Oyun etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Oyun etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Eylül 2009 Cumartesi

Kütüphanmde başucu kitabı

Gerçeği arama yolunda Tolstoy ve pek çok aydın zihinlerini çok yordular. Ararken yoruldular yorgunken öldüler.

Tolstoy düşünmeden sorgulamadan yapamam ben dedi hayatı boyunca. Aklı cevap vermeye yetemedi. Sonuçta akıl denilen şey sizi yarı yolda bırakıveriyor. Zaten yüce yol göstericiler bunun için varlardı. Yüce kitaplar bunun için var. İnanmak zorunda da değil kimse.

İnsan zamanla çok çeşitli ruh hallerine giriyor. Müzik dinlemekten artık haz almıyorum hatta devamlı müzik dinlemenin tehlike sinyali olduğuna inanıyorum.devamlı müzik bizi Allahı arama faaliyetimizden uzaklaştırıyor. Müziği tanrılaştırmamalıyız. Allah ikliminin yanında müzik ikliminin ne değeri olabilir ki. Otobüste yolda evde iş yerinde hayatımızın her safhasında müzik kulağımızda kulaklık dışarıdan soyutlanarak müzik dinlemenin sağlıklı bir tarafını göremiyorum. Kalbi karartmak doğru olmaz. Kimse bana inanmak zorunda değil

çeşitleme
26 Temmuz 2009 Pazar 10:06

BÖLÜNME



“Bölünme” diyor Stejepan G.Mestroviç:“aynı anda birbiri ile ilgisi olmayan duyguları yaşama ve ifade etme yeteneğini de içerir.” Stejepan Bölünmenin çocuklar için bir doğal olduğunu ama yetişkinlerde bölünmenin kişisel bozukluk olduğunu saptıyor. Çocuk anında söylemini ve hareketini değiştirebiliyor. Arkadaşını bir dakika önce çok seven çcuk bir dakika sonra sevmediğini rahatlıkla söyleyebiliyor. Çocukken hepimiz böyle davranmışızdır ancak bu davranışı yetişkin olarak yaptığımızda tam anlamıyla kişilik bozukluğu gösteriyoruz.

Batılı bir yazarın bir çok kelimeyle ifade etmeye çalıştığı bu davranış şekli “münafık” sözcüğü “iki yönlü” sözcüğü ile karşılanabilir. Mevlanın ;“ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol” tavsiyesine uygun hareket edenler “bölünmemiş” oluyorlar. Bu özellik tam olgun (kamil) bir yetişkin kazanımıdır. Bölünmüşler “Gündüz aile adamıyken gece.. ( devamı )
ne olur sesimizi duyun!
05 Temmuz 2009 Pazar 02:18



Artık sesimizi duyun. Ne olur duyun. Türkiyenin modern gelişmiş bir ülke olmasını istiyorsanız her şeyden önce hatta ekonomiden de önce Milli Eğitimini ve sınav sistemlerini kökünden değiştirin.



Ne olur! SBS ve ÖSS denilen şu saçma sınavları kaldırın atın. Ne olur! Yapın bunu. Biliyorum benim bu blogda yazdıklarımı belki kimse okumayacak ama ben içimdeki ateşi söndürmek için yazıyorum. Ne yapayım ta Ankaraya Milli Eğitim bakanının yanına mı gideyim. Artık benim bu sınavlardan geçelim yıllar oldu ama hala şu ÖSS denilen illetten nefret ediyorum. Neden mi?



Öss israftır. (Parayı zamanı sağlığı ve beyni harcar.)

Öss büyük küçük insanların ruh hastası.. ( devamı )
bir KPSS daha bitti
03 Temmuz 2009 Cuma 07:09

BİR KPSS DAHA BİTTİ

30.06.2009

Bir KPSS sınavını daha devirdim. Anladım ki ben bu sınavı kazanmak için en az iki yıl inzivaya çekililip soru çözüp konu çalışmalıyım. Ama en az iki yıl. Yoksa ben sittin sene de girsem bu sınavı kazanamam.

Öğretmenlik artık benim için bir hayal oldu. Hayır illa devlet memuru olayım diye değil sadece branşım beni devlet memurluğundan başka şans tanımıyor. “edebiyat”.

Yaşasın edebiyat ama ben Orhan Pamuk değilim ki evde oturup hikaye yazayım. Ayrıca ondaki hikaye yazma yeteneğinin zerresi yok bende.Ne yapalım herkes aynı yeteneklerle donanımlı olmuyor.

“edebiyatçı diplomam var” diyerek fabrikalarda özel sektörde iş aramak beyhude bir çaba.

nitelikli okur
03 Temmuz 2009 Cuma 07:07

Sadık Yalsızuçanlar “Okur için bir üstadın yolundan gitmek gerek” diyor. O Bediuzzaman İbni Arabi Koneviyi okumanın gerekliliğini savunurken Ayfer Tunç: “ her şeyi okumam genellikle yeni çıkan kitapları okuyorum” diyor. Her ikisi de neleri okumanın gerekli olduğu konusunda ayrılsalar da “nitelikli okurun” olmadığında hemfikirler.

Nitelikli okurun var olduğuna inanıyorum. Belki beklenenden daha az olabilir ancak ben bugün daha iyi kavrayabilen insan sayısının önceki yıllardan daha fazla olduğuna inanıyorum. Ancak bir okur olarak hatamız belki de yazarlarla iletişim kurmamaktır. Çünkü pek çoğumuz yazarlarla iletişim noktasında sıfırız.

Kütüphanemde başucu kitabı gibi okuduğum bir kitap var. Ne zaman o kitabın kapağını açsam “yazara bir teşekkür etmem gerek derim” ama nerde. Bir türlü yapamam bunu... ( devamı )
her ay bir kitap
19 Haziran 2009 Cuma 00:48

Kitap. Hayatın tek gayesi olmaya değer. Yaşamanın tek gayesi okumak demeğe değer. Okumak yaşam boyu kilolarca yemek yemekten daha değerli değil midir. Yaşam boyu okumak. Her şartta her zaman her yerde kitap ve okumak vazgeçilmezler içinde olmalıdır.

Kitaba verilen para boşa gitmiş sayılmaz. En kötü kitaptır dediğiniz kitap bile en lüks eğlenceden kat be kat üstündür benim nazarımda. İnsanın tekamülünde kitabın yerini hiçbir şey dolduramaz. İsterseniz öğretmenin dizinin dibinde oturun isterseniz dünyanın en iyi profesöründen ders görün hiç biri kitabın yerine geçmez.

Kimileri hala kitapların çok pahalı olduğundan dem vurup kitap almamakta ısrar etmekte. Dergi almamakta ısrar etmekte. Ayda bir defa bir dergiye 5 tl bir kitaba 5-20 tl vermekten imtina ediyoruz. Her şeyden imtina edilir kitaptan okumaktan imtina edilmez. Milyarlık arabaya binip de 10 liralık fiyattan kaçmanın tutarlı bir mazeret olması mümkün değildir.

güzel insanlar güzel atlara binip geldiler mi?
19 Haziran 2009 Cuma 00:41







Bir çok yazımda İslam’ı öğrenmek için zamanımızın parlak bilim insanlarına bakmamız gerektiğini söylüyorum.

