sinema etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sinema etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Ocak 2009 Çarşamba

Bu Hikayeyi Yıllar önce bir kitapta okumuştum

Obamicon Fırtınası Geliyor Dikkat !
21 Ocak 2009 Çarşamba 18:12
Arkadaşlar Yeni Bir Akım başlıyor Obamicon Akımı .. Pastemagazine’in Hayat verdiği Obamicon da Hemen sizde kendi Obamicon’ unuzu Edinin Bu akıma Hemen dahil olun … Obamicon’unuzu Buradan Dizayn edebilirsiniz .
Biri Bu Çocugu Kurtarsın Lütfen !
21 Ocak 2009 Çarşamba 17:24
Başlık Şahane oldu farkındayım Burdaki görevimiz bi Çocugu kurtarıcaz fakat Bu çoçugun acı dolu bi hayatı yok sadece verileri filan Kurtarıyorsunuz. Güzel bir Uygulama yapmış “Biri”leri
Bu Güzel oyuna Buradan ulaşabilirsiniz . İyi Oyunlar
Nefret ettiğim Temizlik anları !!!
19 Ocak 2009 Pazartesi 17:28
Sakın başlıktan pis bir adam oldugum sanılmasın değilim tabiki fakat , Nefret ettiğim olay odamın temizlenmesi ve benimde kovulmamdır . Neden kovuluyorum peki ?
‘ Oglum odayı boşalt temizlik yapacağım ‘
Neden Peki ?
‘ Elime ayağıma dolaşıyorsun ‘ diye kovuldum .. Bende Masaüstü bilgisayarımın eşşiz performansıdan mahrum kalmanın acısıyla hemen dizüstü bilgisayara zorunlu geçiş yaptım.
Amacım bloga [...]
Google’da Krizden Etkilendi
19 Ocak 2009 Pazartesi 17:19
Dünyanın marka değeri en büyük şirketlerinden olan Google 3 mühendislik ofisini kapatarak 100 çalışanını işten çıkarmayı planladığını açıkladı. Daha önceki açıklamalarında kriz dönemlerinde Adwords reklamcılığına çok fazla talep olduğunu ve bu dönemlerde şirket karlılığının muazzam şekilde arttığını söyleyen şirket yetkilileri bu kapatmalarda küresel krizin etkisi olmadığını açıklamışlar.
Austin (Teksas), Trondheim (Norveç) ve Lulea’daki (İsveç) ofisleri kapatılacakmış. [...]
Buraya Bakmadan Tasarım yapmayın !
19 Ocak 2009 Pazartesi 14:02
arkadaşlar bu aralar benim de üzerinde çalıştıgım bir proje için kaynak arayışlarım sürerken güzel Dizaynlar buldum .) ilham almak için birebirler ve Bazılarının tutorial’leride mevcut .
Psd ile Css Bir Site Tasarımı ( Resimli anlatım )
31 adet navigasyon menu yapımı ( Resimli anlatım )
Ps ile Arayüz Tasarımı yapmak (Resimli anlatımlar)
Ve Benzersiz Footer tasarımları ( 20 [...]
Actionscript 3 Preloader Nasıl yapılır ? Videolu anlatım
18 Ocak 2009 Pazar 15:12
Evet arkadaşlar , Türkçe içerik bulmakta en çok zorlandıgımız alan belkide Flash , Yani açık olmak gerekirse kimse paylaşmak istemiyor , Paylaşanlarda 2 kelime yazarak tabiri caizse ” alın burdan yola çıkarak 7 resim arasındaki farkı bulun ondan sonra yapabilirseniz büyük başarı ” gibi metinler . Yani en azından benim karşılaştıklarım öyle …
Ama Öyle bir [...]
Hacker’ların Hedefi İSRAİL
17 Ocak 2009 Cumartesi 14:13
İsrail , Filistinli bebekleri katletmeye son sürat devam ediyor fakat dünya bu durumdan rahatsız . Biz ne kadar bagırırsak bagıralım Durun diye başımızdakiler Bagırıyormu ? Herhangi Bir girişim yok arkadaşlar henüz maalesef , Bütün dünya Karşıyız diyor ama Harekete geçen varmı ? YOK
Bebekler hala Ölüyorlar hala onca masum insan katlediliyor . Buna en güzel tepkide [...]
Çok İlginç Yasaklar !
15 Ocak 2009 Perşembe 19:22
evet arkadaşlar benim gibi askerliğini yapmış olanlar birazda olsun böyle garip kurallara alışmıştır . İlginç karşılamayabilirler ama bu yasaklar gerçekten de garipler
1 . Danimarka’da Arabasının altında birinin bulunduğunu gören sürücününotomobilini çalıştırması yasaktır.
2.Gene Danimarkada Otomobilinin karşısına at arabası çıkan sürücü, otosunukenara çekmek zorundadır.
3. Fransada Demiryolunda öpüşemezsiniz Çünkü yasak .
4.Gene Fransada , Domuzlara “Napolyon” isminin [...]
Web Tasarımında 18 Kural
15 Ocak 2009 Perşembe 18:16
Digital Labz sitesi, web tasarımcıların uyması gereken 18 kural isminde bir liste hazırlamış. Hepsi olmasa bile aşağıdaki maddelerin çoğunluğu dikkate almaya değer öneriler içeriyor.
1. Ziyaretçilerinize bilgiyi zorla vermeyin: Ziyaretçilerinizin ne okumak istediklerine kendilerinin karar vermesine izin verin. Sitenizi gezerken kontrolün ziyaretçilerde olması gerekir. Bir çok pop-up pencere ve reklam linki, sitenizi karmaşıklaştıracak ve ziyaretçilerin dikkatini [...]
Baba ve Oğul
14 Ocak 2009 Çarşamba 19:59
Okudugum Güzel Hikayleri paylaşmaya Devam ediyorum .)
Bu Hikayeyi Yıllar önce bir kitapta okumuştum ve hemen o zamanlar adminliğini yaptıgım siteye atmıştım . Şimdi Tekrar geldi aklıma ve hemen yazmaya karar verdim bloguma . .

Yaşlı baba Çiftçilik yapıyordu Ve bir tek oglu vardı Fakat oda bir suç işlemişti ve Cezaevindeydi ne yazıkki . Sıradan bir gündü [...]
türkçe, Kişisel, güzellik, mühendislik, tasarım, reklam, google, blogger, bilgi, makale, bilgisayar, para, haber, sinema, magazin, Kariyer, otomobil, insan, yazar, programlama, hikaye, arkadaş, tasarımcılar, destek, yağ, oyunlar, mühendis, program, çin, kelime, paylaşmak, Güzel, flash, xp, network, technology, web site, resimli anlatımlar, script, araba, gurur, uygulama, Visual basic, geliştirme, kodlar, içerik, küresel, oyun oyna, gelişim, dizüstü, digital, Masaüstü, okumak, adwords, web tasarımı, kaynak kod, açıklama, demiryolu, tasarımcı, rahatsız, gözlerin, yasak, gözler, hack, Aşık,

