürünleri online perakendeci, küçük işletmeler ve ofisler. ANA GÜVENLİK - GİZLİ KASALAR - AİLE GÜVENLİK Güvenlik anksiyete veya tehlikeye korku, şüphe, kimden sahip özgürlük demektir. Ev güvenlik hırsızlık veya ev işgali ailenizi ve ev güvenli tutuyor. Ev güvenliği hakkında çok daha fazla mallarını korumak daha. Biz bir hırsızlık hakkında okumak, her zaman çalınan malın değeri hakkında duydum. Biz hırsızları geride bırakmak duygusal izleri öğrendiğimiz asla. Birkaç yıl önce, hırsızları bir komşu evine girdi. Ona göre, ev güvenlik hep bir gün bir şey. Dedi, "Bu gibi şeyler sadece kişi başına" dedi. "Ben kemik aşağı ihlal hissettim." Onlar mallarını ele asla. Kurbanların yaklaşık% 90 yok! * Sonra bir güvenlik sistemi yüklü. Bir kez vurulduktan sonra, hırsızları kolay bir hedef olarak görmek. Burada internette gizli kasanın en büyük seçim görmek için mi? Sadece bir veya iki güvenlik alarmları - veya komple bir ev güvenlik sistemine ihtiyacınız var mı? Belki tek bir sensör gerekiyor ya da monitör bir alanı korumak için - veya otomatik çevirici aylık izleme ücretlerini tasarruf etmek. Okuyun "çekici olmayan hırsızları" Bazı emniyet ve güvenlik ürünü satın ipuçları: ne çeşitliliği? - En donanım mağazalar stok 1-2 alarmlar. Çoğu online perakendecilerin 1-2 ürün taşırlar. Yukarıda listelenen ürünler ile birlikte, sen ve ev güvenlik kameraları çocuk emniyet tuşu artı hiders için öğeler bulabilirsiniz. Ayrıca, ve kapı durur olmayan yarda işaretleri, pencere kelepçeler elektronik güvenlik ürün var. Biz tam veya kısmi ev güvenlik sistemi size yardımcı olacağız. Fiyat ne olacak? - Adı markalar ucuz taklidi daha pahalı - ama buna değer konum! Biz ve Kindergard.Many vardır kadar% 20 perakende aşağıda verdiğimiz güvenlik öğeleri Sony, GE, Smith & Wesson, Mace, İlk Alert, SkyLink, Streetwise ürünleriyle emniyet ve güvenlik için yetkili satıcılar konum. Biz 100 güvenlik ürünleri üzerinde 25 $ altında var. Ben emriyle 45 $ üzerinden ücretsiz nakliye bahsetti mi! Ne yüklemesi hakkında? - Bir şey yüklemek kolay bulun. Eğer bir ampul değiştirebilirsiniz, bizim güvenlik ürünleri yükleyebilirsiniz. Bir elektrikçi, bir marangoz veya bir roket bilim adamı olmak gerekmez. Sadece bizim alarmlar, alarm sistemleri kurmak ve güvenlik güvenlik kameraları temel araçlara ihtiyaç duyar. FBI dan * Scary gerçekler *> 1 IN 5 evleri bir ara ev işgali veya her yıl var. Bu 2 milyon evleri's! > Yaklaşık 2 / 3 tüm ev burglaries bir gün boyunca ne - zaman bile eve gidiyor! > En hırsızları bir 1. kat kapı veya pencere - yaklaşık 1 / 3 ulaşılırdı kilidi girdi! > Konut mülkiyet suç kadar Amerika Birleşik Devletleri tüm suçların% 75 daha fazla yapar! > HER SANİYE 36,6 birisi olduğunu saldırdı. > HER 5,7 DAKİKA kimse zorla tecavüz kurbanı olduğunu. > Tecavüz ve yaklaşık% 60 saldırıların% 40 ev istilası sırasında meydana! > Hırsızlık başı ortalama kaybı yaklaşık 2.000 $ olan! O zaman bir ev güvenlik çeşit var sadece 1.200 $'s. Bu bile o kurbanların yaklaşık yarısı kendi alarm veya alarm sistemleri açmak için hatırlamıştı düşük olurdu! >% 13 hırsızları için tutuklama oranıdır! Planlama her ev iyileştirmeler? Ev güvenlik = Ev gelişme. Bizim kolayca monte alarmlar ve alarm sistemleri ile güncelleyin ev güvenlik. "Do-it-yourself" ve alarm tesisat ücretleri kaydedin. Bizim auto-dialer bu pahalı aylık izleme ücretlerini ortadan kaldırmak. Planlama ev satmak? Güvenlik Yükseltme bir artı. Ev güvenlik bir kol ve bir bacak maliyet gerekmez. Alarm veya alarm sistemi tam bir ev güvenlik koruma programının bir parçasıdır. Bizim ÜCRETSİZ İPUÇLARI sayfada bulabilirsiniz:> Inexpensive aydınlatma ve peyzaj güvenlik ipuçları. Siz tatile konum> Nasıl "evinizde bakmak" yaşamış olun. > Birisi senin kapıya 2 de darbelere ne yapmak gerekir. > Nasıl bölgenizdeki polis ev güvenlik size yardımcı olacaktır. > Bilgi kapıyı kilitler. Ev Çocuğunuz olması gerektiğine güvenle!