İslamı iyi anlamanın birinci şartı bir Avrupalı gibi özgür ve bilimsel düşünebilmekten geçer. Özgür ve bilimsel düşünmeye ulaşabilmek okumak eylemiyle gerçekleştirilebilir. Okumak idrakimizi derinleştireceğinden önemli bir eylemdir.

Okuma alışkanlığını kazandıktan sonra okumalarımızı öncelikle Kuran üzerinde yoğunlaştırmalıyız. Önce Kuran. Arada hiçbir aracı olmadan. Kavrama anlama seviyemiz kadar Kuranı özümseyip anladığımızı başkalarına anlatmaktan sorumluyuz hepimiz.

türkçe dilbilgisinde yapı tür
19 Haziran 2009 Cuma 00:37

Türkçe sorularına doğru cevap verebilmenin birinci kuralı “soru kökünü” iyi anlamaktır. Birçok öğrenci aslında konuları iyi veya kötü bilir. Asıl sorun bu konuların başlıklarını hatırlayamazlar ve soru kökünü anlayamazlar.

Türkçe sorular iki temel kavram üzerine bina edilir: 1.yapı 2. anlam. Sözcüğün, cümlenin, paragrafın ya anlamı ya da yapısı sorulur. Yapı denilince beynimizde şu kavramlar dolaşmalıdır: tür, görev, basit, bileşik, isim, zarf, sıfat, edat vs, giriş, gelişme, sonuç vs.; anlam denilince şu kavramlar üzerinde durmalıyız: yan anlam, gerçek anlam, dolaylı anlatım, soru cümlesi, anadüşünce, yardımcı düşünce, konusu, anlatılmak istenen vs.

Yapı sorularında aklımıza özellikle konu başlıklarını getirmeliyiz. Öğretmen bir konuya başlamadan önce o konunun başlığını yazar işte o başlık öğrencinin can simididir. Başlıkla konu bütünleşirse öğrenme gerçekleşir. Konuyu biliyorsunuzdur fakat hangi başlık altında işlendiğini hatırlayamazsanız o zaman doğru cevaba ulaşamazsınız. Mesela “ deyim aktarması” başlığı ile işlenen konuyu birleştirmelisiniz. Öğretmen “ad aktarması” demekle neyi kastediyor bunu anlamalısınız.“deyim aktarması” ile “ad aktarması” başlıkları birbirine çok benziyor ama ikisi farklı konular. Tür yapı sorulunca yüklemin yapısı mı sözcüğün mü yoksa cümlenin yapısı mı soruluyor bunlara dikkat etmeliyiz. İşte böyle temel başlıkları öğrenip konularla da pekiştirirseniz sınavlarda oynaya güle cevaplar verirs.. ( devamı )
zihniyet değişimi
19 Haziran 2009 Cuma 00:29

Bizim bürokratlarda bir sorun var galiba. Şu Milli Eğitim sistemini iflas ettirmek Türkiyeyi içinden çıkılmaz sıkıntılara mı sürüklemek istiyorlar bilmem. Niçin bunları söylüyorum. Eğitim-öğretimi 9 yıla çıkaracaklarmış. Kim bilir daha sonra 10-20 falan. Ya biz 20 yıl okuduk da ne oldu Allah aşkına. Henüz alt yapısı hazırlanmamış bir ülkede eğitimi 9-10 yıla çıkarmanın -istersen 40 yıl- yap ne faydası olur. Senin değil yeni üniversite mezunun, belli noktalara kadar kariyer yapmış üniversitelilerin bile 2-3 dil bilip de işsiz gezebilmekte.

Yok yok bir yerlerde galiba işsizliği belli vakit az gösterelim diye öğrenci cennetine döndürmek istiyorlar Türkiyeyi. Okullarımız bir meslek öğretmediği gibi çocukların sanayi yolunu da tıkıyor. Her halde çocuklar mezun olup elleri ceplerinde işsiz sokaklarda dolaşmaya başlayınca tef çalıp oynayacaklar. Hayır okusalar ne olacak gerçekten benim tarih öğretmeni bir arkadaşım var dokuzuncu defa kpss sınavına giriyor. Böyle bir rezillik var mıdır dünya yüzünde bilmem.

Kesinli.. ( devamı )
Cinayet Haberleri
06 Haziran 2009 Cumartesi 06:29

Basın yayının teknolojisinin ilerlemesiyle haberlerin birkaç saniye içinde bize ulaşabilmesinin yararları çoktur. Akşam eve gittiğimizde dünyanın her tarafından haberleri duyabiliriz. Fakat bu iyi durumun suiistimal edilmesi söz konusu.

Uzun zaman orta Asyada bulundum. Onların televizyonlarından trafik canavarı haberlerini, dozajı yüksek politik haberleri, cinayet haber ve programlarına pek rastlamadım. Haberlerde öyle olumsuz haberleri duymak zordu. Şiddet kan öfkeden kudurmuş insan toplulukları vs. televizyonlarda gazetelerde çok az konusu edilirdi.

Avrupa ülkelerinde de uydudan gördüğümüze göre bizimki gibi haberlerde çok fazla şiddet gösterilmiyor. Amerikada koca gökdelenler yıkıldı da yerde ölmüş bir Allah kulu görememiştik. Sanki o binalarda hiç kimse yoktu.

Ben Avrupa ve Amerikan toplumlarının bize göre şiddete daha eğilimli olduklarına inanıyorum. Onların yaptıkları filmler bize onların neler düşündüklerini ve nasıl cinayet işleyebileceklerini iyi anl.. ( devamı )
gına geldi
06 Haziran 2009 Cumartesi 06:19

GINA GELDİ DİZİLERDEN

Dizilere takmış durumdayım. Artık iyice yılıştılar. Brezilya dizilerini yakında sollarlar. Öpüşme sahneleri çoğaldı demiştim geçen yazımda. O yazıyı mı okudular bilmem(!) öpüşme azalacağına çoğaldı hatta bir adım daha ilerlediler yatak sahnelerine terfi ettiler. Baktım internette en çok tıklanan falan dizinin falanca ile falanca oyuncusunun sevişme sahnesiymiş. Bilmem ki dizicilere mi yoksa izleyicilere mi laf dokundursam.

Evdekilere dedim kaç defa “ya şu dizileri seyretmeyin” diye ama... “diziler azıttı” dedim. Dediler ki “nereden biliyorsun sen dizi seyretmezsin ki!” hem de “dizilerde biz öpüşme sahnesi falan görmüyoruz” dediler. “Yuh be! Bakın şimdi bu dizide öpüşme olacak” dedim. “hayır” dedi Adanasever kardeşim. Bu dizide “öyle olmaaaaz”. Tesadüfe bakın ki hangi dizi için bunu söylesem hep o sahnelerle karşılaştık. “Yaaa! Olmazdı hiiç” demeye başladılar. Seyretmiyorum dizileri ama “farkında olmak” denilen bir söz var. Eğer bir dizide bu sahne olmuş ve bu bölümü gazeteler yaygara yapmışsa diğer dizilerde de hemen başlıyor aşıkları öpüştürmeye. Ama galiba şu Rumeli dizisinde bu tip sahneler olmamış. Samanyolunu falan söylemek abes olur. Onlarda bu tip sahneler yok .. ( devamı )
olmaz diye bir şey olmaz
27 Mayıs 2009 Çarşamba 06:58

Her yönüyle kısıtlanmış olan dünyada “asla olmaz” demek doğru değildir.