http://www.osmanfatihcinar.com/

20 Ocak 2009 Salı

Görebildiklerin bunlardan ibaret

Aynadaki Fahişe - Gece Kuşları
20 Ocak 2009 Salı 08:19


Görebildiklerin bunlardan ibaret.
Gözlerine sürdüğün simler akalı dakikalar oluyor ama hala
daha güzel gözüktüğünü düşünüyorsun , ne kadar safiyane . Garipseme
dediklerimi , sen busun.Kendini hep daha yukarda hissettin
hayatın boyunca , insanlar senin etrafında pervaneydi , sen
hep değerliydin , herkes seni önemserdi.Böyle bildin insanları ,
sevgilileri , aşıkları .
Dedim ya , görebildiklerin bunlardan ibaret.
Gözlerin mi doldu ? Yapma lütfen , sen duyularını yitireli o
kadar yıl oldu ki o gözlerinde birikenlerin gözyaşı olması imkansız.
Sadece biraz tuzlu su .Ne kadar sahtesin .Canın mı acıyor ? Gittikçe
daha komik gözüküyorsun , nasıl hissedebilirsin ki can acısını.
Etten kemikten bedeninde bir parça sızı yokken acı çektiğini düşünebilir
misin ?Kalbinde mi acı ? Güldürme beni , kalbin rutin
işlerini yapıyor yalnızca .
Görebildiklerin senden ibaret.
Yolunu şaşırmış bir fahişesin sadece. Girmen gerekenlerin koynundan
kaçıp , yasak bir elmayı yemeye çalışıyorsun . Isırdığın yerden kan
akıyor . Ölmüyor mu o da senin çok eskiden öldüğün gibi ? Neden
rahat bırakmıyorsun , bırak ki senin gibi taşlaşmasın . Kurumasın .
Görebildiklerin soğuk yüzlerden ibaret.
Göremeyeceğim bir yere git . İnsancıl gözüken kılıfın yırtılıyor ,
taşıyamıyor seni artık .Dudaklarındaki o yayvan sırıtış dışarı
çıkmadan görülemeyeceğin bir yere git.Bulaştığın nefret etrafını
sarmadan , içine gömdüğün grotesk roman kahramanların etrafta
korku salarak dolaşmadan kaç buradan . Git . Git ki ben,
sen olmayayım.
Görebildiklerin imgelerden ibaret.
Sevildiğini sanıyorsun hala , sevmenin ne olduğunu bile
bildiğin yok oysa.Bilmediğin şeyleri duyumsar mısın sen ?Sevgi koklanır
mı ? Yediğinde ağzında nasıl bir tat bırakır , ekşi mi tatlı mı? Belki de
acı .Sevgiyi görebilir misin , şekli var mı ? Yuvarlak mı , kenarları
sivri mi? Dokunabilir misin ona ? Dokunduğunda tenin yanar mı acı acı ,
yoksa bir yastık kadar yumuşak mı ? Duyabilir misin sevgiyi ? Aşk şiirleri,
güzel sözler mi kulaklarına sevgi diye çarpan ? Yoksa ısırdığın o
elmadan gelen acı ufak inilti mi ?
Görebildiklerin bizden ibaret.
Sil gözünden akmış boyaları . Dudakların kurumuş .Bir öpücükle
ıslatılamayacak kadar geç kaldın , oysa hala ıslak kalabilirdi.Sakın
gözlerindeki sudan bahsetme bana , o dudaklarına her değişinde sızlatmıyor
mu , hissettirmiyor mu sana gerçek sızıyı ? Sen sıradan bir fahişesin ,
unut sana söylenen yalanları . Gözyaşları duyumları algılamanı sağlayacak
kadar yetkin değil , deforme olmaya başlayan bedenin ise seni kraliçelerden
ayıralı o kadar zaman geçti ki, ben bile unuttum neye benzediğini .
Görebildiklerin gece kuşlarından ibaret.
Duydun mu öten baykuşun sesini ? Boş gözlerle bakma bana ne olur.Dışarda
öten baykuş gibisin sen de . Yalnız geceleri yaşayan , günleri öldüren bir
canlı.Güneşi görmeyeli o kadar oldu ki .Hala sıcak mıdır eskisi gibi , hala
güzeldir belki de.
Sen sahte bir fahişesin sadece.
Sabah oldu.
Artık uyuma vakti.
Kadın Sünneti : Cinsel Hazzın Ölümü
16 Ocak 2009 Cuma 07:47




Erkek hegemonyası altındaki toplumlarda kadınlar asırlardır
sindirilmekte.Dayak , işkence , tehdit ve dinsel baskılarla
susturulan kadınların büyük çoğunluğu ise kaderlerine boyun
eğip, susmak zorunda kalıyor.Ataerkil yapı genellikle
kadınların sosyal yaşantılarını , ekonomik bağımsızlıklarını ,
görünüşlerini ve kişiliklerini kafeslemekteyken , kimi zaman da
bazı toplumlarda daha uç örneklerle karşımıza çıkıyor ; kadın
sünneti gibi.Kadın sünneti , küçük yaştaki kızların klitorislerinin
kesilmesiyle cinsel arzuyu engellemeye çalışan ilkel bir yöntem.
Sünnet üç şekilde gerçekleştiriliyor ;
1)Clitoridectomy : Klitorisin tamamının kesilmesi ,
2)Excision : Klitorisle birlikte küçük ve büyük dudakların bir
kısmının kesilmesi ,
3)Infibulation : Klitoris , küçük ve büyük dudakların tamamen
kesilmesi,yalnızca idrar ve menstrual döngünün sağlanması için
küçük bir açıklık bırakılması.Sünnet edilen kadınların büyük
çoğunluğunda 1. ve 2. yöntem uygulanırken , kimi ülkelerde
firavun tarzı diye adlandırılan 3. yöntem de uygulanmakta.
Afrika'nın büyük çoğunluğu, Bileşik Arap Emirliği , Yemen ,
Endonezya , Umman Ve Malezya'da bugün hala daha kadın sünneti
utancı yaşanıyor.Kimi madrabazlarca gelenek olarak nitelendirilen
bu vahşet , küçük yaştaki kızların beyinlerine kadınlığa geçişin
en önemli adımı olarak kazınıyor.Çeşitli törenlerle gerçekleşen
sünnet esnasında daha az çığlık atan kızlar takdir toplarken ,
daha çok çığlık atan kızlar ayıplanıyor.Sünnetli kadınlar
toplumda statü atlarken, sünnetsiz kadınlara fahişe gözüyle
bakılıyor.Kimi ülkelerde ise başlık parasının bedelini belirlemek
için damadın ailesinin sünnet açıklığına önceden bakma hakkı
bulunuyor , sünnet açıklığı dar olan kadınların pahası artıyor.
7-8 yaşlarındaki kızlar kadın olabilmek uğruna bu işkenceye
yüzyıllardır maruz kalıyor.
Milattan önce de varolan bu eziyet , dinlerin ortaya çıkışından
sonra da devam ediyor ve günümüzde de ister tek tanrılı , ister
çok tanrılı dinlere inanan bir çok toplumda gelenek olarak
sürdürülüyor.Kadınların genital bölgeleri kesilirken uyuşturulmuyor,
defalarca kullanılmış steril olmayan bıçaklarla kesiliyor.Bu
durum kadınlarda tetanos , HIV gibi hastalıklara yol açıyor.Ayrıca
kadınlar idrar kaçırma , idrar tutma gibi bir çok sorunla karşı
karşıya kalırken, psikolojik olarak da ömürleri boyunca sürecek
bir yıkımla başa çıkmaya çalışıyorlar.
Kadın sünnetine karşı örgütlenmeler elli yıldan fazla bir
süredir Afrika'nın bilinçli kadınlarınca sürdürülüyor.Birleşmiş
Milletler(UN) ve Dünya Sağlık Örgütü(WHO) her ne kadar bu konuya
kulak tıkasalar da tüm dünyadaki duyarlı insanlar kadın sünnetlerinin
önlenmesi için canla başla mücadele ediyorlar.Ancak dünyadaki
zengin ülkelerin Afrika'ya olan duyarsızlığı , Afrika'nın yaşadığı
açlık ve hastalıklar, ekonomik göstergeleri elinde tutan ve kıtanın
yerüstü - yeraltı kaynaklarına göz diken batılı şirketlerin
tutumu bu konunun unutulmasına sebep oluyor.Birleşmiş Milletler
raporuna göre bugün dünyada 130 milyondan fazla kadın ve kız
çocuğu sünnetli.
Ataerkil yapı toplumların en küçük birimlerinden dahil kazınmadığı
sürece toplumlar bu ve benzeri vahşetleri sürdürmeye devam edecektir.