çocuklarda ev kazalarının büyük çoğunluğu zarar görür. Bu olumsuzluk bazen ölümle sonuçlanabilir. Yaz bahçede kışın evde kazası, genellikle, çatı, açık alanlar gibi samanlıkta oluşur. Drowning çocuklu bir yıl altında eski ve birkaç solunum yolu, 1-5 çarpmak arasında, su veya yağ yakma düşer ve zehirlenmesinde yabancı cisim yaygındır. Ayrıca hasar dikkat çekmek çocuklar için temizlik maddeleri ve ilaçlar Açığa savunmasız çocuklu uygun bir ortam sağlamak ve hazır olmalıdır iç güvenliğini artırmak gerekir olur.Kazalara neden oldu.

Çocuk Odası:

Oda pencereleri kesinlikle korunmalıdır

firma için yatak barınak ve ona zarar olmaz malzeme, yapılması

Ödül, ısıtıcılar ve fanlar uzak yatak gibi elektrikli aletleri bir mesafede, yer olmalı

Uygun deneyim özellikle oyuncak seçimi, ayarlanması gerekir

süsler hayır daha yakın orijinal taşıyan bol malzeme ile yapabilirsiniz boncuklar gibi ağzında çocuğun rampage,

çocuk yanındaki açık zemin, masa, sandalye ve uyku swing ve ardından yalnız bırakmayın.

Banyo:

Banyo kapısının tüm kapı, çocuk kendine ortadan kaldırılması da dahil olmak üzere kilit-riski kaldırmak için kilidi,

Outlet gibi kapalı priz kullanmak

Traş makineleri ve elektrikli aletleri gibi Saç kurutma makinesi bir kuruş, tıkalı

Bu, özellikle yakıcı ve zehirli maddeler maruz bırakmayın

banyoya çocuk önce ısı kontrol etmek,

Dolaba önlemek için tuvalet kilidi giyim kapağı ile oynanır.

Mutfak:

Çatal, bıçak, kesme malzemeleri, çocuğun ulaşamayacağı gibi yüksek yerlere, onları koymak için

Zarar verebilecek yüksek kapalı ve malzelemeleri yerde depolamak için kilitli

tüm malzemelerin kırılgan, yüksek raflara kaldırmak için

mutfak masasının üzerinde, kapağı almak için değil, bulaşmaz
soba arkasına pişirme
için, tercih
bardak, şişe ve cam, şişe, makas veya araçlar sağlanmamış kesme gibi öğeleri olan çocukların eline yeni oyun,

Özel çöp torbaları Çöp içinde, çöp kovası almak için kapıyı açamıyor koymak.

Salonları ve diğer alanları:

oda ve halı ve kilim ve koridorlarda, kayıt düzeltme değil

Tezgahları ve keskin tabağın tablo köşeleri gibi yumuşak bir madde ile nesneleri kenarlı,

düşen ve kültablası zarar verebilir vazo gibi nesneler kaldırmak için, bir
boğaz bu boncuklar, iğne kaçmak olabilir, çerezler, bu tür malzemeleri maruz bırakmayın

Bir kuruş, sıcak formu Ütü

bir kuruş tek bir çocuğun ek gibi soba, ısıtıcı ve şömineler ısı kaynakları,
demir balkon değil barınak onların çocukları arasında asılı ve yüksek yoluyla bir ölçüde olması geçemezse,

yardım çantaları, malzeme, sarf malzemeleri ve bir odanın depo sürekli, kapıyı kilitlemek için
Gibi değil gibi yanan çakmak, alkol, kolonya, gazyağı, piknik tüp yanıcı maddeler gibi Maçlar, ortaya çıkarmak.

Bu her zaman, sizin için çocuk istediğim isim transfer etmek hazırlamak için birkaç ipucu için güvenli bir ev ortamı olduğunu söyleyebiliriz birçok ölçer. Hayat Sizin öncelikleri her zaman çocuklar ve sağlık lehine olan ...