Bir gün dünyanın ez zengin bir şehrinden harika bir ev alamayacağınızı kimse iddia edemez. Bir gün bir çok ülkeyi gezeceksiniz denilse “hayır!Asla!gezemem” derseniz külliyen hata etmiş olursunuz. Olmazları bir olduran vardır.

Arkdaşım bana “ben hiçbir zaman bu değil bu ülkeden bu şehirden bile çıkamayacağım” dedi. Ben de : “ öyle deme sen geleceği bilmiyorsun ki!Asla olmaz demek doğru değildir” dedim.

Açıköğretim birinci sınıfa giderken askerlik yoklamam geldi. Bir türlü öğrenci olduğumu ispatlayamadım onlara. Pekala dedim ve askerlik için bir dilekçe yazdım. Bir müddet sonra kendimi Kocaelide “Zafer” adlı gemide buluverdim. Bu gemi de tatbikata çıkacakmış meğer. Aylarca o ülke senin bu benim gezdim durdum. Venedik, Lizbon, Telaviv, Kudüs, Alicante vs. vs. pek çok şehir ve ülke gezdim. Bu ülke ve şehirleri gezebilmek için her şeyden önce vaktiniz olmalı sonra yüklü paranız olmalı öyle değil mi? Mantık bunu söyler ama oldurmazları olduran vardır. “asla olmaz” dem.. ( devamı )
uzaylılar yerine
26 Mayıs 2009 Salı 07:07

Nihayet Hülya AVŞAR da uzaylıları gördüğünü söyleyiverdi. Allahu alem tanınmışlığına tanınmışlık katmak için mi yoksa karşısındaki konuktan çok etkilendiği için mi söyleyiverdi bilmem.

Uzaylılar var mı yok mu? Uzaylı kovalamakla yükümlü olduğumuzu düşünmüyorum. Ruhlarla cinlerle uğraşmak gibi bir görevimiz de yok. Ruh da var cin de var. Ancak bunları görebildiğimizde ne olacak onu merak ediyorum. Hani imanımız bir kat daha mı artacak, insanlarla konuşmak yeterli gelmedi de onlarla konuşmak mı bizi rahatlatacak. Ya işte insan ve merak ayrılmaz bir bütün gibi.

Ruh cin peri uzaylı görmemiz istenseydi elbette sınırlı özelliklerle donatılmazdık. Belli frekansın üzerindekileri göremiyor ve duyamıyoruz. Demek o sınırlarda bizim işimiz yok.

Uzaylı arkadaşım olsaydı veya cinlerden arkadaşım olsaydı onlara istediğimi yaptırır zor anlarımda onların yardım etmesini ister gelecekte neler yaşayacağım onlardan öğrenir miydim? Sırf bu sebeplerden dolayı mı onlarla tanışmak istiyoruz. Ya d.. ( devamı )
zemahşeri
24 Mayıs 2009 Pazar 18:05

Türk Dilinin tarihi de en az Türk Tarihi kadar hareketlidir. Dönem dönem yıldızı parlamıştır. Ancak dilin tarih kadar başarılı olduğu söylenemez. Nedense Türkler tarih boyunca başka kültürlerin tesirinden hiç kurtulamadılar. Hele dil. Tamamamen Farsça ve Arapçanın altında ezim ezim ezildi.

Mevlana eserlerini hep Farsça yazdı. Selçuklular zamanında yazılanlar Farsça ve Arapça oldu. Farsça ve Arapça bilmeyenler küçümsendi. Yani bizde Farsça Arapça Fransızca İngilizce moda dillerdir.

11. ve 12. yüzyılda yaşamış olan ve Türkçeye soluk aldıran kişiler hiç şüphesiz Kaşgarlı Mahmut ile Yusuf Has Haciptir. Ancak O dönemde yaşamış olan en büyük Türk bilgini Zemahşeridir. Hadis biliminde zirve isim Buhari iken Tefsirde zirve isim Zemahşeridir. Eserlerini tıpkı Mevlana gibi Gencevi gibi Arapça ve Farsça olarak kaleme almıştır. Hem de Arap dilinin piridir. Öyle ki Ebu Kubeys dağına çıkıp Araplara şöyle demiştir: “ Ey Araplar! Atalarınızın dili Arapçay.. ( devamı )
dost
24 Mayıs 2009 Pazar 17:52

Dünya gerçekten ağırdır. Mutluluktan uçurduğunda bile size ağır gelir. Belki bir saat belki beş gün sonra hüznün girdaplarında gezinmeye başlarsınız. Ya da dünya olanca ağırlığı ile üstünüze çöktümüştür. İnsanlar üzmüştür seni, fakirlik ağlatmıştır seni, iş yeri sıkmıştır ruhunu. Belki beş dakika belki beş yıl sonra yüzünüzde mutluluk meltemleri esebilir tekrar. İşte dünya böyle oyalar bizi. Milyarlarca insanı oyaladı milyarlarca insanı oyalıyor henüz görevi bitmedi milyarlarca insanı meşgul etmeye devam edecek. Geçmiş unutulabilir gelecekten korkulabilir, belki şuan en mutlu ya da mutsuz sizsinizdir. Ama bu dalgalı, fırtınalı dağdağalı gecede nereye yapışalım da bizi oyalayan bu oyundan kurtulalım. Çok basit. Allahın ipi. İnanmak ve onun ipine sımsıkı sarılmakla esrarensiz karmaşık zor oyundan kolaylıkla kurtulabiliriz. İnanç önemli. İnançsızlık bataklığın yutması gibi insanı yutabilir. Siz yutulurken kimse yardım elini uzatamaz size. Kurtuluş iman ipine sarılmakta.

Allah şöyle bildiriyor: “ inançsızların dostu tağutlardır. (tağutlar) onları inancın ışığından mahrum bırakıp inançsızlığın karanlıklarına sürükler.”

Şayet üniversiteyi niçin kazanamadım diye kahrolmak istemiyorsak, işsizlik korkusuyla tutuşmak istem.. ( devamı )
2002 günlükleri
24 Mayıs 2009 Pazar 17:11

2002 yılında yazdığım günlüklerden bazıları. 1995'ten bu yana günlük tutuyorum. Bu günlükleri ara ara siteme taşıyacağım. Biliyorum bu günlükler okuyanları sıkabilir. Ama ben bu günlüklerde başkalarına yararlı olmaktan ziyade kendi dünyamla hesaplaşmalarımı anlatıyorum.
Oldum olası başkalarının günlüklerine değer veririm. Onları daha gerçekçi bulurum. İçtendir. Süslü laflar yerine kalpten çıkan hislerdir günlükler. Kendimizle hesaplaşma niteliği taşıdığından yalan yoktur içlerinde. Yanlışlar saçmalıklar vardır ama yalan yoktur.
Belki içlerinde kendinizden de bir şeyler bulursunuz. Belki mutlu olursunuz.belki de eeeh ne saçmalık der pas geçersiniz.


30 Temmuz 2002 Salı

Her şey aptalca ! Ve her şey aptalca. Her şey yalamayla başladı ve bitti.yaladı. anladıysa yalamanın benim söylediklerimi haklı çıkardığını.ama nerede insanlarda o anlayış. Bekle ki bulasın. Daha dün yazmıştım içimde bir alev topu var diye. Alev topum dün patladı.