Freaks : Bir Tavuk-Kadın Hikayesi
15 Ocak 2009 Perşembe 08:20

Teknolojik bulamaç filmlerden hoşlananların ilgisini çekmeyecektir
Freaks.Sadeliği , karanlığı , kendine özgülüğü birarada bulmak ancak
iki dünya savaşı arasına girmiş bu filmde mümkün.
Tod Browning, 1932'de seyircilerin dayanamayıp sinemayı terketmesine
sebep olan bu filmi çekerken korku filmi olmasını mı , duyarlı bir sosyal
gönderme olmasını mı yoksa sadece duygu sömürüsüyle para kazandırmasını
mı bekliyordu bilinmez ancak İngiltere'de onlarca yıl yasaklanan Freaks
şüphesiz izleyen herkesi bugün bile dehşete düşürüyor.Günümüz korku
filmlerinin klişelerinden uzak ve tamamen vücutları deforme olmuş oyuncularla
çekilen film izleyenleri rahatsız edecek kadar gerçek.Kendinizi asırlarca
süregelen bedensel güzelliğe tapınma alışkanlığını sorgularken bulduğunuz film ,
normal ve anormal olanın anlamını arıyor.Toplumda ucube olarak nitelendirilen
bedensel özürlüler ,bu filmde hayatlarını sirkte çalışarak sürdürüyorlar.
Ucubelerin kendilerine ait tek önemli kuralları var ; eğer birini incitirseniz
hepsini incitmiş , birini memnun ederseniz hepsini memnun etmiş olrsunuz.Film
bu kuralı çiğneyen Cleopatra'nın başına gelenleri anlatıyor.Cleopatra oldukça
güzel bir trapez artisti , güzelliği etrafındaki tüm erkekleri etkiliyor ,
özellikle de Hans'ı.Hans ise kendisi gibi cüce olan Frieda ile nişanlı.Ancak
Frieda'nın sevgisi bile Hans'ı Cleopatra'ya aşık olmaktan alıkoyamıyor.
Cleopatra ,Hans'ın kendisine olan düşkünlüğünden yararlanıp onu maddi olarak
kullanıyor.Frieda Cleopatra ile konuşmaya gittiğinde Hans'ın bir
servete sahip olduğunu ağzından kaçırıyor , böylece Hercules(Cleopatra'nın
sevgilisi) ve Cleopatra serveti elde edebilmek için planlar yapıyor.Öncelikle
Hans ile evleniyor , daha sonra içkilerine ve yemeklerine zehir katarak onu
yavaşça zehirliyor.Bunu gören diğer ucubeler çok geçmeden Hans'a durumdan
bahsediyorlar.İşte bu Cleopatra'nın sonunu hazırlıyor.
İntikam arzusu film boyunca beyninize kazınıyor . İnsanların özürlülere olan
hakaretleri ve aşağılamaları öyle bir noktaya ulaşıyor ki , ucubelerin intikamları
kendilerini haklı bir konuma çekiyor.Neredeyse seksen yıllık bu film geçen
zamana rağmen hala daha sizi şaşırtıyor ve etkiliyor.
Günümüzde empoze edilen güzel olmanın birey olmayı getirdiği hayaline karşı
ayakta duran sağlam bir başyapıt.Eğer "bizler ve onlardan" hoşlanmıyorsanız
bu filmi izleyin derim.







Eşek Tragedyası - İnsan Komedyası
15 Ocak 2009 Perşembe 00:17


"Bir eşek Trajik olabilir mi?Ne taşıyabildiği,
ne de sırtından atabildiği bir yük altında telef
olduğu için..."
Nietzche

Trajik olan eşek mi , yoksa onu bu duruma sokan
bilinçsizliği mi?Elbet eşek henüz kendi kararlarını
verebilecek kadar evrimleşmiş bir beyne sahip
değil , belki de asla sahip olamayacak.Ancak
bilinçsizliği sömürülen bu hayvanın ortalama bir
insandan farkı var mı?
İnsanoğlu yüzyıllardır bilinç sahibi oluşunu
kendi dışındaki canlıları kullanarak kutluyor.
Düşünebildiğini sandığı için kendini diğer tüm
varlıklardan üstün gören insan ırkının kibirli
bireyleri alsında bizzat kendi türü tarafından
aldatılmıyor mu?Onlara cennetin yeşil bahçelerini
vaat eden din hokkabazları,emeklerini istismar
eden vergi vakumu devletleri,kaynakları tüketmek
için sürekli propaganda yapan şirket patronları
ve bireyselliğin önüne geçip onları hapseden
ahlak bekçileri yok mu?İnsanlar tüm bunları
olağan görüp , düzenin bir parçası olarak
nitelendirdiğinden beri sırtına yüklenmiş yükü
taşımaya çalışan eşekten daha trajik durumdadır.
Kendi algılarıyla var ettikleri dünyayı sahte
düzenleriyle tüketmekte , ahlak ve erdem
şaklabanlığıyla kendilerine ve diğer canlılara
eziyet etmektedirler.
İnsan tahakkümü bu şekilde devam ettikçe
dünya yalnızca zulüm getirecek ve eşek , insandan
daha az trajik olacaktır.

"Biricik dünya 'görünür dünyadır' ; 'hakiki
dünya' onun üstüne eklenmiş bir yalandır yalnızca."
Nietzche