Şimdi boşum. Bomboş. ne yapacağımı ne edeceğimi bilmiyorum.Plânım yok.öylesine oturuyorum. Çay da hazırlamadım kendime. Dolapta yemek namına hiçbir şey yok. Öylesine yazıyorum. Yazmak isteğim de yok ki. Parmaklarım klavyenin üzerindeki harfleri zorlukla bulabiliyor.

Sinirliyim.çok sinirli.....her şey berbat. Ev aramalıyım. Değişiklik olsun. Bıktım. Her şeyden bıktım.


09 Ağustos 2002 Cuma

Her şey bir toz bulutunun yükselmesi gibi oluverdi. Bir şimşeğin çakması gibi. Hayatımın geri kalan kısmında neler olacak merak ediyorum.

30 .. ( devamı )
Verbitski
15 Mayıs 2009 Cuma 21:16

Altay Türklerinin dilleri ve yaşamları hakkında bize bilgiler veren kişilerden biri Verbitskiy’dir.

Türk Kültürü ve dili ile ilgili en kapsamlı çalışmaları yapmış olan ve ilklere sahip olan meşhur bilim adamlarının isimlerini maalesef liselerimizde öğretmiyoruz. Mesela Yudahin, Radlof, Verbitki…

Verbitskiy tabiri yerindeyse on parmağında on marifet bulunan bir insandır. Tam otuz yedi yıl Altayda yaşamış olan Verbitskiy papaz ve aynı zamanda iyi yetiştirilmiş bir misyonerdir.

Verbitski’nin sadece hayatını konu alacağım. Eserinin içeriğiyle ilgili başka bilgileri zaman zaman yazmayı düşünüyorum.Çünkü Verbitski 19. yüzyılda yaşayan Altay Türklerinin kültürleri ve dilleri hakkında ilginç bilgiler veriyor. Her ne kadar günümüzde haberleşme hızlı oluyor ve bir çok bilgiye anında ulaşılabiliyorsa da bu o eserin değerini tabi ki düşürmüyor. Zaman bil.. ( devamı )
işsizliğin yararları
15 Mayıs 2009 Cuma 21:11

Paul Lafarque “Tembellik Hakkı” adlı eserinde “hala anlamıyorlar makinenin insanlığın kurtarıcısı olduğunu; insanı aşağılık ve ücretli işlerden kurtaracak olan azat eden boş zaman ve özgürlük veren ta nrı olduğunu”

Makineleşme ve teknoloji ilerliyorken insanların daha özgür olmaları gerekiyordu ve bu oluyor çünkü makineleşme işsizliği doğuruyor. Peki Paul’un dediği gibi işsizlik bizim anladığımızın tersine güzel bir durum mudur. Bugüne kadar pek çoğumuz işsizliğin insanı bunalıma sürüklediğini, gençleri mutsuz yaptığını, işsizliğin insan fıtratına aykırı olduğunu söyledik ve yazdık. Psikologlar işsiz insanın halini her yönüyle incelediler. İşsizliğin ülkelerin gelişmişlik düzeylerini de belirlediğini biliyordu. Kendimiz de bizzat işsizliğin sıkıntılarını yaşadık. Ama bugün ben işsizliği Paul’un açısından bakacağım.

Karınca gibi çalışıyor insanlar. Köyleri bilemem ama özellikle büyük şerhlerde insanların çalışma tempoları en yük düzeye çıkmış bulunmakta. Sabah sokaklarda telaşla işe yetişmek için koşuşturan insanlar, akşam otobüslerde balık gibi üst üste eve dönen yorgun bedenler, yorgun gözler, kızarmış gözler, yorgun düşünce.. ( devamı )
Aydın İlinin 105 yıl önceki sosyal hayatından kesitler
14 Mayıs 2009 Perşembe 23:26

Bugün Aydın sokaklarında dolaşırken aklıma bundan yüz-yüz beş yıl önceki hali geldi. Zeki Mesud ALSAN çocukluğunda Aydın sokaklarında gördüğü bir olayı şöyle anlatıyor:

“…Bu sırada mahallede bir kaynaşma sezildi. Çocuklar yola doğru koşuştular. Kadınlar ileriye baktılar. Mustafa da anasının yanın­dan ayrılarak çocuklara yetişti. Ve kalabalık arasında garip kıyafetli, ve şim­diye kadar hiç görmediği iki insan şekliyle karşılaştı. Bunlardan biri oldukça yaşlı ve kısa boylu idi. Diğeri uzun boylu ve gençti. Koyu lâcivert renginde ve kat kat denecek surette geniş kıvrımlı uzun fistanlar giymiş olan bu kadınların başlarındaki alâmet daha çok seyre değerdi. Nasıl yapıldığına insanın aklının eremeyeceği kar gibi beyaz bir şeyler bunların başını iyice sarmış, onları biraz da heybetlendirmişti. Onları ilk görenler gece görseler mutlaka korkarlardı. Bir şeyler... gerçekten bu iki kadın kafasını, saçlarından -eğer varsa-bir telini bile göstermeyecek surette kapatan bu külahlar, tek bir parçadan ibaret değildi.,. Kanatlı, yelpazeli, girintili, çıkıntılı bir çok şekillerin birleşmesinden meydana gelmiş karışık bir nesne idi. Bellerinde kemer gibi bir kuşak vasrdı. Yanlarında koca taneli ve birkaç devirli tesbihler asılı idi. Tesbihin fistanların eteklerine yakın uçlarında madeni birer haç sarkıyordu. Kollarında koyu renkli, küçük kamış çan.. ( devamı )
Futurist şiir örneği-Vlademir MAYAKOVSKİ
10 Mayıs 2009 Pazar 00:13

PANTOLONLU BULUT



Pelteleşmiş beyninizde

Kirden parlayan bir kanepede yan gelip yatan semiz bir uşak gibi



Hayal kuran düşüncenizi,

Kanlı bir yürek parçasıyla tedirgin edeceğim,

Dalga geçeceğim, geberesiye küstah ve zehirli dilli.



Tek bir ak saç yok ruhumda

Yaşlılığın çıtkırıldımlığı yok onda!

Dünyayı bozguna uğratarak sesimin gücüyle

Yürüyorum – yakışıklı .. ( devamı )

12 Mayıs 2009 Salı

Köle, Gladyatör, Shaman, WarChief, Thrall

The Warchief
10 Mayıs 2009 Pazar 22:30
The Warchief namı diğer Thrall. O Horde tarafının ve Warcraft evreninin en büyük liderlerinden biri. Büyük Şef kitabında gördüğümüz kadarıyla ilginç bir hayat hikayesi var.

Babası Durotan, Frostwolf clanının şefidir. Durotan o sırada warlock Gul'dan tarafından kurulumuş olan büyük karanlık Orc güruhununa her zaman muhalif olmuştu. Durotan, bir gün Orgrim Doomhammer'ı ziyaretinden sonra Gul'dan'ın suikastçıları tarafından öldürülmüştür. Durotan ve eşini öldüren suikastçılar, bebek Thrall'i öldürmeden ormanda bırakmışlardı. O sırada oradan geçen teğmen Aedelas Blackmoore ve uşağı Tammis Foxton onu bulurlar. Blackmoore onun için planları çoktan yapmıştır ve Durnholde’a döndükten sonra Foxton’un karısı Thrall’ı emzirmeye ikna olur. Foxton ailesinin 2 çocuğu vardır. Büyük çocukları Taretha’dır. Taretha’nın kardeşi öldüğünde küçük kız artık Thrall’a kardeşi gibi bakmaktadır.

Thrall büyür, okuma yazma, insan dili ve çok az orkça öğrenir. Onu bulan Blackmoore tarafından çok güçlü bir gladyatör yapılır. Thrall, Blackmoore'a bu arena savaşları sayesinde büyük servet kazandırır. Blackmoore denilen hayvan tabi bununla yetinmez, bir gün Thrall'a üst üste 8 dövüş yaptırır ve bir dövüşe daha çıkmasını ister. 9. dövüşte Thrall dayanamaz ve yere yığılır. Blackmoore iti o gece Thrall'ın ağzına sıçar. Bu dayak ve
Make Love Not Warcraft!
09 Mayıs 2009 Cumartesi 19:46
Hem South Park'ın en iyi bölümlerinden hemde Wow hakkında olması nedeniyle, burada paylaşmaya layık gördüm, Make Love not Warcraft bölümünü. Hemide Türkçe altyazılı lan! Buyrun.




Piksel Piksel Anadolu: Selçuk Erdem.
08 Mayıs 2009 Cuma 16:30


Selçuk Erdem'in hüzünlü Wow çizgi öyküsü, Piksel Piksel Anadolu. Eminim çoğunuz biliyordur. Bilmeyenler için tekrar vereyim. Çizgi öyküyü görüntülemek için tıklayınız.


Ayrıca işlerimin yoğunluğu nedeniyle blogu güncelleyemiyorum fakat yakın zamanda Warcraft kahramanları hakkında geniş bilgi, döküman vs. bulabileceksiniz. Aha size spoiler verim: Thrall, Cairne Bloodhoof, Medivh, Sargeras, Yogg-Saron...








Dünyanın Uyanışı.
08 Mayıs 2009 Cuma 14:41
Titanlar tek ve kusursuz kıta Kalimdor'u oluşturup, tam ortasına bütün dünyaya hayat veren Sonsuzluk Kuyusu'nu yerleştirdikten ve dünyanın savunması ve korunması görevini beş Ejderha Büyük Çehresine bıraktıktan sonra Azeroth'tan ayrılmışlardır.

İşte bu nokta, efsanelerin bittiği noktadır ve bu nokta ile Azeroth'un yazılı tarihinin başlayacağı Lejyon'un ilk istila girişimi olan Kadimler Savaşı arasında ne kadarlık bir sürenin geçtiğini kimse bilmemektedir. Ayrıca bu dönem içerisinde hangi canlı türlerinin varolduğu da tartışmalıdır. Bu noktada şahsi yöntemim Richard A. Knaak tarafından yazılan "Kadimler Savaşı - War of the Ancients" kitabında kendi tespit ettiğim canlı türlerini ve ilave olarak bir çok kaynaktan teyit edebildiğim canlı türlerini var kabul etmek olacaktır. Dünyanın uyanışı sürecini sanırım aşağıdaki gibi anlatmak, en doğru olmasa da, en güvenli biçim olacaktır.


Azeroth'un yazılı tarihi Elflerle başlar fakat Azeroth tarihi sadece Elflerle sınırlı değildir. Titanlar'ın Azeroth'a gelmesinden önce Azeroth'da bir çok ırk ve canlının zaten varolduğu bilinen bir gerçektir ancak bu ırklardan hiçbiri Elfler başarana dek tarihlerini yazılı hale getirmemişlerdir. Titanların Azeroth'a gelişinden önce varolan canlılardan en önemlileri Ejderhalardır. Titanlar Eski Tanrılarla yapılan uzun savaşın ardından dünyayı şekillendirmeyi bitirdiklerinde Azeroth'u korunma ve savunma görevini
Undercity'deki fısıltılar.
30 Nisan 2009 Perşembe 22:37
WIII: Reign of Chaos oynamış olanlar bilirler. Arthas abimiz Frostmourne etkisine girdikten sonra babası Terenas Menethil'i hakkın rahmetine kavuşturuyordu. Bu acı dolu olayın izleri hala Lordaeron krallığında yani şimdiki adıyla Undercity'de duruyor. Öncelikle o olayı hatırlayalım.



Undercity'nin girişinde müziğin sesini kısıp, sound'ı açıp yürürseniz, o acı dolu dakikaları tekrar yaşayabilirsiniz. Kral tahtına yaklaştıkça fısıtlar artıyor. Gerçekten etkileyici.



Warcraft Tarihini Değiştiren Kahraman: Khadgar.
24 Nisan 2009 Cuma 22:44

Başbüyücü Khadgar bugüne kadar yaşamış en büyük büyücülerden ve Alliance'in en büyük kahramanlarından biriydi. çok genç yaşta, Kirin Tor tarafından Medivh'in Karazhan'daki kulesine çırak olarak gönderildi. başta, khadgar medivh'in göründüğünden fazlası olmadığına inandı; kibar, yaşlı ve tuhaf bir büyücü, fakat efendisinde çok yanlış giden birşeylerin güçlü hissine kapılması uzun sürmedi. ama medivh'in Sargeras, karanlık titan, tarafından kontrol edildiğini kestiremedi, yinede bir süre sonra efendisinin hareketlerinden kuşkulanmaya başladı. hemen ardından güruh temsilcisi ve yarı-orc suikastçi Garona'yla tanıştıktan sonra medivh'in Azeroth ve Draenor arasında bir portal açma entrikasını açığa çıkardı. Dark Portal'ın açılmasını durdurmak için çok geç olduğunu bilen khadgar, yardım için aceleyle azeroth kralı Llnane'e gitti. khadgar, lord lothar ve bir grup askerle beraber medivh'in orc savaşlordu Gul'dan ile ruhsal bağını bulmak için karazhan'a döndü. khadgar savaş sırasında medivh'i yenerek, hem onun ruhunu, hemde onu kontrol eden sargeras'ı sürgün etmiş oldu. medivh'in bu savaş sırasında yaptığı bir büyü gençliğini ondan çaldı ve khadgar karazhan'ın altındaki zindandaki obsiyen bir taşın üzerinde yansımasını gördüğünde, karşısında genç khadgar yerine yaşlı bir adam buldu.

khadgar, azeroth'un yıkıntılarından lord lothar ve kalan azeroth'lularla beraber Lordareon'a doğru kaçtı. alliance i
Azeroth'un Eski Tanrıları.
23 Nisan 2009 Perşembe 10:45

Kadim kadim zamanlarda daha Titanlar Azeroth'a gelip düzen vermeye başlamadan önce tabiat güçleri ile doğrudan temasta oldukları düşünülen Eski Tanrılar Azeroth'un hakimleri idi. O çağlarda Azeroth'da yaşayan canlılar arasında bu Tanrılara inanan ve tapınanlar vardı ve Eski Tanrılar Azeroth'u bir tiranlık şeklinde yönetiyorlardı. Eski Tanrılar'ın kökenleri ve doğaları hakkında neredeyse hiçbir şey bilinmemektedir.