Huxley vs Orwell - Kara Ütopyanın Prensleri
15 Ocak 2009 Perşembe 00:17



Öjenik bir yaklaşımla kurulan,sınıf ayrımını mutlulukla
kabul eden(daha doğrusu ettirilen) insanlarla dolu bir
Londra'nın mı; yoksa politik iğnelemelerle dolu ,tek parti
tek egemenlik anlayışı güdülen bir Londra'nın mı
betimlenmesi ilginizi daha çok çeker?
1984 ile Cesur Yeni Dünya çekişmesi işte burada başlar.
Anti-ütopya yazımlarının en ünlüleri olan bu iki romanın
okurları arasındaki anlaşmazlık hangisinin günümüze daha
çok benzediği hakkındadır.George Orwell 1984'te "Big
Brother" kavramını ortaya atarak günümüzdeki Amerikan
hegemonyasına ne kadar yaklaşmışsa, Aldous Huxley de
Cesur Yeni Dünya'da hedonistik toplumun birey olmaktan
nasıl korktuğunu irdeleyerek geleceği oldukça iyi tarif
etmiştir.
Huxley kurduğu distopyada aynı zamanda ironik
bir yaklaşıma sahiptir,dünya savaştan arınmıştır,insanlar
idealize edilmiştir,herkes herkes içindir ve herkes
mutludur.Dinler ortadan kalkmıştır,aile kavramı ise
insanlar için pornografik bir söylemden başka bir şey
ifade etmemektedir.Cinsellik özgürce yaşanmaktadır,
çocuklar cinsellikle çok küçük yaşlarda tanışmaktadırlar.
Toplum ,önceden belirlenmiş yumurtalarda döllenen, yapay
kan ile yapay embriyoda beslenen ve gelişen, gelişmeleri
sırasında şartlandırmalarla biçimlenen insanlardan
oluşmaktadır.Bu insanlar alfa,beta,gamma,delta ve epsilon
diye isimlendirilen gruplara ayrılır; alfalar en zeki ve
en atletik grubu oluşturur ve genelde önemli konumlarda
bulunurlar, epsilonlar ise en alt sınıftır,toplumun
üst düzeylerinin yapmadığı işeri yapmaya
şartlandırılmıştırlar ve oldukça ufak tefektirler.Tüm
sınıflar embriyodan başlayıp bebekliğe ve çocukluğa
kadar uzanan dönemde olmaları gerektiği gibi şartlanırlar.
Aralarında sadece bazıları birey olmanın gerektirdiklerinin
farkındadır, ancak insanlar onları garip olarak
nitelendirirler.Tüm bu mükemmelliğe rağmen toplum
birey olma yetisini tamamen kaybetmiştir.
Orwell ise yarattığı kara ütopyada politik söylemlere
daha çok yer verip , bilimselliği ikinci plana atmıştır.
Huxley gibi uzun bilimsel betimlemelere yer vermemiştir.
Dünya üç totaliter rejime ayrılmıştır ; Okyanusya ,
Avrasya ve Doğu Asya.Okyanusya her zaman diğer
devletlerle savaş halindedir,biri düşmanken diğeri
müttefiktir.Toplum parti üyeleri ve proleterler olarak
ikiye ayrılır, parti üyeleri söylemlerine derinden bağlı ,
ahlak abidesi insanlardan oluşurken proleterler daha
bağımsızdırlar, ancak bu durum onların insandan bile
sayılmamalarından kaynaklanmaktadır.Partide çalışanları
her zaman denetleyen tele ekranlar bulunur,parti
düzenine ters hareket eden ,hareket etmese de sadece
düşünerek bile suç işleyen insanlar düşünce polislerince
yakalanıp temizlenirler.Kadınlar ve erkekler arasındaki
cinsel hazlar suç teşkil eder,aileler çocuklarını sevmeye
teşvik edilirken, çocuklar ise ailelerinden kopuk ve
duygusuz yetişirler.Böylece çocuklar ailelerini
denetleyebilir ve herhangi bir düşünce suçu işlendiğinde
ailelerini umursamadan düşünce polisine yakalatırlar.
Toplum savaşın barış, cehaletin kuvvet, özgürlüğün
kölelik olduğuna inandırılmıştır.Orwell kitabında hem
totaliter kapitalist rejimleri hem de totaliter
komünist rejimleri eleştirir.Baskı altındaki tüm
toplumlar aynıdır.
Huxley ,Zamyatin'in Biz adlı romanından etkilenmiştir.
Orwell ise bir Lev Troçki hayranıdır,bu romanlarına da
yansır.
Huxley ve Orwell çekişmesi büyük ihtimalle daha uzun
yıllar devam edecektir.Önemli olan ise sizin hangi
Londra'yı görmek istediğinizdir.
Spore - Will Wright'tan Darwin'e Selam !
15 Ocak 2009 Perşembe 00:20


Spore sıradan bir oyun değil.Richard Dawkins hakkında
ne yorum yapardı,rahmetli Douglas Adams yaşasaydı kendi
düşselliği kadar eğlenceli bulur muydu ya da Carl Sagan
yeterince bilimsel olduğunu düşünür müydü bilinmez ancak Spore
çoğu kişinin adını telaffuz etmekten bile korktuğu bir
konuyu işliyor, EVRİM.Hatta bu evrim tahmin edilebileceğinden
çok daha eğlenceli.
Yaşamımıza organizma şeklinde başladığımız oyunda
etobur(carnivore)ya da otobur(herbivore) olmak zorundayız.
Örneğin, etobur bir organizma ile başladıysak etrafımızdaki
et parçalarını veya bizden daha güçsüz diğer organizmaları
yiyerek DNA puanları toplayabiliriz.DNA puanları toplamamız
organizmamızın vücuduna işe yarayacak parçalar takmamızı
sağlıyor(zehir saçan bir kuyruk gibi...).Yediğimiz parçalar
gelişmemizi sağlıyor ve etrafımızdaki diğer büyük organizmaları
geçip hem kol-bacak hem de ufak da olsa bir beyin sahibi
olarak karaya çıkıyoruz.
Karaya çıktıktan sonra canlılarımız toplu yaşama geçiyor.
Etraftaki diğer canlılarla iletişim kurmanın iki yolu var;
birincisi onları şarkı söyleyerek,dans ederek vs... etkilemek,
ikincisi saldırıp türlerinin soyunu tüketmek.Ancak etkilemek de
soy tüketmek de o kadar kolay değil.DNA puanları topladıkça
vücudumuzu geliştirmemiz ve bulunan özellikleri üst seviyelere
çıkarmamız gerekiyor.DNA puanları topladıkça beynimiz yavaş
yavaş büyüyor.İşte tribal yaşama hazırız!
Üçüncü bölümde sistemli yaşantının ilk bölümü olan kabile
yaşantısına geçiyoruz.Kabile yaşantısında yeterli yiyeceği
topladığımız takdirde sağlık silah gibi konularda işimize
yarayacak küçük kulübelere sahip olabiliyoruz.Etrafımızdaki
kabilelerle ise barış imzalayabilir ya da savaşarak onları
kendimize katabiliriz.Tüm kabileleri kendimize kattıktan
sonra civilization bölümüne geçebiliriz.
Dördüncü bölümde canlılarımız uygarlığa adım atıyorlar.Bu
bölümde ev ,eğlence mekanı,fabrika,savaş araçları vs...
tasarlayabiliyoruz.Kabile hayatından farklı olarak diğer
uygarlıkları ekonomik,dini veya askeri yönden ele geçirebiliyoruz.
Uçaklar tasarlayabiliyor hatta nükleer bombalar (pek hoş olmasa da)
kullanabiliyoruz.Şehirlerimizin eğlence ve üretim miktarını
dengelememiz gerekiyor,fazla üretim yapan şehirlerde
canlılarımız mutsuz oluyor.Tüm uygarlıklar zorla veya parayla
ele geçirildikten sonra gezegenimiz bize yetmiyor ve uzay!
Beşinci ve son bölümde ise canlılarımız o kadar gelişiyor ki
uzay gemisine sahip olup galaktik yolculuklara çıkıyoruz.Diğer
yıldız sistemlerini keşfedip buralardaki toplumlarla işlerini
yaparak iyi ilişkiler kurabiliyor, ya da zıtlaşıp savaş
açabiliyoruz.Uzayda az bulunan parçaları bulabiliyor,onları
satarak uzay gemimizin ihtiyacı olan parçaları alabiliyoruz.
Sims'in yaratıcısı Will Wright'ın tasarladığı Spore ,herkese
evrimle ilgili eğlenceli dakikalar sunuyor!