Titanlar Azeroth'a geldiklerinde, Eski Tanrılara tapınanlar, Eski Tanrıların komutanları ile Titanlar arasında şiddetli bir savaş yaşandı. Bu savaşın ne kadar sürdüğü konusunda kimsenin bir bilgisi yoktur ama efsaneler bunun çağlar boyunca sürdüğünü anlatmaktadır. Bu uzun ve zorlu savaştan Titanlar galip çıktı ve efsanelere göre Eski Tanrılar ve SavaşEfendileri, Titanlar tarafından gezegenin/evrenin derinliklerinde bir boyuta hapsedildi. Bazı yorumlara göre bu bir hapis değildi, Eski Tanrılar ve SavaşEfendileri Titanlar tarafından uyutulmuştu.

Eski Tanrı'ların sayısı konusunda çeşitli kaynaklar farklı rakamlar vermektedir. World of Warcraft resmi sitesindeki tarihçeye göre 5 adet Eski Tanrı Titanlar tarafından hapsedilmiştir. Richard A. Knaak'ın "Kadimler Savaşı - War of the Ancients" üçlemesine göre o çağlarda yaşamakta olan 3 adet Eski Tanrı mevcuttur.

Eski Tanrılar hakkında genel kabul gören görüş 5 adet Eski Tanrı'nın olduğu ve bunlardan bir tanesinin Titanlarla yapılan savaş sırasında öldürüldüğüdür. İddialara göre öldürülen Eski Tanrı'nın kalıntıları Kali
Bir efsanenin doğuşu.
23 Nisan 2009 Perşembe 08:44

İddia ediyorum bir günde bitereceğiniz kitaptır, Büyük Şef: Lord of the Clans. Çok sürükleyici. Aşağıda bazı bilgilere ve özetine ulaşabilirsiniz.

WarchiefYazan : Christie Golden

Çizer : Samwise Didier


Kitap içinde geçen karakterler :


* Thrall
* Aedelas Blackmoore
* Taretha Foxton
* Orgrim Doomhammer
* Durotan
* Drek’thar
* Grom Hellscream


Sislerle kaplı geçmişinde, Azeroth dünyası harika yaratıkla dolu bir yerdi. Gizemli elfler ve güçlü cüceler, insan kabilelerinin arasında barış ve uyum içinde yaşardı… Ta ki Burning Legion adıyla bilenen iblis ordusu dünyanın huzurunu bozana kadar. Şimdi orclar, ejderhalar, goblinler ve troller, dağılmış, mücadele içindeki krallıklar için üstünlük mücadelesine girişmişti…


Köle, Gladyatör, Shaman, WarChief, Thrall adıyla bilinen esrarengiz orc bu unvanların hepsini almıştı. Bebelikten itibaren kendisini kusursuz bir kukla haline getirmek isteyen zalim insan efendileri tarafından büyütülen Thrall, yeni anlamaya başladığı bir kaderin peşinden gidecek, halkının kadim geleneklerini &o
Arthas, Rise of the Lich King
23 Nisan 2009 Perşembe 08:35
21 Nisan da tüm raflara düşecek olan bu muhteşem eser, Arthas gibi WarCraft evreninin mihenk taşlarından birinin uzun bir hayat sürecini bizlere anlatmakta. Şimdiye kadarki WarCraft kitaplarında fazla anılmayan ama hem WarCraft 3 de hemde WoW un yeni gelen eklenti pakedi Wrath of the Lich King in temel taşını oluşturan Arthas; bu kitapla önümüze seriliyor. Orjinal kitabı şimdiden sipariş verebilirsiniz. Türkçe olarak ise ne zaman çevrilip basılacağı ise henüz belli değil.

Christie Goldenim adlı bir bayan yazarın imzasını taşıyan bu kitapda; Lordaeron un taç giymemiş varisi ve The Silver Hand in mükemmel Paladini Arthas ın nasıl olupda Lich Kinge dönüştüğünü ve onun o anki hislerini daha iyi anlayabileceğiz. Karşılaştığı zorlukları, ihanetleri ve seçmek zorunda olduğu yolları daha iyi yorumlayabileceğiz. Kendini kaptırdığı bu gücün büyüklüğünü ve beynini, ruhunu yiyip bitiren hiç bitmeyen fısıltıların yankısı karşısında belkide ona hak vereceğiz. Kim bilir?

32$ dan satışı olan ve Türkiye için 15$da kargo &uu
W3 Cinematic: Grom Hellscream
22 Nisan 2009 Çarşamba 18:17
Orc'ların savaşçı özelliklerini, iradelerini kaybedip Burning Legion'ına katılmasının nedeniydi, Pit Lord'ların lideri Mannoroth.

Thrall tüm Orc'ları yeniden kurduğu Horde etrafında toplayıp, Burning Legion ve Mannoroth etkisinden bir nebze olsada kurtarmıştı. Bu kişiler arasında efsane çığlığı ile tanınan, Grom Hellscream'de vardı.

Fakat Burning Legion tekrar Azeroth'a gelmişti. Pit Lord lideri, Mannorth Grom Hellscream ve kabilesi Warsong Clan'ını tekrar kendi saflarına çekmeyi başarmıştı. Bunu gören Thrall, bilincini kaybetmiş Hellscream'i kurtarıp, beraber Ashenvale'e Mannoroth'un cezasını kesmeye gittiler. Gerisi zaten aşağıdaki videoda mevcut. Grom Hellscream, büyük nefret beslediği Mannoroth'u dilim dilim etti.

Sağdan soldan üç beş bilgi;
- Hellscream'in kadim dostu Thrall, Orgrimmar'da onun anısına Mannoroth anıtını dikmiştir.
- Hellscream'in mezarı olayın olduğu, Ashvenvale'de bulunmaktadır.(Demon Fall Canyon'da)
- Night Elf'lere druidliği öğreten yarı tanrı Cenarius'u öldürmüştür, Hellscream. (tabi bunun için kutsal su sandığı Mannorth'un kanından içmiştir ve tekrar demonların kontrolü altına girmiştir.)
- Orc'ları Burning Legion etkisiniden kurtaran kişidir, Hellscream.
- Oğlu Garrosh Hellscream, Northern Borean Tundra'de
Illidan'ın belalısı: Maiev Shadowsong
17 Nisan 2009 Cuma 22:27
Maiev Shadowsong ilk zamanlar Elune'un rahibelerinden biri iken War Of the Ancients zamanında diğer night elfler gibi legion a karşı savaşa katılmıştır. Bu savaşta bir çok yakınını kaybetmiş ve büyünün en kötü yüzleriyle karşılaşmıştır.
Tyrande ile birlikte Hyjal dağını araştırmaya gittiklerinde Illidan ın yeni bir sonsuzluk pınarı (well of eternity) yarattığını öğrenirler. Buna kızan night elfler Illdan'ı yakalamaya giderler. Yakalanmak istemeyen Illidan çok güçlü bir büyü ile Maiev in grubundaki bir çok Night Elf'i öldürür. Ancak Tyrande ve Shandris'in yardımlarıyla illidan sonunda yakalanır. Maiev Malfurion'a Illidan'ın bekçisi olmak istediğini söyler. Bundan etkilenen Furion Illidan'ı bir yer altında bir hapse tıkar ve başına Maiev'i koyar. 10000 yıl boyunca sürekli illidan'ın bekçiliğini yapan Maiev artık ondan nefret etmektedir.
10000 yıl sonra Tyrande legion a karşı yardım etmesi için Illidan'ı salar bu sırada bir çok night elf bekçiyi acımasızca öldürür. Illidan ne kadar onlara yardım etmiş olsa da artık bir şeytandır ve onlarla kalamaz ve kovulur.
Illidan'ın salınmasına ve bekçilerinin katledilmesine kızan Maiev yanına sadık yardımcılarını alarak illidan'ı avlamaya çıkar. Illidan'ın kaçarken masum köyleri yakıp yıkması onu kat kat daha sinirlendirmiştir. Onu aramak için bilmediği ad
The Dark Lady: Sylvanas Windrunner
16 Nisan 2009 Perşembe 22:51

Warcraft'ın en karizmatik kahramanlarından Sylvanas Windrunner hakkında üç beş konuşacağım.