Ortam dosyaları
NFG3NOdapWE& (882 bayt)
Orihime=Weaving Princess?? Tanabata Teorisi
15 Ocak 2009 Perşembe 00:20


Bleach'i mangadan takip edenler bilir,340-The Antagonizer
bölümünde Ulquiorra ,Ichigo'ya Orihime'nin içinde olup
bitenler hakkında sağlam ayar çekti.Aizen gerçekten
Orihime'ye bir şey yapmış mıydı ?TK ortaya pek fazla
ipucu bırakmasa da forumlarda ortaya atılan teoriler
oldukça çok.Hogyokunun Orihime'nin içinde olduğundan
tutun ,Aizen'in Orihime'yi hamile bıraktığına
kadar çeşitli teori ve geyik mevcut.Ancak üretilen
yüzlerce teori arasında Orihime'nin Tanabata festivali
ile olan ilgisi hakkında kayda değer bir şey bulamadım.
O yüzden ilgimi çeken bazı şeyleri burada paylaşacağım:
*Orihime'nin isminin Tanabata festivalinden geldiğini
meraklı Bleach okur-izleyicileri bilir.Manganın
5. bölümünde Inoue Orihime ismi Vega Highwell olarak
geçmekte.Ayrıca Orihime'ninüstündeki 7 de gözden
kaçmamakta.13. bölümdeki renkli sayfada
ise Orihime'nin oturduğu koltuğun altında 7/7 yazmakta.
*Tanabata Japon yıldız festivalidir
(referansı Çin yıldız festivali Qi Xi).Ay
takvimine göre 7. ayın 7. günü Orihime(Vega) ve
Hikoboshi(Altair)nin buluşması kutlanır.
*Tanabata efsanesinde Orihime weaving princess
olarak geçer,babası gökyüzü kralına güzel kıyafetler
diker.Bu arada Bleach'te Orihime'nin
okulun dikiş klübünde olduğunu unutmamak gerek.
*Efsanede Orihime çok fazla çalıştığı için hiç aşık
olamadığından bahsedilir.Bunun üzerine babası onun
Hikoboshi ile tanışmasını sağlar.Hikoboshi ve Orihime
ilk görüşte birbirlerine aşık olurlar
ve evlenirler.Ancak evlendikten sonra Orihime babasına
giysi dikmeyi bırakır,buna sinirlenen gökyüzü kralı
aşıkları birbirlerinden Amanogawa nehri ile ayırır.Orihime
bu durum yüzünden ağlar ve
kocasını tekrar görmek ister.Kızının gözyaşlarına
dayanamayan baba eğer çok çalışırsa 7. ayın 7. günü
kocasını görebilmesine izin vereceğini
söyler.Aşıklar ilk seferinde nehirde köprü olmadığı
için buluşamazlar,Orihime o kadar ağlar ki bir grup
saksağan gelip kanatlarıyla köprü yapacaklarına söz verir .
*Tanabata dışında ise dikkat çeken bir diğer şey ise
TK nın yazdığı şu şiir;
We
As one:
are not intertwined
As two:
do not share the same form
Of the third:
we simply don't have eyes
Of the fourth:
we have no hope in that direction
At the fifth
therein lies the heart
*Orihime keşke 5 hayat yaşasaydım demişti,
bu şiirin bununla bir ilgisi olabilir mi?
Benim fikirlerim bunlardan ibaret.Olaylar geliştikçe
Orihime'nin Tanabata ile bir ilgisi var mı
hep beraber göreceğiz.


http://chu-chu-sensei.blogspot.com/

19 Ocak 2009 Pazartesi

Televizyon Dizileri

Ferhunde'nin sevgilisi, maganda çıktı!
18 Ocak 2009 Pazar 23:56
Yaprak Dökümü'nün 'Ferhunde'si Deniz Çakır'ı korumak isteyen sevgilisi ve rol arkadaşı Nihat Altınkaya, kendilerini fotoğraflayan gazetecilerin üstüne yürüdü. Saklambaç'ın haberine göre; oyuncu Deniz Çakır'ın dizide ve gerçek hayatta sevgilisi olan Nihat Altınkaya, Hande Ataizi'ne özendi. Şöhret sarhoşu genç oyuncu, fotoğraflarını çeken gazetecilere saldırarak tehditler savurdu.

ŞÖHRET HASTASI OLDU
Son günlerde ünlüler arasında yaygınlaşan gazetecilere saldırma modasına genç oyuncu Nihat Altınkaya da uydu. Yaprak Dökümü dizisinin Ferhunde'si Deniz Çakır'la hem dizide hem gerçek hayatta aşk yaşayan Altınkaya, kısa sürede şöhret hastalığına yakalandı. Önceki gün sevgilisiyle birlikte Fransız Sokağı'nda bir barda eğlenen genç oyuncu fotoğrafları çekilince çılgına döndü.

ALKOL ALINCA DAĞITTI
Gazetecilere saldıran Altınkaya, "Sakın beni çekmeyin. Hem makinenizi hem de kafanızı kırarım. Siz beni tanımıyorsunuz galiba. Size öyle bir dayak atarım ki neye uğradığınızı şaşırırsınız" diyerek tehditler savurdu. Daha sonra hızını alamayan genç oyuncu, bir muhabirin elinden makinesini alarak çektiği bütün fotoğrafları sildi. Alkollü Altınkaya'yı arkadaşları olay yerinden uzaklaştırdı... ( devamı )
Acun paraları ödemiyor mu?
17 Ocak 2009 Cumartesi 20:40
Acun'un bam teline Saba Tümer bastı! Paraları ödemiyor musunuz sorusuna Acun sinirlendi bakın nasıl cevap verdi! Televizyon gazetesinin haberine göre Saba Tümer'in TV programına konuk olan Acun Ilıcalı, Show TV'de süren yarışması 'Var mısın Yok musun?'da kazanılan ödüllerin geç ödemediği yönündeki ifadelere çok kızdı. "Biz yarışmacılarımızı koruyoruz, kolluyoruz. Hiç bir yarışmacımı hiç bir zaman mağdur etmem. Her türlü sorunlarında da elimden ne gelirse yaparım" diyen Acun Ilıcalı, Saba Tümer'in "'Paralar geç ödeniyor ya da ödenmiyor' diye dedikodular var" sözleri üzerine gerildi.

"DEDİKODU DEĞİL ART NİYET"
"O dedikodu değil işte. Onda da art niyet var. Paralar ödenmiyor ne demek ya? Hangi gün bir yarışmacı çıkmış da 'paramız ödenmiyor' demiş? Hiç bir yarışmacı duydun mu şimdiye kadar bir gazetede çıkıp da 'paramı almadım' diyen?" şeklinde konuşan Acun Ilıcalı, Tümer'in "Hayır duymadım" sözlerinden sonra şöyle konuştu:"Ben de duymadım. Ne komik. Nereden duyuyoruz bunu? Bir yazar oturuyor ve 'paralar ödenmiyor' diye yazıyor. Ödenmezse, insanlar çıkıp demez mi 'paramız ödenmiyor' diye? Şunu ortaya koyalım; Türkiye'de herhangi bir yarışmada kazanıp ertesi gün parasını alan varsa ben onunla tanışmak istiyorum."

BİR YIL İÇİNDE ÖDEME TAAHHÜDÜ VAR
Sözleşmede yarışmacıların paralarının bir yıl içinde ödeneceği maddesi olduğu bilgisini veren Acun Ilıcalı, "Bir hafta içinde ödenen yarışmacı da oluyor, 3 ay içinde ödenen de 5 ay içinde ödenen de oluyor. Yarışmacıların durumlarına gör.. ( devamı )
Gece Sesleri (Yeni Bölüm)
18 Ocak 2009 Pazar 23:43


15 Bölüm
Ölüm döşeğindeki annesinden yıllardır saklanan acı gerçeği öğrenen Yağız intikam yemini eder. Annesinin vasiyeti üzerine cenazeyi Bozova’ya götüren Yağız, Ortaçlı Çiftliği’nde yaşayan gerçek ailesiyle yüzleşip hesap sormak için sabırsızlanmaktadır. Bozova’daki Ortaçlı çiftliğinde ise başta Sultan Hanım olmak üzere tüm aile Nedim Bey’in sürpriz evlilik haberiyle şaşkına döner… Erkek torun beklentisiyle biran önce evlendirmek istediği büyük oğlu Nedim, Aslı isminde 20 yaşlarında bir kızı olan Rengigül’le evlenmeye karar verdiğini açıklamıştır… Bu evlilik kararına karşı çıkan sadece çiftliktekiler değildir… Aslı da annesinin bu evliliğini, hayatının değişeceği ve İstanbul’dan ayrılmak zorunda kalacağı düşüncesiyle onaylamaz. Rengigül ve Aslı’yı, Nedim’in ailesiyle tanışmak üzere gittikleri Bozova’daki çiftlik evinde hoş olmayan bir karşılama töreni beklemektedir… Sultan Hanım’ın, Rengigül’ü gelini olarak kabullenmesi ise pek mümkün değildir. Eşi Ceyda ve kızı Elvan’la birlikte çiftlikte yaşayan Ortaçlı’ların küçük oğlu Yusuf ise olacaklardan habersiz Rengigül ve kızına sıcak davranır. Çiftlikte Aslı’yla yakından ilgilenen biri daha vardır; Ortaçlı’ların aile dostlarının oğlu Seyhan. Rengigül ve Nedim, bütün itirazlara ve engellere rağmen sade bir törenle çiftlik evinde evlenirler. Düğün günü bütün aileyi şok edecek bir olay yaşanır… B.. ( devamı )
Biri Komedi 3
16 Ocak 2009 Cuma 11:14
.. ( devamı )
Nil Kıyısı’nda Dolaşmaya Az Kaldı
17 Ocak 2009 Cumartesi 22:15

Nil’imizin yepyeni albümü “Nil Kıyısında” Şubat ayında biz sevenleriyle ilk buluşmasını yapacak. Bu albümde daha da büyüdüğünü farkeden Nil, bizleride meraklandırmadı değil. Sürprizlerle dolu “Nil Kıyısında”yı sabırsızlıkla bekliyoruz..
.. ( devamı )
Size en uygun Vodafone tarifesini eğlenirken öğrenin
16 Ocak 2009 Cuma 08:32
Vodafone, "Senin Tarifen Hangisi"uygulamasıyla abonelerine kendileri için uygun tarifeyi seçmenin en eğlenceli yolunu sunuyor. Vodafone'un web sitesi www.vodafone.com.tr'de yayına başlayan "Senin Tarifen Hangisi", Vodafone abonelerine cep telefonu kullanım alışkanlıklarına göre animasyonlu bir oyunla tarifelerini seçme imkanı sunuyor.

Kullanıcıların kendilerine en uygun tarifeyi birkaç kolay adımda bulmalarını sağlayan"Senin Tarifen.. ( devamı )
Annem (Yeni Bölüm)
15 Ocak 2009 Perşembe 19:00




Zeynep hamile, Musa mutlu

Hamile olduğunu öğrenen Zeynep büyük bir şaşkınlık yaşarken, Musa ise büyük bir mutluluk yaşıyor. Ayşe erken doğumla kızını, Masal’ı dünyaya getirir. Ayşe’nin büyük mutluluğu, Musa için o anda, içinde bulunduğu durumdan dolayı tam bir şok etkisi olur, zira Zeynep hamiledir. Başta Zeynep olmak üzere bu durum herkesi inanılmaz şaşırtmıştır. Beklenmeyen bir durum, beklenmedik bir zamanda ortaya çıkmıştır. Ama ne olursa olsun Musa için bu büyük bir mutluluk olmuştur. Derya evinden kilometrelerce uzakta hiç tanımadığı bir yerde, tanımadığı insanlarla beraber olmaktan dolayı çok şaşkın, İsmail her şeye rağmen çok mutludur. İbrahim ve Zehra ise yine gergin bir bekleyişin içinde, ne yapacaklarını bilemez bir haldedirler. Zeynep, bu bebeği dünyaya getirmeyi aslında her şeyden çok istemektedir. Fakat Musa’ya duyduğu büyük aşkla, ona olan güvensizliğinin arasında kalmış ne yapacağını bilememektedir. Musa ise, bu durumu değerlendirmektedir. Çünkü Zeynep’ten ayrılmak istememektedir ve bu bebekle birlikte onunda içinde yeni bir umut canlanmıştır.
.. ( devamı )
Cüneyt Arkın'a hırsız şoku
15 Ocak 2009 Perşembe 18:34
Ünlü sinema oyuncusu Cüneyt Arkın'ın Beşiktaş Levent Ümit Deniz Sokak'taki evine dün gece hırsız girdi.

Müstakil evin mutfağın camını kırarak içeri giren kimliği belirsiz hırsızlar, Cüneyt Arkın'ın oğlu ile uyudukları sırada evde bulunan 4 bin TL, cep telefonu ve iki otomobilin anahtarını çaldı.

Hırsızlar evden aldıkları anahtarlarla Cüneyt Arkın'a ait oğlu Polat Cüretlibatur üzerine kayıtlı 34 KC 171 ile 34 KA 393 plakalı otomobilleri çalarak kaçtı. Asayiş Şube Müdürlüğü'ne gelen Cüneyt Arkın Oto Hırsızlık Büro Amirliği'nde ifade verdi.

Cüneyt Arkın uyudukları sırada hırsızların mutfak penceresini kırarak eve girdikten sonra 4 bin TL cep telefonu ile otomobillerini çaldıklarını, kendilerinin hırsızlığı sabah uyandıklarında fark ettiklerini söyledikleri öğrenildi.

İfadenin ardından Asayiş Şube Müdürlüğü'nden ayrılan Cüneyt Arkın, "Asayiş Şubeye neden geldiniz?" şeklindeki soruya "Siz gazeteci misiniz? Merak ettim geldim" diye yanıtladı.
.. ( devamı )
Biri Komedi 2
15 Ocak 2009 Perşembe 00:50
.. ( devamı )
Vodafone'dan kontörlü hatlarda bir ilk: 10 dakikadan sonra konuşmak bedava
14 Ocak 2009 Çarşamba 19:16
Vodafone'un yeni tarifesi Kontörlü Cep Limitsiz, ön ödemeli Vodafone abonelerini 10 dakikadan sonra limitsiz ve ücretsiz konuşturacak. Türkiye'de kontörlü hat sahiplerine ilk kez sunulan bu tarife kapsamında her ay 100 kontör yükleyen aboneler, 30 gün boyunca günde 10 dakikadan sonra tüm Vodafone'luları limitsiz ve ücretsiz olarak arayabilecek.