Warcraft fanları ilk olarak bu abla ile W3 undead camping'inde karşılaştı. Gay Arthas, Kel'thuzad'ı yeniden diriltmek için Highborne'ların kutsal Sunwell'ine ihtiyaç duyuyordu. Bu nedenle, ordusunu Sunwell'e sürdü. Fakat orada ilerde başına bela olacak bir abla bekliyordu; Sylvanas Windrunner. The Dark Lady, Arthas ile ölümüne savaştı fakat Arthas'ta kararlıydı. Sylvanas'ın tüm çabalarına rağmen Quel'thalas düşer. Yenik düşmüş Sylvanas'ın tek arzusu Arthas tarafından gururlu bir şekilde öldürülmekti. Ama Arthas... Biricik ablamızı undead olarak tekrar dirilterek Banshee haline dönüştürüp, kölesi yapar. Zaman geçtikçe Lich King'in gücü azalıyor, The Dark Lady kendi iradesine kavuşmaya başlar ve en sonunda Arthas'ın belalısı haline gelir. Ardından Nathrezim'lerle anlaşmak yaparak Arthas'ı kendi hazırladığı özel ok ile tuzağa düşürür ve hareketsiz kalmasını sağlar. Bu sefer Arthas, Sylvanas'a gururlu bir ölüm için yalvarır fakat Sylvanas, Arthas'a "son of the bitch" diyerek son noktayı koyar. Tam Arthas'ın sonu yaklaşırken, Kel'thuzad Arthas'ı kurtarır ve Sylvanas'ın tüm adamlarını yokeder. Sylvanas kendini kurtarır ve asla peşini bırakmayacağına dair yemin eder. Daha sonra Sylvanas kampındayken Varimathras bu başarısından dolayı tebrik eder, Nathrezim'ler ile birlik olması için teklif götürür. Sylvanas bu teklifi geri çevirir ardından bu teklifin sahibi Varimathras, Sylvanas'a cephe alır. Fakat
An undead movie...
16 Nisan 2009 Perşembe 17:47
Gözyaşlarınıza hakim olamayacaksınız...



Youtube'a giriş !
14 Nisan 2009 Salı 21:19
Sevgili abilerimizin, son derece yerinde bi' kararla Youtube'u kapatması tüm Türkiye'de inanılmaz bir mutluluk ve coşkuyla karşılandı. Dünyanın kanayan yarası Youtube'u kapatarak bizi uygar milletler seviyesine çıkaran abilerimize burdan teşekkürü borç bilirim.

Fakat ama lâkin, çevrede dolaşan bazı kötü niyetli şahsiyetler "Youtube'a giricem lan" diyerek dolaşıyorlarmış. Onları burdan kınıyorum. Fakat yine içimdeki yardımsever duygu ile onlara yardım eli uzatmaya karar verdim.

Programımızın adı Youtube Jacker.Ahanda buda link. İndirin yasakları çiğneyin. Bazı arkadaşlarımız "Ne indircem lan vürüs vardır msn facebook giremem sonra" diyerek benim asabımı bozmasın lütfen.
Hürmetler.
Yazdığım birkaç nacizane script.
14 Nisan 2009 Salı 21:15
Sade, kullanışlı, az ayrıntılı, geliştirmeye çok açık ASP scriptlerimi sizlerle paylaşmaktan gurur duyarım.

Tada.. !

WssN albüm v.1.0
WssN ziyaretçi defteri v.1.3
WssN blog v.1.3

Doya doya, kaynak belirtmeden çalın çırpın, değiştirin alta kendi imzanızı atın.
Saygılar, sevgiler.
Mutsuzluk.
14 Nisan 2009 Salı 21:13

Sanmıyorum ki mutsuzluk daha iyi anlatılabilinsin. (bkz:Umut Sarıkaya)
Hayallerin Oyunu Wow.
14 Nisan 2009 Salı 21:10
Guildiyle Volkan Cikaricisi Supremus'u altetmeyi basaran insanlardan birisi olan Ezra Chatterton, bir Warcraft Fan'iydi. "Gercekten cok etkilendim, bravo Blizzard!" dedi oturdugu tekerlekli sandalyesinde...

Kendisinin bir beyin tumoru vardi. Teshis kotuydu; Metastatik Kanser. Mart ayinda agir basagrilari basladi ve bir gun Nisan ayinda hastaneye kaldirildi. Verilen yatistirici yuzunden tam 1 hafta boyunca uyanamadi. Hastanede halsiz ve yorgun haliyle yapmak istedigi tek sey World of Warcraft oynamakti.

Amerika'nin Make-a-Wish (Bir dilek tut) kurulusu onu ziyarete geldiginde, Ezra ne istedigini cok iyi biliyordu. "Blizzard'in bulundugu yere gitmeyi ve onlarin bizim icin bir karakter yaratip bir seyler yapip yapamayacagini gormeyi isterdim"...

Ezra dileginin gerceklesecegini dusunmuyordu, olsa olsa bir video konferansina cagri olur" diye gecirmisti aklindan. Ve Blizzard bunu ogrendiginde, Ezra dunyadaki 10milyon World of Warcraft oyuncusunun gipta edecegi bir seye kavustu. Sadece sirkette tur atma sansi degil, oyun icin yeni bir sey yaratma sansi yakalamisti Ezra.

Bir cuma gunu, siyah bir limuzin ile Blizzard Irvine Anamerkezi'ne geldi Ezra, dunyanin en basarili oyun sirketlerinden birisini gezmek sansini yakalamis olarak. Ezra hizlica Jeff Kaplan'in ofisine ilerledi yeni silahlar ve karakterler yapabilme amaciyla. Ve sonra kayit studyosuna gitti yeni bir karakteri seslendirmek icin. Ve gunumuze ulasan yeni bir silah, kopegi Kyle, yeni bir quest ve yeni bir NPC'yi oyuna sokmayi basardi, Ahab Wheathoof.