Vodafone'un bu yeni tarifesiyle farklılığını bir kez daha ortaya koyduğunu ifade eden Vodafone Türkiye Bireysel İşletme Bölüm Başkanı Engin Aksoy, “Ekonomik sıkıntıları göz önünde bulundurarak hazırladığımız bu tarife ile iletişimin önündeki engelleri kaldırmaya devam ediyoruz. Sektörde bir benzeri olmayan bu yeni tarifemiz, yaratıcı bir yaklaşımla iletişimin önündeki limitlerin üzerini çiziyor. Cep telefonu kullanıcıları artık ‘Ne kadar konuştum, kaç kontörüm gidecek' gibi kaygılar yaşamayacak, görüşmelerinde hiçbir.. ( devamı )
Yaprak Dökümü (Yeni bölüm)
14 Ocak 2009 Çarşamba 16:15


Şevket şüphelerin odağında
Dizinin oyuncu kadrosuna bu haftadan itibaren "Şevket" karakteri ile Hasan Küçükçetin de katılıyor.

Şevket evde sevinç gözyaşlarıyla karşılanır. Ama suçlu henüz yakalanmadığı için Şevket hâlâ zan altındadır. Başta Hayriye Hanım olmak üzere, kardeşleri de Şevket'in masumiyetinden şüphe etmektedir.
Aslı, Ferhunde'nin geçmişini kurcalar ve Ferhunde'yi köşeye kıstıracak ipucunu yakalar. Her olayda Ferhunde'nin bir başka yüzüyle tanışan Levent, ilişkisine olan inancını tamamen yitirir. Levent'i kaybedeceğini anlayan Ferhunde, bu olaydan da güçlenerek çıkmanın yollarını arar.
Öte yandan Leyla ile buluşmak için İstanbul'a gelen Nazmi, buluşma saatine kadar Cem'in ailesinin evinde oyalanır. Bu ziyaret sırasında Cem'in evliliği ile ilgili yeni şeyler duymanın şaşkınlığı içindedir.
Leyla ile buluştuklarında onu daha yakından tanımaya çalışan Nazmi'ye, Leyla geçmişinden tam olarak bahsetmez. Leyla'nın başlattığı yalan, giderek büyür. Nazmi, Ali Rıza Bey ve ailesiyle tanışmak için eve geldiğinde bütün aile bu yalana ortak olur... ( devamı )
İstanbul trafiği çıldırttı!
13 Ocak 2009 Salı 16:26
İstanbullu'nun trafik çilesi bitmiyor. Her geçen gün artan araç sayısına ve yolların yetersizliğine bir de Metrobüs için yapılan yol çalışmaları eklenince trafik iyice içinden çıkılmaz hale geldi.
İstanbul trafiğini rahatlatmak amacıyla Topkapı-Avcılar güzergahıyla başlayan daha sonra da Zincirlikuyu'ya kadar uzanan Metrobüs hattının Şubat ayında Anadolu Yakası'na ulaşması planlanıyor. Bu nedenle Avrupa Yakası ve Anadolu Yakası'nda yol çalışmaları tüm hızıyla sürüyor. Bu yol çalışmaları nedeniyle azalan şerit sayısı da trafiği tamamen durma noktasına getiriyor. Boğaziçi Köprüsü güzergahını kullanarak İstanbul'un bir yakasından diğer yakasına geçmeye çalışan sürücüler saatlerce trafik çilesi çekiyor.
Sizce Metrobüs İstanbul trafiğine çözüm olabilir mi? Sizin önerileriniz neler? Siz de yaşadıklarınızı, görüşlerinizi, önerilerinizi yazın, yayınlayalım..... ( devamı )
E-Bülten Türkiye’nin en büyük grubu
13 Ocak 2009 Salı 11:06
İlker'in Sitesi Google paylaşım grubu üye sayısı ile Türkiye’nin en büyük grubu her gün birbirinden güzel ve ilginç 3 mail alarak sizde bu dev platformda yerinizi almak isterseniz. Bu grubu ziyaret et.

Avrupa Yakası'na geri dönen oyuncu kim?
11 Ocak 2009 Pazar 15:36
Avrupa Yakası'na geri dönen oyuncu kim?

Gurbet Kuşları'nda aradığını bulamayan Rutkay Aziz, Avrupa Yakası'na geri döndü. Avrupa Yakası dizisinin bu hafta ekrana gelecek bölümünün tanıtımını izleyenler bir süre önce diziden ayrılan Rutkay Aziz'i yeniden görünce şaşırdı.

Televizyon gazetesinin haberine göre, sezon başında Gurbet Kuşları isimli iddialı bir dizi için Avrupa Yakası'ndan ayrılan Rutkay Aziz, aynı anda iki dizide de oynayabilecekken bunu tercih etmemesini 'seyirciye saygısızlık olur' diye açıklamış ve Avrupa Yakası'ndan ayrılmayı tercih etmişti. Senarist Gülse Birsel ve yapımcı Sinan Çetin ile aralarında hiçbir sorun olmadığını da özellikle belirten Rutkay Aziz, Gurbet Kuşları isimli dizisi reytinge yenilince yeniden yuvasına döndü.Avrupa Yakası'nın bu hafta ekrana gelecek yeni bölümünde Rutkay Aziz, kaldığı yerden rolüne devam ediyor... ( devamı )
Müjde! TonlaKazan’dan yılbaşı sürprizi, üye olan herkese 5 kontör hediye
12 Ocak 2009 Pazartesi 05:08
Bir süre önce yalnızca davetiye ile üye kabul eden TonlaKazan servisimiz, geçtiğimiz günlerde yepyeni sistemini devreye aldıktan sonra üyeliğini herkese açmıştı. O günden bu yana, servisimiz sizler tarafından oldukça büyük bir ilgi gördü ve üye sayımız hızla arttı ve artmaya da devam ediyor. Şimdi de, bugünden itibaren TonlaKazan'dan servisine üye olan herkes kayıtsız şartsız 5 kontör/75 saniye kazanabilecek. Eğer siz de TonlaKazan'ın yılbaşı süprizinden yararlanmak istiyorsanız hemen TonlaKazan servisine üye olun 5 kontör/75 saniyeniz hediye gelsin. TonlaKazan'a kayıt olmak çok kolay. Kayıt olma işleminin ayrıntılı olarak anlatıldığı yazıya buradan ulaşabilirsiniz.

Önemli Bilgiler
* TonlaKazan servisine üye olduğunuzda kazanacağınız hediye 5 kontör/75 saniyeniz üye oluş tarihinizden bir hafta sonra hattınıza yüklenecektir.
.. ( devamı )
Nil Şarkılar Serhan Şeşen için Söylenecek !
12 Ocak 2009 Pazartesi 11:04
Yanlış teşhis nedeniyle hayatını kaybeden Serhan için doğum gününde özel bir gece düzenlenecek. Gecenin geliri, kurulacak vakfa bağışlanacak.

Grup Gündoğarken’in solisti Burhan Şeşen, 4 Aralık’ta yanlış teşhis ve tedavi sonucu yaşamını yitiren 26 yaşındaki oğlu Serhan Şeşen için doğumgünü olan 27 Şubat’ta özel bir gece düzenleyecek.Bostancı Gösteri Merkezi’nde yapılacak gecede, Sezen Aksu, Kenan Doğulu, Timur Selçuk, Zuhal Olcay, Sertab Erener, Ceza, Nil Karaibrahimgil, Bülent Ortaçgil, Yavuz Bingöl, Leman Sam, Erol Evgin, Ezginin Günlüğü, Gürol Ağırbaş, İlhan Şeşen, Gülcan Altan, Birsen Tezer gibi çok sayıda sanatçı sahne alacak ve ikişer şarkı seslendirecek. Geceden elde edilecek gelir, Serhan Şeşen adına kurulacak vakfa bağışlanacak.