Yaratilacak silah icin "Kesinlikle bir crossbow istiyorum" dedi Ezra, Jeff Kaplan'a. Istedigi Crossbow'u uzunca ve detaylariyla anlatti. Tehlikeli alevler, kavisli bir gorunum ve ekstra bir hasar ozelligi. 10 saniye icinde 300damage yapabilen alevli bir ok atmasini istiyorum" dedi Ezra. Bir kac mouse click'i ile, bir prototip olusturdu Jeff Kaplan. E

21 Ocak 2009 Çarşamba

Mobil sektörününün tartışılmaz lideri

Windows 7 Çoklu Dokunuşlu Albatron Monitor
21 Ocak 2009 Çarşamba 12:33
Windows 7 ‘nin en önemli özelliklerinden birinin çoklu dokununuş olduğunu söyleyebiliriz.Ancak şuana kadar çoklu dokunuşu destekleyen bir monitör piyasada yoktu.Ama Albatron firması çalışmalara başladı ve yaklaşık 3 ay sonra çalışmalarının karşılığını alacaklar gibi gözüküyor. Albatron, prototipini geçen yıl tanıttığı OTM’in (Optical Touch Monitor) üretime girdiğini haber verdi.İlk üretilen OTM, 21.5 inç boyunda olacak ve yüksek [...]
Nokia 5730 XpressMusic ( QWERTY Klavyeli )
21 Ocak 2009 Çarşamba 12:25
Mobil sektörününün tartışılmaz lideri Finlandiya kökenli Nokia markası 5730 ExpressMusic modeliyle müzik sevenlere hitap ediyor.Müzik odaklı moddellerde sık rastlamadığımız Qwerty klavye bulunan 5730 ExpressMusic ‘te S60 işletim sistemi bulunuyor.Nokia 5730 ExpressMusic ‘in başlıca özellikleri;

3.2 Megapiksel led flaşlı kamera (Carl Zeiss lens)


2?lik 240×320 çözünürlüklü ekran (16M renk desteğine sahip)


USB, Bluetooth 2.0, EDGE


Dahili GPS alıcısı


128MB Dahili [...]
Agora ve Agora Pro Geliyor
20 Ocak 2009 Salı 12:38
Androit tabanlı ikinci telefon Koban Agora yakın zamanda vitrinlerdeki yerini almaya hazırlanıyor.Google telefonu iki farklı versiyon şeklinde kullanıcılara sunacak ( Agora ve ve Agora Pro ) Ocak ayının sonunda piyasaya sunulması beklenen Agora serisini Kogan tarafından üretiliyor.Google’ın Android tabanlı yeni telefonlarından Agora Pro, Agora’ya nazaran daha güçlü özellere sahip olacak. 2,5 inç dokunmatik ekran ve [...]
En Iyi Firefox Eklentileri
20 Ocak 2009 Salı 10:22
Popüler web tarayıcısı Firefox’u özel kılan ve onu sevmemizi sağlayan en önemli yanı, çok geniş eklenti arşivine sahip olması ve eklentilerle yapılabileceklerinin sınırı olmaması. Örneğin Firefox kullanıcılarının bir FTP istemci yazılımı kullanmasına gerek kalmıyor; bunu bir eklentiyle çözebiliyor.Biz de Silik10.com ekibi olarak en çok iş görecek, popüler ve hayatı kolaylaştıracak eklentileri bir araya toparlayıp bir [...]
Yeni Core 2 Quad İşlemciler
20 Ocak 2009 Salı 10:12
Beklediğimiz gibi Intel resmi işlemci fiyat indirimini yaptı ve 65W TDP’ye sahip yeni Core 2 Quad işlemcilerini duyurdu. Fiyat indirimleri ağırlıklı olarak dört çekirdekli işlemciler üzerine. İsterseniz tablo halinde indirimlere ve yeni işlemcilere bakalım. DEVAMI…
Internetten Ehliyet Sınavı
20 Ocak 2009 Salı 10:04
Yılda ortalama 2milyon kişinin girdiği ehliyet sınavına MEB yeniden şekil veriyor.Motorlu taşıt sürücü kursu sınavları internet üzerinden yapılacak.Belirli sınav merkezlerinde hafta içi ve hafta sonu yapılacak e-sınavlar günün her saatinde yapılabilecek.Ve sürücü adayları direksiyon sınavına girmek için 1 ay beklemeyecek sonuçlar hemen açıklanacak ve zamandanda tasarruf sağlanacak.
Duruşmaya Msn’den Katılın
19 Ocak 2009 Pazartesi 23:40
Adalet artık msn yoluyla tıkır tıkır işleyecek.Tanıklar mahkemeye bir tıkla, e-posta yoluyla davet edilecek. Web-Cam ile ifade alınabilecek. Dava dilekçeleri de internetten elde edilebilecek. Allah ve namus üzerine ant içilmeyecek, yeminler laik olacak.Meclis uzun süreden beri gündeminde bulunan bir düzenleme için düğmeye basıyor. Hukuk Mahkemeleri Usul Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine 21 Ocak’ta TBMM Adalet Komisyonu’nda başlanacak, [...]
“Satılık Wi-Fi Şifre Kırıcı” Pes Doğrusu
19 Ocak 2009 Pazartesi 17:18
Güvenlik yazılımları geliştirdiğini iddaa eden bir Rus yazılım şirketi Wi-Fi şifrelerini kırmak için geliştirdiği yazılımın satışını yapmaya başladı.Normalde Wi-Fi şifrelerinin kırılması için trilyonlarca işlem gerekiyor.Geliştirdiği yeni tekniklerle Wi-Fi şifrelerini kıran Elcomsoft yazılımına Wireless Security Auditor 1.0 ismi verilmiş. Tahmine dayalı şifre kırma teknolojisinden farklı olarak, aktarılan veri paketlerini yakalayan ve bunun içerisinden şifreyi süzerek sahibine [...]
Apple App Store ile uçuyor
18 Ocak 2009 Pazar 19:12
Apple’ın yaklaşık 6 ay önce Iphone kullanıcılarına hitaben açtığı App Store’dan bu kısa zaman diliminde 500milyon uygulama indirildi.Dünya çapında 13milyon Iphone kullanıcısının olduğunu varsayarsak her Iphone kullanıcısı 38 uygulma indirmiş istatistiği ortaya çıkıyor.Apple’ın 2009 yılında 30milyon daha Iphone satacağını varsayarsak App Store’dan indirilen uygulama sayısınında 2009 yılının sonunda 1milyonu geçmesi hiçte zor gözükmüyor.
Kabloların birbirine dolaşmasına renkli çözüm
17 Ocak 2009 Cumartesi 17:46
LaCie, sevimsiz bir soruna basit bir çözüm getirerek, bilgisayarların çeşitli girişleri için yassı, renkli bağlantı kabloları tasarladı.USB A’dan B’ye, USB A’dan Mini B’ye, USB A erkek uçtan A dişi uca, FireWire 400?den FireWire 400?e FireWire 400?den FireWire 800?e, FireWire 800?den FireWire 800?e ve eSATA’dan eSATA’ya şeklinde bir dizi giriş-çıkışı birleştiren kablolar, harici optik sürücü, sabit [...]
Teknoloji, Fotoğraf, müzik, Yorum, haberler, Güncel, güvenlik, gündem, indir, bilgisayar, internet, haber, hayat, tasarım, bilgi, Finlandiya, başarı, Oyun, windows, php, yazılım, msn, ilim, GPS, iphone, telefon, dünya, arkadaş, üretim, destek, çeviri, siteler, mobil, tavsiye, wireless, firefox, teknik, uygulama, digital fotoğraf, içerik, bilim ve teknoloji, teknoloji haberleri, plazma, digital, music, öğrenim, telefonu, Sınavlar, LCD, renkli, çekirdek, popüler, şifrel, piksel, klavye, intel, ekran, mso,

http://www.silik10.com