İhmal mağdurlarına vakıf
Galatasaray Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde yüksek lisans yapan Serhan Şeşen’in doğumgününde düzenlenen geceye felsefe dünyasının ünlü hocaları da katılacak.Aynı zamanda gecede sahneye de çıkacak olan Burhan Şeşen, “Oğlumun adına kuracağımız vakıf Türkiye’de ihmal yüzünden mağdur görmüş herkese yardım eli uzatacak. Çünkü oğlumu ihmal yüzünden kaybettim” dedi.
.. ( devamı )
Windows 7 Vegas’ta şov yaptı - CES 2009
11 Ocak 2009 Pazar 22:41
Consumer Electronics Show (CES) fuarı Microsoft CEO'su Steve Ballmer'ın Windows 7 Beta duyurusunu yaptığı konuşmasıyla kapılarını ziyaretçilere açtı.

9 Ocak 2009 itibarıyla www.microsoft.com/windows7 İnternet adresinden indirilebilecek olan Windows 7 beta, CES'e katılan teknoloji meraklıları ve ziyaretçiler tarafından büyük bir ilgi ve beğeniyle karşılandı.

Dünyada 1 milyarı aşkın Windows kullanıcısının sistemleri üzerinden Microsoft'a yaptıkları geri bildirimler dikkate alınarak geliştirilen Windows 7, zengin özellikleri ve kullanım kolaylığı ile geleceğin işletim sistemi olma sıfatını hak ediyor. Ballmer'ın CES 2009'da tanıtımını gerçekleştirdiği ve henüz beta aşamasında olan Windows 7, Microsoft'un kullanıcı dostu ve yenilikçi işletim sistemi yaklaşımında çarpıcı bir aşamayı temsil ediyor.
Windows 7 geliştirilirken müşterilerini dinleyen Microsoft, 250.000'den fazla kişi ile görüşme yapmış. 200 ülkeden 8.5 milyonu aşkında kullanıcıdan bilgi alarak Windows 7 mükemmel hale getirmiş.

Windows 7'nin sunduğu yüksek sistem güvenilirliği, daha uzun pil ömrü ve daha az uyarı ekranıyla kullanıcılar, artık zamanlarını çok daha verimli kullanabilecekler.

Windows 7'yi cazip kılan ve üzerinde çok konuşulması beklenen çoklu-temas teknolojisi, kullanıcının PC ekranında yapacağı birkaç parmak dokunuşuyla istediği dosyaya, bilgisayara veya cihaza saniyeler içinde erişmesini sağlıyor.

Karmaşaya Son

Konutlardaki PC ve ağa bağlı diğer cihazların sayısının artışıyla birlikte Windows 7 kullanıcılara yepyeni bir başka özellik daha sunuyor. Windows 7 ile gelen H.. ( devamı )
Sinem Kobal
10 Ocak 2009 Cumartesi 23:17
Sinem Kobal Türk , sinema , tiyatro, reklam, sunucu ve dizi oyuncusu. 14 Ağustos 1987 yılında İstanbul’da doğdu. Aslen Rize iline bağlı Hemşin ilçesindendir.Babası İnşaat mühendisi annesi ise ev hanımıdır.Kerem adında Selena dizisinde Atacan adlı bir karakteri oynayan bir erkek kardeşi var.

Dört yaşında Yıldız Alper bale okulunda başladığı bale eğitimine sekiz yıl devam etti. Royal Akademi'den diplomasını aldı.Yıldız Alper bale okulunda okurken her yıl sonunda resital verilirdi ve Sinem Kobal her yıl bu etkinlikte yer alırdı.İSTEK vakfı Özel Acıbadem Lisesini 2001 yılında bitirdi.

Başarılı bir öğrenci olan Sinem Kobal, ortaokulda öğrenci iken, okul basketbol takımıyla İstanbul birinciliği, sonra voleybol takımıyla ikincilik ve step birinciliği kazandı. Şimdi ise latin dansı ve Aikido sporu yapıyor.Aslan burcu'dur.Koyu Galatasaray Spor Kulubü taraftarıdır.Ünlü tiyatrocu Haldun Dormen'in Dormen Tiyatrosu'nda misafir öğrenci olarak eğitim gördü, oyunlarda oynadı.Daha sonra Uygur Tiyatrosunda bir sezon oyunlarda oynadı.

Sinem Kobal Beykent Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sahne ve Gösteri Sanatları bölümünde dördüncü sınıf öğrencisidir.Beykent Üniversitesi öğrencisi Sinem Kobal'a başarı ödülü vermiştir.Akatlar Kültür Merkezi'nde yapılan Jetix Çocuk Ödülleri ödül töreninde Selena En Sevilen Yerli Televizyon Dizisi seçildi. Sinem Kobal En Sevilen Türk kadın oyuncu seçildi. Halen ATV’de yayınlanmakta olan Selena adlı bir dizide Selena adlı bir karakteri oynamaktadır.
.. ( devamı )
Beyaz aşkını doğruladı!
10 Ocak 2009 Cumartesi 22:00
Bugüne kadar adı pek çok genç kız ile anılan Beyaz, her seferinde söylentileri yalanladı. Peki Sinem Kobal ile ilgili haberlere ne dedi?

Beyaz'ın sevilen gençlik dizisi Selena'nın başrol oyuncusu Sinem Kobal ile görüşmeye başladığı haberi yer almıştı. Haberi doğrulayan Beyaz, samimi itiraflarda bulundu: "Bu haberde hiç çekineceğim, rahatsız olacağım bir şey yok. Sinem ile dostlarımız vasıtasıyla tanıştık. Yine aynı mekanda tekrar tekrar görüştük, sohbetimiz var.

Sinem çok hanımefendi, çok doğru, inanılmaz düzgün bir insan. Gerçekten hoş bir kız. Açıkcası şu anda aramızda adı konmuş bir durum yok. Herkes birbirini nasıl tanıyorsa biz de birbirimizi öyle tanımaya çalışıyoruz. Tabi ki beraber sohbetimiz var, arkadaş ortamımız aynı. Ben kendisini tanımak istiyorum. Benim haberde yalanlayacağım bir şey yok. Hayır efendim, tanımıyorum diyeceğim bir isim değil. Leea'da görüştük. Sohbeti çok doğru düzgün, çok iyi, aklı başında bir kız."
.. ( devamı )
MSN 2009 Final Sürümü Çıktı
08 Ocak 2009 Perşembe 22:48
Windows Live Messenger 2009'un final sürümü, aylarca süren beklemeden sonra çıktı. Live serisindeki diğer uygulamaları da güncellemek için bu haberi mutlaka okuyun.

Anında mesajlaşma yazılımı Windows Live Messenger'ın en yeni sürümü, beta olarak daha önceden kullanıma sunulmuştu. Bazı güncellemeler sayesinde yazılım, beta olmaktan çıktı ve final sürümü ile indirilmeye hazır duruma geldi.

Türkçe dil desteğine de sahip olan Windows Live Messenger'ın yanı sıra,


ilker'in sitesi